English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ C ] / Course

Course traduction Turc

144,828 traduction parallèle
Mais oui. Of course we have our discretions, Secretary Moss.
Elbette kendimize göre gizli bilgilerimiz var Bakan Moss.
Of course.
Tabii ki.
All non-toxic, of course.
Hepsi zehirsiz, tabii ki.
Don't you want that? Of course I do, but...
Tabii ki isterim ama...
Yeah, of course.
Evet, tabii ki.
It's not about us. Of course it is.
Tabii ki var.
Look, we have feelings for each other, of course we do, but... is it worth losing a war over?
Birbirimize karşı hislerimiz var. Tabii ki olacak ama... Bunun için savaşı kaybetmeye değer mi?
Of course you did.
Tabii ki karıştırdın.
Of course it is.
Tabi ki öyledir.
Of course, you will no longer live here.
Tabi ki, daha fazla burada yaşayamazsın.
Frau Desai, of course.
Bayan Desai, tabi ki.
and, uh, she wants to get back together with me, of course, and, uh, she wants to star in the play, but the only thing is, I'm with Sloane now, you know,
Ve tabi ki, tekrardan birlikte, olmak, ayrıca oyunda da başrol olmak istiyor. Ama bildiğiniz gibi şu an Sloane ile birlikteyim, ve Sloane şu anda oyunun da başrolü.
Of course you are.
Kesin öyledir.
Of course. I understand.
Elbette, anlıyorum.
Of course.
Tabiki.
No, of course not.
Tabiki hayır.
Of course I am okay with it.
Tabi ki bunu yapmanda bir sakınca görmüyorum.
Oh, no, we have one, of course.
Hayır, tabi ki bir tane var.
Of course he does.
Bilir tabi, neden bilmesin?
No. Of course not.
Tabi ki de, hayır.
- Of course.
- Tabi ki.
Of course, baby.
Tabi ki, bebeğim.
Of course.
Elbette.
Of course...
Elbette...
- Yeah, of course.
- Tabi ki.
No, no, no, of course, of course, of course I still want to get married.
Hayır, hayır, tabi ki hayır, elbette hala seninle evlenmek istiyorum.
Right, of course.
Tabi ya, haklısın.
I don't know anything about wills, but I'm willing to take an online course.
Bu konuda pek bir bilgim yok ama, çevrimiçi kurslar alabilirim.
Yeah, of course.
Evet, tabi ki.
Of course.
Tabi ki bakarım.
Of course I came.
Tabi ki geldim.
No, of course not.
Hayır, tabi ki öyle değil.
Of course he was right.
Tabi ki haklı.
Of course not.
Tabi ki hayır.
Of course, and there's food coming, I promise, but let's take a break.
Elbette. Yemek de geliyor bu arada. Söz ama bir ara verelim.
Of course you will.
Tabii ki de.
Yes, of course.
Evet tabi ki.
Of course I like curry.
Tabii ki köri severim.
- Well, of course you are, but there's just so much more ground to cover now.
- Elbette öyle, ama şimdi çok daha fazla işimiz var.
Of course I am.
Tabii ki öyleyim.
-'Yes, of course.
-'Evet tabi ki.
- Of course.
- şüphesiz.
Of course I do.
Elbette istiyorum.
But, of course, you would know this, wouldn't you, DCI Huntley?
Ancak, elbette bunu biliyorsun, değil mi DCI Huntley?
Of course we have, sir.
Elbette araştırdık, efendim.
Superintendent Hastings, at this time, I'm unable to exclude you, DC Desford, DS Arnott and DS Flynn from a conspiracy to pervert the course of justice in the actions you've brought against me, which I believe are unfounded,
Müdür Hastings, Şu anda, DC Desford, DS Arnott ve DS Flynn'i, ve sizi adaleti yanıltmak için bir komplo kurmadığınızı söyleyemem. Benim aleyhine getirdiğiniz, asılsız olduğuna inandığım eylemler,
Of course it is.
Tatbiki öyle.
Yes, of course, now I recall exactly who you mean.
Evet, elbette şimdi tam olarak ne kastettiğinizi hatırlıyorum.
God, of course.
Tanrım, elbette.
Of course they're safe.
Elbette onlar güvende.
We'd like to arrest her on suspicion of perverting the course of justice.
Onu adaleti saptırdığı şüphesiyle tutuklamak istiyoruz.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]