English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ I ] / I was going to

I was going to traduction Turc

14,226 traduction parallèle
- Oh, you didn't actually think I was going to make you a name partner, did you?
- Oh, gerçekten seni isim ortağı yapacağımı düşünmedin değil mi?
If I was going to get her out of the country, she'd be out of the country.
Eğer onu ülkeden çıkaracak olsaydım şu an ülkenin dışında olurdu.
I swear to God, if you hadn't of stepped in, I was going to smack her in the face.
İki gözüm önüme aksın ki eğer senin hatırın olmasaydı yüzüne tokadı patlatacaktım.
I was going to ask you what is the best fruit, but then I realized what I want to ask you is why is there a Band-Aid on your forearm, but then I realized what I really want to ask you is just can you just go?
En iyi meyveyi soracaktım sana ama sonra fark ettim ki asıl merak ettiğim şey kolunun üstünde neden yara bandı olduğu ama sonra fark ettim ki asıl sormak istediğim soru şuymuş gider misin acaba?
What I was going to say is, maybe Vaughn can tell us something that'll incriminate Terrence.
- Demeye çalıştığım şey belki Vaughn Terrence'i suçunu isnad edecek bir şeyler söyler.
I'm so sorry I didn't tell you, but today is the day I was going to marry Chad.
Sana söylemedim, çok üzgünüm ama bugün Chad ile evleneceğimiz gündü.
But as a reward for your loyalty. I was going to tell you one personal tidbit that you might find interesting... my age.
Ama, sadakatine karşılık sana çok önemli kişisel bir şeyimi söyleyeceğim ilgini çekeceğini düşünüyorum :
With the mindset of an independence fighter I was going to hold out despite the severe torture...
Savaşçıların bağımsızlık ruhuyla feci işkencelere dayanıyordum ama -
I was going to say on edge.
Ben "gergin" diyecektim ama.
Oh. That is an engagement ring that I was going to give my girlfriend Amy.
Bu kiz arkadasim Amy'ye verecegim alyansti.
I was going to tell you I was pregnant at the Cure concert.
Cure Konserinde söyleyecektim.
I didn't say I was going to.
- Elleyeceğim demedim.
I was just going to bring you a cup of coffee since I was going to work early.
Beni köprü altına sürüklemeye çalıştı.
I was going to reinstate my half brother James.
Üvey kardeşim James'i tekrar geri mevkiisine getirecektim.
I was going to tell you.
- Sana söyleyecektim.
I was going to use to make the zombie rat test subjects.
Test için fareleri zombiye dönüştürecektim.
I was going to say so few people since a sale at your cupcake window.
Cupcake satan pencerenizdeki insanlar kadar diyecektim.
Uh, no, I was going to tell you.
Sana söyleyecektim.
That was the tainted Utopium Max Rager combination I was going to use to make the cure.
Tedaviyi yapmak için Max Rager kombinasyonu kullanacaktım.
Do you know how many marketing opportunities I was going to lose out on if I wasn't included?
O ekibe dahil olmadığımda ne kadar fazla fırsat kaçıracağımı biliyor musunuz?
I was going to split right after the gala, until I heard this jag-off put you on ice.
O sersem seni askıya alana kadar galadan sonra gidecektim.
When he told me he was going to work for GCHQ, I knew it was a mistake.
Bana, GCHQ adına çalışacağını söylediğinde bunun bir hata olduğunu anlamıştım.
- I was robbed, and thief was going to kill me, and Dmitry shot him.
- Soyuldum. Hırsızın biri beni öldürecekti ve Dmitry adamı vurdu.
" He was a cool guy, and I'm going to miss him.
İyi biriydi ve onu özleyeceğim. "
But the reason I threatened that suit is because she didn't like not getting her way with me, and she was going to call you instead.
Ama onu dava ile tehdit etmemin sebebi benimle anlaşmak istemiyor oluşuydu ve anlaşmak yerine seni arayacaktı.
