Dakikan traducir inglés
6,471 traducción paralela
İki dakikanız var.
You got two minutes.
Bu şehrin, onların ortak ruhu ve vizyonuna çok şey borçlu olduğu Başkan Stody, Yargıç Lewellen ve tabi ki Komodor Kaestner'a minnettarlığımı sunmak için bir dakikanızı rica ediyorum.
I'd like to take a moment to express my gratitude to mayor Stoy, judge Lewellen, and, of course, Commodore Kaestner, to whose vision and public spirit this city owes so very much.
Caffrey, bir dakikan var mı?
Caffrey, you have a sec?
Gümüş tabaktaki mükemmel şansı kaçırmaktan bahsetmişken beş dakikan doldu. Evet. - Hayır.
Speaking of missing perfect chances and silver platters, your five minutes is up.
Bir dakikan var mı?
You got a minute?
- Bir dakikan var mı?
- Got a sec? - Sure.
Selam Louis, bir dakikan var mı?
Hey, Louis, do you have a minute?
- Sadece 23 dakikan var.
You only have 23 minutes.
Hey, Russell, bir dakikan var mı?
Hey, Russell, you got a sec?
Bir dakikanızı alabilir miyim?
Might I take up a moment of your time?
- Bir dakikan var mı?
- You got a sec?
Beş dakikan var Allen.
Five minutes, Allen.
- Sadece bir dakikanı alacağım.
This'll only take a minute. Oh, a minute might be too long.
Sadece 1 dakikanızı bana ayırın.
Please meet me for a moment.
Onu bana getirmek için 30 dakikanız var.
You have 30 minutes to bring him to me.
Müzakerecinizin ve sizin 5 dakikanız var.
You and your negotiator have five minutes.
- Harvey, bir dakikan var mı?
Harvey, do you have a second?
- Bir dakikanız var mı?
Hey, do you have a minute?
Bir dakikan var mı?
Got a minute?
15 dakikanız var.
You got 15 minutes.
- 11 dakikan var nakletmek için.
- You got 11 to get it into him.
Sadece üç sokak ötesi. 5 dakikanı almaz.
- No way! It's three blocks away. It'll take five minutes.
Bu maskaralığı çözmek için 15 dakikan var.
You have 15 minutes to solve this charade.
Hükümeti ve CIA'i aramadan önce tam beş dakikanız var.
So, you've got five minutes Before I call state and the cia.
Bir dakikan var mı?
Do you have a minute?
- Louis, bir dakikan var mı?
- Louis, you have a minute?
Lourdes, bir dakikan var mı?
Lourdes, you got a minute?
Tamam, en fazla 20 dakikan var. Anladın mı?
Okay, I can give you 20 minutes, tops.
Şu andan itibaren 23 saat 59 dakikan var.
You now have 23 hours and 59 minutes.
Ona vermek için 11 dakikan kaldı. Hey, Doktor.
You've got 11 to get it into him.
- Bir dakikan var mı?
- Can I bend your ear for a minute?
Bir dakikan var mı?
Can I get a minute?
Bir dakikan var mı?
You got a sec?
- Yaklaşık 45 dakikan var.
You got roughly 45 minutes.
İki dakikanı alacağım, lütfen?
Two minutes of your time, please?
Tamam, sistem kendini yeniden başlatmadan önce 6 dakikanız var.
Okay, you've got six minutes before the system
Bir dakikan var mı?
Have a moment?
- Bir dakikan var mı?
Yeah, um, do you have a minute?
20 dakikanı aldın.
You just bought yourself 20 minutes.
Bir dakikanız var mı Dedektif?
Got a minute, Detective?
20 dakikanı alır en fazla.
It'll take you, like, 20 minutes.
bir dakikan varmı?
You got a minute for me?
Harvey bir dakikan var mı?
Harvey, you have a minute?
Eğer bir dakikanız varsa soruşturmanın detaylı raporuna bir göz atmak isterim.
If you have a minute, I'd love a detailed report of this investigation.
Kimi zaman gün boyu hayalarına tekme yedikten sonra birbirini seven, iyi ve sempatik insanları konu alan bir dizi istersin, ve bu dizilerde ne olursa olsun 30 dakikanın sonunda her şey düzelir.
you just want to watch a show about good, likable people who love each other, where, you know, no matter what happens, at the end of 30 minutes, everything's gonna turn out okay.
- Yedi dakikanız var, hanımefendi.
- You have seven minutes, miss.
İki dakikan var. Ondan sonra benim de yapabileceğim bir şey yok.
You have two minutes, after which there's nothing I can do.
Teçhizatlanmak için 15 dakikanız var.
You got 15 minutes to gather your gear.
5 dakikanız var.
Five minutes!
Beş dakikan var.
You've got five minutes.
Bir dakikanızı alabilir miyim?
A moment?