Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ B ] / Bleaching

Bleaching перевод на турецкий

133 параллельный перевод
Years ago they tried it for bleaching cloth.
Yıllar önce, giysileri ağartmak için kullanılırdı.
The English books only describe the bleaching power.
İngilizce kitaplar, sadece ağartma gücünden bahsediyordu.
I ain't aiming for you to get freckled... after the buttermilk I done put on you, bleaching them freckles.
Üzerindeki çilleri beyazlatmak için kış boyunca sürdüğüm ayrandan sonra, tekrardan çillenmeni istemiyorum.
I was bleaching my hair,
Saçımı boyuyordum,
The Hannasseys will have no peace till the bones of Henry Terrill is bleaching'in Blanco Canyon!
Hannassey'ler, Henry Terrill'ın kemikleri Blanco Kanyonu'nda dağılana kadar huzur bulamayacak!
I spent 15 years bleaching and dying and piercing just to create this awesome image, and it is shot to hell with one phone call.
İnek. Tam 15 yılımı piercing yaptırarak ve saçımı boyatarak bu muhteşem imajı elde etmek için harcadım ve lanet bir telefon yüzünden kaybettim.
I spend all day bleaching the smell away, then you come home and I have to start all over again.
Bütün gün kokuyu yok etmeye çalışıyorum, eve geliyorsun ve her şeye yeniden başlıyorum.
Bleaching and dyeing and ironing their hair.
Süsleniyorlar, boyanıyorlar saçlarını ütülüyorlar.
The Kingdom Hospital rests on ancient marshland where the bleaching ponds once lay.
Krallık Hastahanesi bir zamanlar kumaşların çamaşır suyuyla yıkandığı bu tarihi bataklık arazinin üzerine kurulmuş.
He does bleaching, he does bonding, he does scraping.
Beyazlatıyor, köprü yapıyor, taşları temizliyor.
The appearance of which suggests albinism, though the bleaching of the irises indicates... a violent and unexplained cellular reaction... to a vector or an environment -
Görünüşte albinizme benziyor... ancak irislerdeki renk değişimi belli bir nokta veya çevreye karşı şiddetli ve açıklanamayan bir hücresel tepki olduğunu gösteriyor.
How's the teeth bleaching going?
Diş beyazlatma nasıl gidiyor?
I knew you were bleaching them.
Dişlerini beyazlattığını biliyordum.
You kissing her last year... it was more about you and me, just like your bleaching your head.
Kafanı sarıya boyatman gibi.
Nor is bleaching the hair on your upper lip, Martin Mull.
Dudağının üstündeki kıllar ağarmış, Martin Mull.
She'd be wearing the moulds from her teeth-bleaching kit.
Çünkü hep diş beyazlatma kiti kullanırdı.
An advertisement for teeth bleaching...
Diş beyazlatma reklamı...
And the white light is the gradual bleaching out of the optic screen.
Ve beyaz ışık da optik merkezdeki aşamalı beyazlamanın etkisi.
Needs a bit of bleaching's all that needs.
Bütün gereken biraz rengini açtırmak.
Bleaching cream.
Beyazlatıcı krem.
Well, how about a bleaching peel then?
Peki, o zaman derimin rengini açmaya ne dersiniz?
The bleaching and dyeing vats have given way to doctors and researchers... and operating rooms filled with modern equipment.
Kireç ve boya kapları, doktorlara, pratisyenlere ve modern teçhizatla dolu ameliyathanelere yol açmıştı.
Suspect entered... the Nidal Chemical Bleaching Company,
Şüpheli içeri girdi. Nidal kimyasal ağartma şirketine.
I am here for my 12 : 30 ass-hair bleaching.
Kıç kıllarımı ağartmak için 12 : 30 randevusuna geldim.
And especially today, be it porcelain veneers, be it dental implants that are fast eliminating the use of dentures and bridges in patients'mouths, be it the use of carbamide peroxide in combination with ultraviolet light that has cut teeth bleaching down
Ve özellikle bugün..... porselen dişler konusunda ve diş protezlerinde büyük ilerleme kaydedildi. Köprü kullanımında hastaların ağzında... Carbamide peroksit kullanıyoruz.
How was your anal bleaching?
Popo ağartmanız nasıldı?
She had a reaction to a skin-bleaching cream.
Deri beyazlatıcı kremden yanık oldu.
