English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ O ] / Old baby

Old baby traducir turco

696 traducción paralela
But, my goodness, Mr Jesse, that sure is one cute little old baby.
Ama, Tanrım, çok şirin küçücük bir bebek.
You're still operating the old baby farm grist mill, aren't you?
Hala o eski bebek öğütme değirmenini işletiyorsun, değil mi?
As many of you know, the Holy Bible omits some 30 years of Moses'life, from the time he was a three-month-old baby and was found in the bulrushes by Bithiah, the daughter of Pharaoh, and adopted into the court of Egypt
Çoğunuzun bildiği gibi İncil'de Hz. Musa'nın hayatının ilk 30 yılı yer almaz, 3 aylık bebekken, firavunun kızı
She had a year-old baby.
Bir yaşında bebeği vardı.
There's my sweet old baby.
İşte benim bir tanem de geldi.
And he's got Simon, a 1-year-old baby.
Ve bir de Simon var. Bir yaşında bir bebek.
- I might lose my six-month-old baby.
- Altı aylık çocuğumu düşürecektim!
I'll have the answer when I know why a 69-year-old Sterno drinker with an ulcer is like a normal six-month-old baby.
69 yaşında bir eter içicisiyle, sağlıklı 6 aylık bir bebeğin ortak yanını bulursam,... o zaman yanıtı da bulacağım.
JUST A BIG, STRONG, SWEET OLD BABY.
Büyük, güçlü, tatlı, ihtiyar bir bebek.
This woman, 30 years old, volunteered to look after a four-month-old baby with a brain injury who screams day and night.
30 yaşındaki bu kadın beyin hasarı olan ve gece gündüz ağlayan dört aylık bir bebeğe bakmak için gönüllü oldu.
This film I call "A Trip To The hospital To Visit Carla And Her New Two-Day-Old Baby."
Bu filme, "Hastaneye, Carla'ya ve yeni iki günlük bebeğine" gezi diyorum.
People, my children... three-month-old baby can live... without dying of unknown diseases.
İnsanlar, yavrularım, üç aylık bebeyken, bilinmeyen hastalıklardan ölmeden de yaşayabilirler.
I'm old enough that sometimes I forget... about your name from time to time. But do you think that I'll be able to handle having this baby?
Yaşlı olduğum için adın Seok Cheol mü Cheol Seok mu diye karıştırırken buna sahip olabilir miyim?
The opera's old hat, baby.
Operanın modası geçti bebeğim.
Then right next to them is a baby shoe of Zan's... and a cheap old cameo on a string.
Hemen yanında da Zan'in bebeklik ayakkabıları ve eski değersiz akik.
Did I ever tell you about old Dad Butler... who killed the fly on his baby's head with a sledgehammer?
Size yaşlı baba Butler'ın, bebeğinin kafasındaki sineği balyozuyla öldürüşü hikayesini anlatmış mıydım?
- Old Dad Butler's baby.
- Yaşlı baba Butler'ın bebeği.
"until the baby is at least a week old."
Bebeğe daha önce banyo yaptırılmamalıdır. "
Well, don't let the old boy run you down in his wheelchair. Everything is set, baby.
Dikkat et de ihtiyar tekerlekli sandalyesiyle sana çarpmasın.
Last night, under the bridge they found a little baby, 4 days, 5 days old.
Dün gece köprünün altında 4-5 günlük bir bebek bulmuşlar.
A little baby, 4 days, 5 days old.
Küçük, 4-5 günlük bir bebek.
I prepared, as usual... to take the baby out in its perambulator. I had also with me a somewhat old, but capacious handbag... in which I had intended to place the manuscript... of a work of fiction that I had written... during my few unoccupied hours.
Yanımda ayrıca eski ama büyük bir çanta vardı, niyetim bu çantaya boş saatlerimde yazdığım romanın müsveddelerini koymaktı.
I can't wait to jab this baby in the old man's face.
Bu bebeği yaşlı adamın suratına dayamak için sabırsızlanıyorum.
Oh, Clara, that baby brother of yours is like a five-year-old kid.
Clara, şu kardeşin sanki beş yaşında bir çocuk gibi.
- Baby, it makes you look so old.