I thought Raquel was going to be my sister-in-law.
Raquel'in görümcem olacağını düşünüyordum.
It was your insane idea, and I was never going to do it.
Bu senin çılgın fikrindi ve asla bunu yapmayacaktım.
I hate to leave the guys in a lurch but I know there was something fishy going on.
Adamları sersemlettirmekten nefret ediyorum ama balıklı bir şey olduğunu biliyorum Devam ediyor.
You know, I didn't know how, or if it was going to make a living for me or anything like that, but I knew that was what I wanted to do.
Yani bunun bir iş olabileceğinden bununla geçimimi sürdürebileceğimden emin değildim ama yapmak istediğim şeyin bu olduğunu biliyordum.
I was just going to that, uh...
Şuraya gidiyordum...
I was just going to walk her out.
Ben de onu geçirecektim.
Yeah, well I would maybe know what to do if I knew what the hell was going on.
Evet, belki de ne yapacağına karar verememiştir. Eğer ortada ne haltlar döndüğünü bilmiyorsa.
He was icing it. He said, "Mum, how am I going to look?"
Buz koyuyordu. "Anne, nasıl görünüyorum?" dedi.
I saw the wall, I was going directly to the wall and I just jumped off the bike.
Ve oraya gittiğimde duvarı gördüm, doğrudan duvara girdim. Ve motordan uçtum.
So I tried to close the door, but then I brake too hard and the rear wheel starts to snake and I was going wide.
Kapanmaya çalıştım. Ama sert bir fren yaptım. Ve arka teker kayınca, açıldım.
And I'm going to establish exactly how deeply Terrence was involved.
-... ne kadar alakalı olduğunu da bulacağız.
Ah, I was planning on going to sleep tonight anyway.
Zaten uyumaya gidecektim ben.
Sadly, it was 1991, and audiences were going in droves to see "Cats."
Malesef, 1991'di, ve seyirciler sürüler halinde "Kediler" i izlemeye gidiyordu
Someone was going to pay Wendigo $ 700,000 to kill Liz.
Biri Wendigo'ya Liz'i öldürmesi içi $ 700,000 dolar mı verecekmiş?
I'm not sure, but at least some of it was going to this guy-
Tam emin değilim ama bir kısmı şu adama gitmiş :
From what I read in the paper, I'd be looking at the guy your vic was going to testify against.
Gazeteden okuduğuma göre, adamınızın aleyhine ifade verecek kişiyi arardım.
You look like me going to see NSYNC when I was 10.
Beni 10 yaşındayken NSYNC'ye giden biri sanıyorsun.
I made my peace with it, embraced my softer side, learned to accept that there was just too much going on between you and I - - bromance.
Kendimle barıştım, yumuşak yanımı kabul ettim. Aramızda bir şeyin geliştiğini kabullendim, kankalık.
Did I say I was going to eat it?
Yiyeceğim mi dedim?
I took my hotplate out'cause I was sick of the cafeteria food, but I'm not going to be here much longer'cause of this new case, huh?
Elektrikli ocağımı çıkardım çünkü kafeterya yemeğinden bıktım, ama yeni vaka sayesinde burada çok kalmayacağım değil mi?
I thought I'd stop in to see how the first day was going.
Uğrayıp nasıl gittiğine bakmak istedim.
Booth thinks that I was going through something subconsciously that caused me to kill off Agent Andy.
Booth Ajan Andy'yi öldürdüğüm için bilinçaltımda bir şeyler olduğunu düşünüyor.
- So you killed him. - No, I killed him because he was going to kill me first.
Hayır, öldürdüm yoksa o beni öldürecekti.
I remember going to visit him in his office when I was little.
Küçükken onun işyerine giderdim.
And I thought this was going to be boring day! Yippee!
Ben de bugün çok sıkıcı olacak diyordum.
A few hours ago I was imagining the kids we were going to have and now it's all ruined!
Birkaç saat önce doğacak çocuklarımızı hayal ediyordum. Şimdiyse her şey mahvoldu!

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]