SONNY : Bleaching it down.
Ortalığı temizliyor.
Coral reefs all over the world, because of global warming and other factors, are bleaching and they end up like this.
Dünyanın her yerindeki mercan kayalıkları küresel ısınma ve diğer faktörler yüzünden ağarmakta olup, sonuçta bu hâle geliyorlar.
There was a chloroform question about solvents, leaching versus bleaching.
Çözücüler konusunda bir kloroform sorusu vardı, ağarmaya karşı filtreleme. Nereye gelmek istiyorsun?
And I thought the weird part was the foot-bleaching.
Tuhaf olan, ayağını çamaşır suyunda sanıyordum.
Logan told me he once found Lucky in the janitor's closet wearing only jeans and a catcher's mask and bleaching his feet.
Logan bana Şanslı'yı hizmetlinin odasında üzerinde yalnızca kot pantolon ve yakalayıcı kaskı varken ayaklarına çamaşır suyu dökerken görmüş.
I'm in the dentist's chair getting a power bleaching. So you're gonna have to go ahead without me.
Dişçi koltuğunda dişlerimi beyazlatıyorum, yani bensiz devam etmelisin.
Apparently, he fell asleep while wearing his bleaching tray, sir.
Beyazlatıcı dişliğini takıp uyuyakalmış efendim.
Okay, this is the color she would've had from the bleaching.
- Saçını boyadığı renk bu.
every girl I know is either bleaching her hair or buying a wig, and she Goes and dyes her hair dark?
Tanıdığım tüm kızlar ya saç rengini açıyor ya da peruk alıyor ama bu siyaha boyuyor.
Honey, I was just thinking about that brilliant but went-overboard-with-the-teeth-bleaching flute player from Ohio.
Tatlım, Sadece şu pırlanta hakkında düşünüyordum da.. fakat dişlerini fırçalamış Ohiodan giden flüt müzisyeni.
Recently, the great barrier reef suffered two massive bleaching events.
Büyük Mercan Resifinde, geçtiğimiz günlerde çok ciddi iki toplu ölüm yaşandı.
When you jump off a boat and you see a bleaching event, it really comes home to you, the scale of the changes that are going on.
Bir tekneden denize atlayıp da ölmekte olan mercanlarla karşılaştığınızda, yaşanan değişikliklerin artık kapınıza kadar dayandığının farkına varıyorsunuz.
Anal bleaching.
Anal beyazlaşma.
The toothpaste that Mrs Tucker ingested contained a bleaching agent
Evet, sizin için belki. Bayan Tucker'ın midesindeki macun beyazlatıcı madde içeriyor.
The coral then loses its colour and begins a slow death... a process called coral bleaching.
Mercan rengini kaybeder ve yavaş bir ölüm, "mercan ağarması" olarak adlandırılan bir süreç başlar.
Fluctuations in ocean temperature were causing coral bleaching all over the world.
Okyanus sıcaklığındaki değişimler tüm dünyada mercan ağarmasına neden oluyordu.
Throughout the 1980s and the 1990s, mass coral bleaching was occurring everywhere where the ocean temperature had been raised for a considerable period.
1980'ler ve 1990'lar boyunca, okyanus sıcaklığının hatırı sayılır bir süre için yükseldiği her yerde kitleler halinde mercan ağarması meydana geliyordu.
There doesn't seem to be any disturbances in the grass.There's no bleaching of any sort, so then what do you think is the fastest way to get it in the water?
Çimde bozulma yok gibi. Renk açılması göremedim. Suya en çabuk nasıl katılabilir?
Yeah, it's time for a touch-up, my old friend. The sun's bleaching'out your colours again.
Hepsine bir el atma zamanı, dostum.
where the bleaching ponds once lay.
Krallık Hastahanesi bir zamanlar kumaşların çamaşır suyuyla yıkandığı bu tarihi bataklık arazinin üzerine kurulmuş.
Shouldn't you be out bleaching your head or kissing some client?
- Harika, konuşacak birine ihtiyacım vardı.
That's an awful lot of barbed wire for a bleaching company...
Bir ağartma şirketi için çok fazla dikenli tel var.
Bleaching!
Ağartma, kimyasallar.
Sales of teeth-bleaching kits brighten...
Diş beyazlatıcı ve parlatıcı ürünlerin satışı geçen çeyrekte % 2,8 artış göstermiş.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]