English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ T ] / Then i'm done

Then i'm done traducir turco

598 traducción paralela
Then then I stand in front of a billboard and read what I've done, and read and read.
Sonra İlanların karşısında dikilip neler yaptığımı, okuyup duruyorum.
I ought to have done it then, not come on any trip like this.
Zamanında başvurmalıydım, bu seyahate çıkmamalıydım.
It was only then I knew what I'd done.
Sadece o zaman ne yaptığımın farkına vardım.
It was so dark, I couldn't see and not until I'd hit them and not even then did I realize what I'd done.
Öyle karanlıktı ki, çarpıncaya kadar göremedim onları hatta çarptıktan sonra bile ne yaptığımı fark edemedim.
Then I'm sure you'll know what must be done.
O halde ne yapılması gerektiğini eminim biliyorsunuz...
Then I'm done.
O halde işim bitti.
Maybe in a while, with hard work I can set you up as I've done with many other girls but then, after that... you can do as you wish.
Belki bir süre sonra sıkı bir çalışmayla seni iyi bir hale getirebilirim keza diğer kızlara da aynısını yapmıştım ama tüm bunların sonrasında istediğini yapmakta özgürsün.
Then he was killed. I'll never be sent to jail or condemned to die for what I've done.
Yaptığım şey yüzünden hapse gitmeyecek ya da ölüme terk edilmeyeceğim.
And then I remembered you'd done that about a month ago.
Ama daha sonra o faslı bir ay önce yaptığınızı anımsadım.
And then I suddenly realised that she had loved him too and had done actually nothing to harm me.
Ve onun da babamı sevmiş olduğunu anladım ve gerçekten beni incitecek bir şey yapmadığını.
I may have done something wrong but I didn't know you then.
Bir hata işlemiş olabilirim ama o zamanlar seni tanımıyordum.
And then i came to understand that he had done something even better for me.
Ama bana bundan daha iyi bir şey yaptığını anladım.
Then I have failed him who follows me, for I have not prepared the way as I should have done.
O halde benden sonra gelecek olan için gerektiği gibi yol açmayı başaramadım.
I believe you'd have done it then.
O zaman bunu yapardın sanırım.
I'm done, then.
Tamam, uzatmayalım.
During the war, I used to think if I come through this, then I'll do something special and I won't stop until I've done it.
Savaştayken şöyle düşünürdüm : Bunun üstesinden gelebilirsem benzersiz bir şey yapacak başarana dek de durmayacağım.
And I've done all right so far, but then, I got this, this morning.
Şu ana değin iyi gitti, fakat sonra, bunu aldım, bu sabah.
But if I'm to help you out, as I've always done, and you were so happy then, you must tell me something!
Her zaman olduğu gibi sana yardım etmek istiyorum... o zamanlar çok mutluydun, Ne olur bir şey iste benden!
Then I'll have my hair done :
Saçımı yaptırayım.
Yes, you're right, I've done it already, but I had a very different motive then.
Evet, haklısın, zaten bunu yapmıştım, ama o zaman çok farklı bir güdüm vardı.
If we can keep the revolution alive, with that money, for just a day then I'll steal and cheat, and whore and anything else that must be done.
Eğer bu parayla devrimi ayakta tutabileceksek, bir gün bile olsun, bu durumda çalarım, aldatırım ve fahişelik yaparım ve yapılması gereken başka her şeyi yaparım.
I love this land and when this great responsibility becomes yours then I pray that with God's help you will reign more happily than I have done.
Bu ülkeyi seviyorum ve bu büyük sorumluluk senin olduğunda Tanrı'nın da yardımıyla benden daha mutlu bir hakimiyet sürmen için dua ediyorum.
Each person do an outline. Then at the end of the year... we have them Xeroxed and exchange them. Now, I propose that nobody buys any outlines... because they won't reflect the work we've done together.
Herkes bir özet hazırlayacak... daha sonra, yıl sonunda... onları fotokopi yapıp birbirimizle değiştireceğiz.... başkalarından özet satın almamanızı öneriyorum... çünkü, onlar bizim burada yaptığımız çalışmayı yansıtmaz.
But, then, I've never done anything I was expected to do.
Ama, sonra, yapmayı düşündüğüm hiçbir şeyi yapmadım.
... then I haven't done my job.
... o zaman işimi yapmadım.
One last piece and then I'm done.
Son bir kez daha ve artık bu son.
SINCE THEN, I'VE DONE A LOT OF THINGS.
O zamandan beri birçok şey yaptım.
