English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ I ] / I'm with you

I'm with you traduction Turc

76,372 traduction parallèle
Okay, I'm gonna be upfront with you, Charlie.
Seninle açık konuşacağım Charlie.
Well, then if it's okay with you two jagwagons, I'm gonna take another shot.
O zaman siz iki göt veren için de sorun yoksa bir vuruş daha yapacağım.
- And I got to be honest with you. I don't have enough bullets in the gun to handle this mission.
Ayrıca açık konuşayım, bunu yapacak kadar mermim de kalmadı.
I'm sensing it's something else with you.
Seninle ilgili ilginç bir şeyler seziyorum.
I-I want to hear everything that's been going on with you for the last 20 years, ever since my daughter blew it with you.
Kızım seni reddettikten sonra geçen 20 yılda neler yaptığını duymak istiyorum.
I'm here. I'm here with you.
Ben yanındayım.
I'm right here with you.
Merak etme yanındayım.
I'll swing with you, I don't give a shit.
Seninle yaparım, hiç sikimde olmaz.
I'm not gonna get in a pissing contest with you over who should run the firm.
Şirketi kimin yöneteceği konusunda... -... seninle sidik yarışına girmeyeceğim.
So instead of picking a fight with me that I'm not in the mood to have, why don't you do what you said you were going to and hire a new class of associates?
O yüzden, benimle kavga edeceğine ki hiç havamda değilim yeni çalışan alımlarına başlama fikrini niye uygulamıyorsun?
Do you think the committee would have me break up with the man that I love just because he went to prison?
Sizce kurul, sırf hapise girdi diye beni sevdiğim adamdan ayırır mı?
And if I were you, I'd be prepared with some others,'cause I'd say one day soon, you're gonna have to make your case.
Yerinde olsaydım başka şeyler de hazırlardım çünkü şunu söyleyeyim kendini savunman yakındır.
It means that Gretchen's still out, and I need you to set up a meeting with Jeremy Cohen.
Yani Gretchen hâlâ dışarıda ve Jeremy Cohen'la toplantı ayarlamana ihtiyacım var.
- Robert... I'm not looking to get in a fight with you.
Seninle savaşa girmek istemiyorum.
Harvey, I've always stayed away from a certain subject with you, but I can't anymore.
Harvey, asıl konuyu konuşmaktan hep kaçındım ama artık yapamam.
So is there anything else I can help you with?
Yardımcı olabileceğim başka bir konu var mı?
I would live in a shoebox with you if it meant you were happy.
Seni mutlu edeceğini bilsem seninle ayakkabı kutusunda bile yaşardım.
I'm not gonna get tricked, so... if you don't mind, I'd like to meet with my client.
Kandırılmayacağım, o yüzden sorun olmazsa, müvekkilimle görüşeceğim.
I guess we start with me telling you that I'm ready to forgive you.
Seni affetmeye hazır olduğumu söylemekle başlayabilirim sanırım.
Rachel, I need you to help me with something, and I need it quickly.
Rachel, yardımına ihtiyacım var...
- That's great, Rachel, but I'm on my third glass of chardonnay, and I don't think you called me over here to tell me you submitted your application to the bar, or that you're putting your foot down with Louis.
Harika, Rachel, ama bu Chardonnay'den üçüncü bardağım ve beni buraya sadece baro başvurunu yaptığını ve Louis'e söylediklerini anlatmak için çağırmadığını düşünüyorum.
I called you over here to tell you that... I put my foot down with Mike.
Seni buraya Mike'a söylediğimi anlatmak için çağırdım.
You're trying to get her out, so that you can get this place out from under rent control, but I'm not gonna let you get away with it.
Neler döndüğünü bilmiyor muyum sanıyorsun? Onu atmaya çalışıyorsunuz, çünkü bu evi kira denetiminden muaf tutacaksınız ama bunun olmasına müsaade etmeyeceğim.
- In that case, Donna paulsen, i wasn't gonna ask you this for another few weeks, but how would you feel about pursuing this with me as a business opportunity?
- Bu durumda Donna Paulsen, sana bunu birkaç hafta sonra soracaktım ama bir iş fırsatı olarak bu konuda benimle çalışmayı düşünür müsün?
