English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ W ] / Wasn't she

Wasn't she traduction Turc

9,451 traduction parallèle
She wasn't paying attention, and my son died.
Dikkatini vermiyordu. Bu yüzden oğlum öldü.
She was on the bus with your daughter Camille, wasn't she?
Kızınız Camille ile aynı otobüsteydi değil mi?
She wasn't an innocent bystander, she is Roman.
O masum bir tanık değil, Roman.
She wasn't ready.
Hazır değildi.
He struck the one second she wasn't taking pictures of Joe.
Joe'nun fotoğraflarını çekmediği tek anı yakaladı çünkü.
She wasn't able to learn by experience like Ethan did.
Ethan gibi deneyimle öğrenemedi.
She wasn't just a paramedic on 61.
O yalnızca 61 nolu ambulansın bir paramediği değildi.
She thinks something else happened, like maybe it wasn't an accident.
Başka bir şeyin olduğunu düşünüyor. Kaza olmayabilirmiş.
She wasn't demanding at all.
Beni hiç kırmazdı.
Well, there's lots of cash here, so if she was killed here, it definitely wasn't a robbery.
Çok fazla para var. Burada öldürüldüyse... -... soygun olmadığı kesin.
I did everything I could to avoid her, like picking out her favorite flowers or walking into town to get the tea that she liked, and I pretended like I was doing it for her, but I wasn't.
En sevdiği çiçekleri topladım,... sevdiği çayı almak için çarşıya gittim,... ve onun için yapıyormuşum gibi rol yaptım,... ama onun için değildi.
She wasn't worried like I was.
Sen bu gölge adamı gördükten sonra, ne yaptın?
Something tells me she wasn't all that into Trey in the first place.
İçimden bir ses Trey'e o kadar da ilgi duymadığını söylüyor.
She wanted to give, she wanted to save him, but she's adopted, so she wasn't a viable match.
ona vermek, onu kurtarmak istedi, ama kendisi evlatlık olduğu için nakle uymadı.
But she wasn't a kid.
Ama o bir çocuk değildi.
She wasn't at the farm.
- Josefine, çiftlikte değildi.
The wife was pregnant when she died, wasn't she?
Karısı öldüğü zaman hamileymiş, öyle değil mi?
Yeah, but I was in the car, and you were - - you said she protected you. So maybe it wasn't her.
Evet ama ben arabadaydım ve sen onun seni koruduğunu söyledin.
She went through the break-up soon after we met her and wasn't around much after it.
Onunla tanıştığımızda yeni bir ayrılık yaşamıştı o olaydan sonra çok uğramadı buralara.
I went to get the car, she went to get coffee..... I drove around to pick her up and she wasn't there.
Ben arabayı almaya gittim, o kahve almaya gitti onu almak için dolanıp durdum ve orada değildi.
Looks like she wasn't aware anyone was taking her photo.
Fotoğrafının çekildiğinin farkında değil gibi.
Then why'd she try to kill us? It wasn't M.I.R.A.
Bunu yapan M.I.R.A. değildi.
That's right, but she wasn't.
- Bu doğru ama değildi.
She wasn't afraid.
Korkmuyormuş.
She wasn't sick that day.
Ben ile birlikteydi.
- She wasn't a whore.
- O fahişe değildi. - Kes!
- And at one point when she wasn't looking, I snuck a whiff of her hair.
Ve tam başka tarafa baktığı bir anda, saçlarını gizlice kokladım.
Except she wasn't supposed to be there, was she?
Burada olmaması gerektiği hariç, değil mi?
Like, yes, I could find a random girl who wasn't popular, and, yes, if I started dating her, she would then become popular.
Evet sıradan, popüler olmayan bir kız bulabilirim. Ve evet, eğer onunla çıkmaya başlarsam o da popüler olur.
And, no, she wasn't that cute to begin with, but that is not the point.
Ve, hayır, o kadar da tatlı görünmüyordu, ama mesele bu değil.
If she wasn't telling me she fell down stairs, she was bumping into cabinets.
Ya merdivenlerden düştüğünü söylüyordu ya da dolaplara çarptığını.
And, you know, I shouldn't even be telling you this because she wasn't going to, but if you need a little bit more evidence of what we do for each other, then take a look at Rachel,
Ve, biliyor musun, sana bunu bile söylememem lazım çünkü o söylemeyecekti, fakat eğer birbirimiz için neler yaptığımızın 975 kanıtını istiyorsan, Rachel'a bir bak, çünkü o Katrina'ya bir iş buldu.
She said he wasn't her type, but I'm like, "He's a man. He's breathing."
Onun tipi olmadığını söylese de ben "Sonuçta erkek ve nefes alıyor" demiştim.
Wasn't she speaking English just a second ago?
Bir saniye önce bizim dilimizi konuşmuyor muydu?
If she wasn't a girl I would.
Eğer o bir kız olmasaydı isterdim.
'Cause, see, I thought I heard she wasn't coming to TigerForm tonight so she could eat hot dog wieners with those peasants from Camp Firewood.
Duydum da bu akşam Kaplan Balosu'na gelmiyormuş. Odun Kampı'ndaki köylülerle sosisli yiyecekmiş.
Wasn't she awesome?
Değil mi ama?
I made a move, but she wasn't into it.
Hamle yaptım ama kızın gönlü yoktu.
When I met my mom again... I realized that she wasn't the mom that I thought she was and I felt like my whole world was going to come crashing down.
Annemle yeniden karşılaştığım zaman düşündüğüm gibi bir anne olmadığını fark etmiştim.
Number one, she didn't want them to get invested in someone who wasn't real, and number two, her boyfriend is the guy who owns the sandwich shop, the one Danny works for.
Birincisi, ciddi olmayan birisine alışmalarını istememesi, ikincisi de erkek arkadaşı, Danny'nin çalıştığı sandviç dükkanı.
He kept coming by the house when she wasn't there.
O evde değilken eve gelmeye başladı.
- She wasn't home.
- Evde değildi.
And when she wasn't home by 12 : 30, the congressman called family and friends before contacting capitol police at 1 : 45.
00 : 30'da hala eve gitmeyince Kongre üyesi tanıdıklarını aramış, 1 : 45'de de Kongre polisini aramış.
But I did enter my number into Nikki's phone while she wasn't looking.
Ama kendi numara mı çaktırmadan çantasının içine koydum.
She wasn't out there long... where'd you find her?
Dışarıda çok durmamış. Tam olarak nerede buldun?
If Diane wasn't on that rooftop, she would be alive.
Diane o gün çatıya gelmeseydi şu anda hayatta olacaktı.
In the end, she wasn't really so sure.
Aslında çok da emin değildi.
When she was investigating Weston Steward shooting the captain, I wasn't a Grimm.
Weston Steward'ın Yüzbaşı'yı vurmasını araştırırken ben Grimm değildim.
Your mom wasn't... well, and she needed time to recover, to get better.
Annenin durumu pek iyi değildi sağlığına kavuşması, iyileşmesi için zamana ihtiyacı vardı.
Never, she wasn't a great singer.
O asla büyük bir sanatçı olmadı.
And a cabinet full of pills after she wasn't, so...
ve onun ardından ilaçla dolu bir ev...

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]