English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ C ] / Clear it

Clear it traduction Turc

10,233 traduction parallèle
We have a plate of here-and-now problems, and I mean to clear it.
Çözmeye niyetli olduğum tonla sorunumuz var.
There, it's clear.
Gel, burası temiz.
His blood will be the one to do it, when the time is made clear.
Vakti geldiğinde kanı ile bunu yapacaktı.
Yet I see no clear path for it to travel forward.
Ama ilerleyebileceğim açık bir yol görmüyorum.
It lasted but a moment, but it was... vivid and clear.
Sadece bir an sürdü ama son derece canlı ve netti.
It's only been three days, and it's already clear that this is a huge mistake.
Sadece üç gün oldu ve bunun büyük bir hata olduğu apaçık ortada.
Is it clear?
Temiz mi?
Just tell me when it's clear.
Temiz olduğunda söyle sadece.
- It's clear.
- Temiz.
It's clear where you stand.
Nerede durduğun açık.
Charu but it is clear that she doesn't like you.
Fakat açık olarak görünüyor ki Charu senden hoşlanmıyor.
It's clear.
Boş.
- Danny, don't. - No, it's time to clear this up once and for all. - Let's call a lawyer.
Avukat çağıralım.
It is becoming increasingly clear that I will not be finishing this case.
Bu davayı sonlandıramayacağım son derece açık hale gelmeye başladı.
So we want to make it clear before getting the police involved.
O yüzden polisi işe karıştırmadan çözmeye çalışıyoruz.
It is clear none of you understand.
Açıkça görülüyor ki hiç biriniz anlamıyor.
Let us make it clear for him.
Ona durumu izah edelim.
A few days without oxygen, it turns from crystal clear to Navy blue.
Birkaç gün oksijensiz kalırsa, belirgin olmaktan laciverde dönüşür.
Yes, yes, it's clear!
Evet, evet. Anlaşıldı.
Let me be clear if I don't make it back,
Açık konuşayım. Geri dönemezsem Simmons öldürülecek.
It's so clear to me now.
Şimdi her şey daha açık.
Sorry, it's the fourth time I've gone over it, and she's never in the clear.
Üzgünüm, bu, üstünden dördüncü geçişim, kadın hiç açıkta değil.
I just think it'd be a good idea if we clear the air about a few things.
Büyütülecek bir şey değil. Aramızdaki birkaç şeyi açıklığa kavuştururuz diye düşündüm.
And I've made it clear to Snotlout that you're not staying in his hut.
Ve ben de Snotlout'a onun kulübesinde kalmayacağını açıkça belirttim.
Two things I want to make clear to everybody in this room never betray me, and it's time to go.
Bu odadaki herkese iki şeyi açıkça belirtmek isterim : Asla bana ihanet etmeyin ve gitme vakti.
It's clear he needs what she wants.
İstediği şeye adamın ihtiyacı olduğu çok belli.
Yeah, Jay made it pretty clear that he doesn't want to help get me killed, and we can't just sit around and wait for Zoom to make his next move anymore.
Jay öldürülmem konusunda yardım etmek istemediğini açık bir şekilde gösterdi ve biz de öylece oturup Zoom'un sıradaki hamlesini bekleyemeyiz artık.
Aurora has made it clear she means to control her own fate.
Aurora kendi kaderini kontrol etme niyetinde olduğunu açıkça belli etti.
Yes. I sided with Tristan, but it's quite clear his devotion to Aurora outweighs even the value he places on his own life.
Evet, Tristan'dan yana oldum ama Aurora'ya olan bağlılığının kendi hayatına verdiği değerden bile... fazla olduğu bariz.
It's clear.
- Temiz.
Because I love America? I made it clear to you from the beginning- - you don't work for me, you work for the United States.
Çünkü Amerika'yı seviyorum? Ben beginning- - gelen açıkça size yapılan Eğer Amerika Birleşik Devletleri için çalışmak benim için işe yaramaz.
I made it perfectly clear.
Bunu açıkça belirttim.
It should clear up soon.
Çok geçmeden o da düzelir.
Well, it's pretty clear what you think I'm doing here.
- Ne işim olduğunu çok iyi biliyorsun.
So, with a comfortable blind and a clear vantage, now, take your shot, load it into the pan.
İyi bir görüş sağla. Barutu alın ve bölmeye doldurun. Kapatın.
Whatever that spa weekend did to clear your head, it also improved your technique.
Spa-hafta sonu seni rahatlatmak için ne yaptıysa aynı zamanda tekniğini de geliştirmiş.
He has this habit of bottling up all of his hurt feelings, and I think it would be really good for them if they could just clear away all the 19th-century drama so they can get on with their lives,
Bütün acılarını biriktirip saklama gibi bir huyu var ve bence aralarındaki 19. yüzyıl dramasını silip hayatlarına devam etmeleri daha iyi olacak.
If he has a summons, just make it clear he's not here about...
Eğer çağrılırsa, sadece açıklığa kavuştur, burada olma sebebinin...
Burke was clear about returning the evidence in the same condition we got it in.
Burke delilleri aldığımız gibi bırakmamız konusunda oldukça açıktı
It should be very clear that Light-kun isn't Kira.
Light'ın KİRA olmadığı çok belli.
If Amane mentions Kira's identity, it could clear the last 1 % of my suspicions about you.
- Amane KİRA'nın kimliğinden bahsederse senin hakkındaki % 1 şüphem de ortadan kalkar.
After careful examination, it seems clear that the mitigating factors, while not insignificant, are far outweighed by the aggravating factors in this case.
Hassas bir şekilde değerlendirildikten sonra hafifletici sebepler önemsiz olmamakla birlikte, bu davadaki ağırlaştırıcı sebepler karşısında cılız kaldığı net olarak görülmüştür.
Sylvester, it's clear!
- Sylvester, yol açık!
It will take a little while for the doubt to clear.
Şüphelerinden arınması biraz zaman alacaktır.
It is clear that, like me, the arseling here is guilty.
- Bu mankafanın da benim kadar suçlu olduğu aşikâr.
I got it. Clear.
Tamamdır.
I've made it clear that we will hunt down terrorists who threaten our country wherever they are.
Ülkemizi tehdit eden teröristlerin nerede olurlarsa olsunlar peşlerini bırakmayacağımızı açıkça ifade ettim.
Throughout my invasions, it was clear that where women had power and were true equals, people were simply better off.
İşgallerim sırasında açıkça gördüm ki kadınların güçlü ve gerçekten eşit olduğu yerlerde, insanların durumu daha iyiydi.
When students started to mass together, it became clear that something was gonna happen.
GÜN 25 KASIM 2013 Öğrenciler toplanmaya başladığında bir şeylerin olacağı belli olmuştu.
More of an emergency than making it clear that you and I got a bond stronger than any friend matching website can calculate?
Seninle aramızdaki bağın bütün arkadaşlık sitelerinin tahmin edebileceğinden daha güçlü olduğunu açıklamaktan daha mı acil?
Well, it's clear to me that I'm not going to be able to break up what you guys have.
Açıkça anladım ki sizin sahip olduğunuz şeyi asla anlayamam.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]