Do you think I'm still gonna have to defend myself about my relationship with Mike?
Mike ile olan ilişkim konusunda kendimi savunmam gerektiğini düşünüyor musun hâlâ?
And now I feel like I'm ruining this, so... If you don't want me to come in with you, I won't.
Sanki bu anı mahvediyormuş gibi hissediyorum, o yüzden seninle gelmemi istemiyorsan gelmem.
- Relax, Benjamin, I'm just messing with you.
Özür dilerim, sadece - Sakin ol, Benjamin, Şaka yapıyorum.
That when you were done with it, with all that your family does to you, that I would still be here for you.
Her şeyi, ailenin sana bütün yaptıklarını ardında bıraktığında ben hâlâ senin yanında olacaktım.
I'm really sorry that I didn't tell you about Jianyu and that you got saddled with him.
Sana Jianyu'dan bahsetmediğim ve ona razı olmak zorunda kaldığın için üzgünüm.
I put your mail on your desk and you have an appointment later with the Director of Point Calculations.
Postalarını masana bıraktım. Puan Hesap Müdürü seninle görüşmek istiyor.
Well, I did a good job. You mostly fell asleep in class or made fart noises with your hands.
Ben iyi iş çıkardım diyelim sen uyumakla ve elinle osuruk sesi çıkarmakla meşguldün.
After I came up with everyone's characters, we'd just create fun scenarios designed to torture you.
Karakterlerinizi tanıdıkça size işkence edecek kişiye özel eğlenceli senaryolar yazmaya başladım.
I'm sorry, Tracy, but I'm not gonna help you with this.
Kusura bakma Tracy ama bunu yapmana yardım edemem.
I'm not messing with you. - Oh, God. - I don't care what you're saying.
Ne dediginiz umurumda degil.
No, I'm agreeing with you.
Hayir, sana katiliyorum.
That's all I'm asking you to do. Just meet with him.
Tek istedigim bu.
I'm joking around with you.
Seninle dalga geciyorum.
I'm gonna throw you a shower. I found a place with a great patio.
Sana bebek partisi yaparım, verandası harika bir yer var.
But before I go, I'm gonna leave you with this.
Ama gitmeden, sana şunu bırakacağım.
You know, I thought with that weak chin, it'd be half that.
O zayıf çeneyle anca yarısını ısırırsın sandım.
I used one of the free ones they give you with your electric bill.
Elektrik faturanla gönderdikleri bedava zarflardan birini kullandım.
I'm not gonna take it, because I'd rather work here with you.
İşi kabul etmeyeceğim çünkü burada, seninle çalışmayı tercih ederim.
Sophia, I'm trying to say that I wanna work here with you officially.
Sophia, burada seninle resmi olarak çalışmak istediğimi söylemeye çalışıyorum.
Sophia, I help you with everything.
Sophia, sana her konuda yardım ediyorum.
♪ I know I'm down ♪ - Can I help you with something?
- Yardımcı olabilir miyim?
Then we have a problem,'cause I didn't cut a deal with Mike Ross. I cut a deal with you.
O halde bir sorunumuz var çünkü ben onunla değil seninle anlaşma yaptım.
I'm dying of something with a name so long, I can't even tell you what it is.
Uzunluğundan adını bile söyleyemediğim bir hastalık yüzünden ölmek üzereyim.
And you move forward with this, I'm gonna bury that shit-hole legal clinic of yours in so much paperwork, you're going to choke to death.
Eğer buna devam ederseniz avukatlık büronuza öyle bir evrak işi yığarım ki başınızı kaşıyacak vaktiniz olmaz.
I called you down here to show you that if you pursue this action, those men are going to be left with nothing and so are you.
- Seni buraya çağırdım ki buna devam edersen o adamların ve senin elinizde hiçbir şey bırakmayacağımı gör.
I'm not looking to come back here with these guys instead of working with you.
Sizinle çalışmak yerine buraya gelmeye falan çalışmıyorum.
And if you hadn't set me up with him after I was fired, I don't know what I would have done.
Kovulduğumda babanla tanıştırmasaydın ne yapardım bilmiyorum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]