English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ F ] / Fair point

Fair point traduction Turc

217 traduction parallèle
Mm-hmm, fair point.
Haklısın.
That was a perfectly fair point.
Ne demek kabul etmiyorum?
- Fair point.
- Güzel gaye.
Yeah, fair point.
Haklı sayılırsın.
- Fair point, Aryan friend.
Doğru nokta, Hint-Avrupalı arkadaşım.
I know, it's a fair point, but I was scared that you might not turn up.
Biliyorum, adilce, ama gelmeyeceğinden korkmuştum.
You make a fair point, Popeye.
Hay ağzına sağlık Temel Reis.
- Fair point.
- Neye? Makul bir soru.
- Fair point.
Haklısın.
It's a fair point.
Tam isabet.
Fair point.
Gayet makul.
- Fair point.
- Çok haklısın.
A fair point then.
Tamam o zaman.
Fair point.
Çok doğru.
- Well, that is a fair point as well.
- Çok iyi bir noktaya değindiniz.
Fair point.
- Çok doğru.
Okay, fair point.
Peki. Doğru söyledin.
- That's a fair point.
- Bu güzel bir nokta.
Vorenus, the man has a fair point.
Vorenus, adam bir yerde haklı.
That's a fair point.
Bu haklı bir bakış açısı.
Fair point.
Hukuka uygun.
OK, fair point.
Peki, sorgulama yok.
Fair point.
Güzel nokta.
- Fair point.
Doğru!
A fair point.
İyi bir nokta.
No. No, it's a fair point.
- Doğru, doğru.
- Fair point.
- Makum bir noktaya değindin.
Fair point.
Doğru söze ne hacet.
OK, fair point.
Peki, mantıklı.
Right, fair point.
Peki, makul.
For once, Larry makes a fair point.
Bu sefer Larry taşı gediğine koydu.
Fair point, Lieutenant.
Haklısınız, Teğmen.
Fair point.
Doğru bir yaklaşım.
We go from fair to fair Folks point and stare
# Festival festival gezeriz İnsanlar bizi gösterir ve bize bakar #
Do you think it's fair to say that your inability to get the program back on track is strictly related to recruiting problems that started four years ago after the alleged point-shaving incident?
İddia edilen şikeden sonra, buna bağlı olarak 4 yıl oyuncu bulamayıp, programı yoluna sokamamak senin eksikliğinden mi?
One point for me. - Not fair! You played this before.
Bu adil değil sen bunu daha önce oynadın.
And therefore, it was fair to assume that May 1 0th, 1 941, could provide the turning point in the war.
Bu nedenle 10 Mayıs 1941'i savaşta bir dönüm noktası olarak kabul etmek makul olur.
I was quick-tempered and spiteful to the point where I can't tell if I gave you a fair trial.
Çabuk öfkelenirdim ve kimi noktalarda kinci davranırdım... Sana adil bir yargı sunduğumu söyleyemem.
I think it's fair to say she has a point.
Bence haklı olduğu yanları var.
- Okay, fair point.
- Tamam, kabul.
The point is that they are not playing fair.
Demek istediğim adil oynamıyorlar.
I think in terms of responsibility, it's fair to point the big gun at McDonald's.
Bence sorumluluk açısından asıl hedefin McDonald's olması doğru.
Fair point.
Pekâlâ, ben söyleyeyim.
Fair enough, that's exactly my point, I'm asking you to say'innernet'.
Haklısın, ben de bunu diyorum. Sizden, "innernet" demenizi istiyorum.
Fair do's, Tommy, you had a point.
İtiraf etmeliyim, Tommy, haklıymışsın.
Fair point.
Anladım.
It's fair to say overtaking dead bodies wasn't Simon's strong point.
'Ölü bedenlerin üstesinden gelmek Simon'ın güçlü noktası değildi aslında.
But I think it's only fair to point out that I'm not a good or decent person.
Ama bence benim iyi ve düzgün biri olmadığımı belirtmek adil olur.
Ah... that's a fair point.
Bu haklı bir sebep.
- at a science fair? - Ah, good point, yes.
İyi bir noktaya değindin, evet.
We're here to put across our point of view about what's going on. It isn't fair.
Olaylara bakış açımızı, neden adil olmadığını anlatmak için buraya geldik.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]