Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ D ] / Distorted

Distorted перевод на турецкий

590 параллельный перевод
He could never fit in with our distorted viewpoint, because he's honest and sincere and good.
Bizim çarpık bakış açımıza asla sığmazdı çünkü o çok dürüst, samimi ve iyi.
I'm afraid that my sister has a somewhat distorted sense of humor.
Korkarım kız kardeşimin tuhaf bir espri anlayışı var.
The man was spiritually distorted through shock.
Adamın ruhu bir şok neticesinde ikiye bölünmüş.
His neck is broken, crippled and distorted... lame and sick from the bullets your brother fired into me.
Boynunda kırık var, sakat ve çarpık. Kardeşinin mermilerinden topal ve hasta bir durumda.
I'm not sure I Iike your attitude. You've got a distorted viewpoint.
Son zamanlarda bakis açinda senin bir tuhaflik var.
I have impressions of her, but they're distorted... like memories all clouded over. It's frightening.
Onun etkisinden çıkamadım, düşüncelerim de çarpık... üzeri bulutlarla örtülü hatıralar gibi ürkütücü.
But before you hear it all distorted and blown out of proportion... before those Hollywood columnists get their hands on it... maybe you'd like to hear the facts...
Ama gerçekler çarpıtılıp Hollywood gazetecilerinin eline geçmeden, belki de olayların gerçek yüzünü, gerçeği öğrenmek istersiniz.
You have a distorted sense of humour, Senhor.
Çarpık bir mizah anlayışınız var bayım.
I can't remember what I said to Mr. Burgoyne, but believe me, it's been distorted.
Bak, Mr. Burgoyne'a tam olarak ne dediğimi hatırlayamıyorum, ama inan bana, bu iş saptırıldı.
He was broken by a half-truth a distorted truth. He was too humble.
Bir yarım gerçekle çözüldü çarpıtılmış bir gerçekle.
Your point of view is distorted.
Senin bakış açın çarpıtılmış.
As you can see, the Martians have a rather distorted picture of our world.
Görebileceğiniz gibi, Marslılar dünyamızı oldukça çarpık görüyorlar.
His life is distorted with a single driving wish.
Bu tek dilekten başka birşey düşünmüyor.
[distorted strings] WHAT'S WRONG WITH EVERYBODY IN THIS CRAZY PLACE?
Bu kaçık yerdeki herkesin nesi var?
They sat in their black robes and they distorted, they perverted, they destroyed justice and law in Germany.
Siyah elbiselerini giydiler ve Alman kanunlarını yok saydılar, saptırdılar ve sonunda yıktılar.
They distorted, they perverted, they destroyed justice and law in Germany.
Alman kanunlarını yok saydılar, saptırdılar ve sonunda yıktılar.
Is it not possible that your view of the administration might be distorted?
Yönetim anlayışınızda bir değişme olmuş olabilir mi?
You're the one with the distorted vision.
Yanlış gözlerle bakan sensin!
As Caesar's wife, before truth is distorted into vicious gossip... -... I wanted you to hear...
Sezar'ın eşi olarak, korkunç dedikoduyla gerçek bozulmadan önce duymanı isterim ki...
The signals we're getting are too distorted.
Aldığımız sinyaller çok gürültülü.
I felt that my existence here was becoming a distorted, twilight memory and without a doubt, a terrible destiny
Bana öyle geliyordu ki buradaki varlığım çarpıtılmış ve alacakaranlık anılara ve hiç şüphesiz, berbat bir yazgıya doğru adım adım ilerliyordu.
I distorted a fact in the interest of self-preservation, for my holy cause.
Kendimi korumak ve kutsal amacım için bir gerçeği çarpıttım.
No 9000 computer has ever made a mistake or distorted information.
Bu bilgisayarlar hiç bir zaman hata veya yanıltıcı bilgi vermemiştir.
The war has destroyed and distorted this church.