Let me get this copy done, and then I'll talk.
Şu yazıyı yazayım, konuşuruz.
The thing is, and then I'll shut up I haven't done anything wrong.
Demek istediğim, sonra susacağım kötü bir şey yapmadım.
What should I have done, then?
Napsaydım peki?
I was makin'a few records by then, and she was singin'when I met her, and she said she'd give it up when she got married, but then she recorded a song of mine, and she done well with it...
O zamanlar birkaç plak kaydediyordum, onunla tanıştığımda o da şarkı söylüyordu ve evlendiği zaman bırakacağını söyledi. Ama sonra benim bir şarkımı kaydetti ve çok başarılı oldu ve beş yıl daha şarkı söyledikten sonra bırakacağım dedi.
But the worst thing I ever done, I mixed up fake puke at home and I went to this movie theater, hid the puke in my jacket climbed up to the balcony and then I made a noise like this...
Bugüne kadar yaptığım en kötü şey : Evde sahte kusmuk hazırladım sonra da sinemaya gittim, kusmuğu montuma sakladım balkona çıktım ve böyle bir ses çıkardım...
You know what I've done since then.
O zamandan beri ne yaptığımı biliyorsun.
Well, then I'm just about done then.
İyi, o zaman ben işimi bitirdim sayılır.
I just have two more pen pals and then I'm done.
İki mektup arkadaşım kaldı, sonra bitecek.
Then they'll tighten the screws and I'm done for
Sonra benim için sıkıntı olacak.
I got to break up with you and find someone else I can stand being with, and even then, I might have trouble getting pregnant after everything I've done to my body.
Ayrılacağım ve katlanabileceğim birini bulacağım. Öyle bile ne kadar kolay olur bilmiyorum. Vücuduma yaptığım bunca şeyden sonra hamile kalmakta güçlük çekebilirim.
My dear sir, it is painful for me to discuss it but I can say that all of this is done with most careful consideration and if the money is not paid on the 14th then there certainly will be no marriage on the 1 8th.
Sevgili bayım, bunu tartışmak bana acı veriyor, fakat diyebilirim ki, bütün bunlar çok dikkatli düşünülerek hesaplandı. Para ayın 14'ünde ödenmezse, o taktirde ayın 18'inde kesinlikle düğün olmayacak.
Hard to believe I'm saying this, DRUGS have done good things for us. "What do you mean Bill?" Well if you don't believe drugs have done good things for us, do me a favour then.
... haplar bizi güzel etkiler. Bunu söylüyor olduğuma inanmak güç : haplar bizi güzel yapar. - "Ne demek istiyorsun Bill?"
Then he starts asking what I've done today.
Sonra birden sormaya başlıyor, gün boyunca neler yapmışım, diye.
I could get that done and then probably come in and check your bathroom for blockagees up there.
İşim bitince banyonuza gelip orada tıkanma var mı diye bakarım.
Fill up from that and then when you get done with that, I can mix you up some more.
Oradan alırsınız. Bitince, ben biraz daha hazırlarım.
And I have done then a something that so alarmed him, thar he feels that he now must add me to his role of victims.
Onu korkutacak bir şey yapmalıydım ki beni de kurbanlarının arasına katsın.
So, I thought I'd move out for a while, and I would then be able to get some work done.
O yüzden, bir süre başka yere taşınayım, böylece çalışabilirim diye düşündüm.
Well, then I'm done.
Öyleyse, hepsi bu kadar.
[Man Narrating] Until then I " d done things my way, but from then on something else stepped in... and shunted me off to a different destination... than the one I had picked for myself.
O zamana kadar her şeyi kendimce yapmıştım ancak nasıl olduysa başka bir şey devreye girdi ve kaderimi benim seçtiğimden başka bir yöne çevirdi.
Because then you can say, "Hell, I could have done that too."
Çünkü o zaman "Yok ya, bunu ben de yapardım." diyebilirsin.
Anybody here disagrees with what I've done... then you feel free to relieve yourself of duty now.
Yaptığım şeye katılmayan herhangi biri varsa derhal görevinden ayrılmakta özgürdür.
Get him in that cruiser, bring him down here... and we'll get this done, then I'm buying at the Thick.
Onu gemiye götürün ve buraya getirin. Bu iş bittikten sonra Thick'e yemek ısmarlayacağım.
- Oh, then I probably already done it.
O zaman muhtemelen çoktan yaptım.
Ever since then I've just done my job, you know?
O zamandan beri sadece işimi yaptım.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]