- Bebeğim, seni yaşlı gösteriyor.
Well, the old lady won't let her baby come down to this place.
Yaşlı kadın bebeğinin buraya gelmesine izin vermiyor.
Look, the public likes personal contact with the candidate, you know, the old handshake, the baby kissing.
Pomeroy'a bir düelloda meydan okuyacaksın. Hayır. Onu arkadan vurmayı tercih ederim.
Old crow baby.
Kart horoz.
That big old spoiled baby of yours knew something was up.
Sizin bu şımarık, koca bebek! Bir şeyler olacağını biliyordu.
Look, Laura baby, if there's anything at all like the old spark between us, I'd marry you this time.
Bak, Laura bebeğim, hala birbirimize karşı bir şeyler hissediyorsak, bu kez evlenirim seninle.
When you get there, you'll understand life... and you'll become a cat, phoenix, swan, elephant, baby and an old man.
Oraya ulaştığınız vakit, hayatı öğrenecek ; ve bir kedi, bir Anka kuşu, bir kuğu, bir bebek ve yaşlı bir adam olacaksınız.
And since old Whateley's not allowed anyone out there since, it's possible that baby may have lived.
Ve yaşlı Whateley kimseyi dışarı bırakmadığı için bebek yaşıyor olabilirdi.
There's a cat, and I really don't even know his name but I remember that Chip said that his old lady just had a baby and that made me think.
Gerçekten ismini bilmediğim birisi gelip dedi ki, sanırım Chip demişti onu da yaşı geçkin karısı doğurmuştu da bu beni düşündürmüştü.
Are you sure the old man and the baby are still alive?
Yaşlı adam ve bebeğin hâlâ hayatta olduğundan emin misin?
Just plasma for the old man, dextrose for the baby.
Yaşlı adamda pıhtılaşma, bebekte de hızlı dolaşım var.
There's got to be something that the old man and baby have in common.
Yaşlı adam ve bebeği, aynı durumda tutan bir şey olmalı.
Opposite blood chemistries, the baby and the old man.
Zıt kan kimyası, bebek ve ihtiyar adam.
It's what happens to the baby when he cries too much, or the old man on Sterno.
Çok ağlayan bebeğe ve eter içen adama olanlar buydu.
It's genuine 160-proof old Anglo-Saxon, baby.
Bu hakiki 160 derece, yıllanmış Anglo-Sakson kanı, bebek.
He looked like a baby, 15 years old.
Bir bebek gibiydi, 15 yaşında.
Patience, baby. Soon you have your old Adam back.
Sabırlı ol, bebeğim.Birazdan yaşlı Adem'in burda olur.
Baby, I don't need God's help. Or your old man's. Not anymore.
Belki bundan sonra Tanrının veya babanın yardımına ihtiyacım olmayacak.
In a way I'm just loving it... because it recalls my old doll house days... when I was just a little baby girl and I used to spend hours... pretending to serve tea.
Bir şekilde bunu çok seviyorum... çünkü bana oyuncak evimde oynadığım günleri hatırlatıyor. Küçük bir kızken mahsuscuktan çay servisi yapmak için... saatler harcardım.
Ain't no particular time for a baby to be birthed, Old George.
Bir bebeğin doğmasının belli bir vakti yoktur Yaşlı George.
My old lady's having a baby, man.
Karım doğum yapacak. Evime gitmeliyim.
Things have come to a pretty place when a widow woman with a 15-year-old backward baby boy gets treated like this, and they call it legal!
İşler, dul bir kadın ve 15 yaşındaki çocuğunun oturduğu bir eve girmeye kadar vardı ve yasal olduğunu söylüyorlar!
He forced me to tell where the Old Devil was And threatened to kill my baby
Yaşlı şeytanın nerde olduğunu öğrenmek istedi ve bebeğimi öldürmekle tehdit etti
He punches the baby, shoves the seven-year-old.
O da bebeği tokatlar.
But the little baby would be a very old man.
Ama küçük bebek, çok yaşlı bir adam olurdu.
I'm not old enough, and I don't want to have a baby.
Yaşım genç, bebeğim olsun istemiyorum.
- I was just a baby, 3 or 4 years old.
Hayır, üç - dört yaşlarında falandım.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]