Savaş bu kiliseyi yıkıp dökmüş.
Now that you know, it would probably be distorted.
Artık bildiğin için muhtemelen bozulur.
"There is nothing in this human world of ours that is not in some way right... however distorted it may be."
Ne kadar çarpıtılmış olursa olsun yaşadığımız şu dünyada hiçbir şey yok ki tam anlamıyla düzgün olmasın.
He distorted his face as he was dying.
Ölürken yüzünü tahrif etmiş.
"She moans, her hoarse voice sounding distorted with pain, and the highest peaks of pleasure at the same time."
"aynı zamanda zevkin en yüksek zirvelerindeyken, inliyor, ve onun acı ile boğulan sesi duyuluyor."
And in his confused and distorted mind seems to have imagined that Hammond was responsible for the senator's death.
Karmaşık zihninde, Frady'nin... Hammond'ı, senatörün ölümünden sorumlu tuttuğu anlaşılıyor.
Vision is becoming distorted...
Vizyonunuz bozulmaya başladı.
"Wide... with distorted legs, oblique he goes."
"Yayvan... eğri bacaklarıyla, çarpık çurpuk yürür."
You've distorted the girl.
Kızı kötü göstermiştiniz.
By distorting the girl, you've distorted the stoy.
Kızı kötü göstererek hikâyeyi de kötü göstermişsiniz.
How have I distorted the damn girl?
Lanet kızı nasıl kötü göstermişim?
I know when the truth is distorted by some drama or fantasy.
Gerçek, dram ya da hayalle bozulduğunda bunu hep bilirim.
Polar Queen to McBride, your signal is badly distorted.
Kutup Kraliçesinden McBride'a, sinyaliniz giderek kötüeşiyor.
If he paints a naked woman, you get sagging breasts, distorted hands dents from the corselet in the belly and from the garters in the legs.
Çıplak bir kadın resmi yapsa, karşınızda sarkık göğüsler, çarpık eller belde korseden, bacaklarda da jartiyerden kaynaklanan izler bulursunuz.
My friends thought me compulsive and insane, while others said I was a distorted fanatic.
Başkaları beni meraklı bir sapık sanarken arkadaşlarımsa, çılgın ve takıntılı buluyordu.
The threat of Naziism was soon erased. Only a legacy of a distorted prejudice remained.
Geride sadece çarpık bir önyargıyı miras bırakarak Nazizm tehlikesi yakın zamanda da silinecekti.
To have the past distorted so you don't even recognize yourself in it.
Öyle bir geçmiş anlatıyorlar ki kendini bile tanımıyorsun.
I should think his vision of the world is very distorted.
Dünyayı çok garip gördüğünden eminim.
Roadside houses and trees that has already gone past still appear to him at the edge of his forward field of view but distorted and red-shifted.
Yol kenarındaki evler ve ağaçlar geride kalırken önünde oluşan görüntünün kenarlarında hala görünebiliyor ancak kırmızı değişkene doğru kayıyor.
" Wanting only to be liked, he distorted himself...
" Sadece sevilmek için, kendini kılıktan kılığa sokardı...
It came into the light gross and distorted.
Suratı iğrenç ve çarpıtılmış gibiydi.
( distorted ) Forgive me if I appear a little nervous.
Biraz sinirli görünüyorsam kusura bakmayın.
The face behind it, a distorted mask.
Yüzü mumun arkasında, iyi seçilemeyen bir siluetti.
And no doubt, as a result, your perceptions are probably somewhat distorted, hmm?
Şüphesiz, sonuç olarak, Belki algılarındabir sorun vardır, hmm?
This mirror is distorted.
Bu ayna eğilmiş.
- She's distorted!
- Sapıttı!
Especially in view of the fact that his transmission was distorted.
Özellikle de bağlantının bir şekilde bozulmuş olduğunu göz önüne alırsak.
Distorted guys!
Çarpık herifler, görmüyor musunuz?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]