Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ G ] / Genuinely

Genuinely перевод на турецкий

937 параллельный перевод
Judge Thatcher, I'm genuinely sorry for all the stupid things I said to you the other day.
Yargıç Thatcher, geçen gün söylediğim tüm o aptalca şeyler için içtenlikle özür dilerim.
At any rate, my lord, I am genuinely sorry to have to tell you that I shall not be returning with you to London, I am remaining in Red Gap.
Her halükarda, sizinle Londra'ya dönemeyeceğimi... söylemek zorunda kaldığım için çok üzgünüm. Red Gap'te kalacağım.
When I think about it, I'm appalled, genuinely appalled.
Düşününce hayret ediyorum, hayret.
Oh, Clive, that last day in Berlin when I told you, you seemed genuinely happy.
Clive, Berlin'de seninle konuştuğum son gün gayet mutlu görünüyordun.
The plaintiff's argument, spoken with the candor of a true artist, was genuinely moving.
Davacının bir sanatçı içtenliğiyle yaptığı açıklama gerçekten dokunaklıydı.
No, madam, I genuinely made a mistake
Hayır gerçekten yanıldım.
" Dostoyevsky wanted to portray a genuinely good man.
" Dostoyevski gerçekten iyi bir insanı tasvir etmek istemişti.
Do you genuinely care for her, Mr. Kusuda?
Ondan gerçekten hoşlanıyor musunuz, Bay Kusuda?
You know, a maiden lady of these years can quite genuinely imagine that things have happened which haven't happened at all.
Bilirsiniz, bu yılların evlenmemiş bayanları hiç olmamış şeylerin olduğunu oldukça gerçekmiş gibi hayal edebilirler.
I'm genuinely fond of that old man.
O yaşlı adamı gerçekten severim.
She's a genuinely sweet person.
O gerçekten tatlı bir insan.
I'm genuinely dedicated to your destruction.
Seni öldürmek konusunda ciddi şekilde kararlıyım.
Almost all from genuinely concerned citizens.
Neredeyse hepsi oldukça ilgili ve samimi vatandaşlardı.
There are times when she genuinely doesn't know what she's saying, but...
Ne söylediğini bilmediği zamanlar oluyor ama...
I mean, genuinely so.
Yani, bu kadar da olmaz.
And that when he has his 60th birthday he can say, as genuinely as I can it has been a wonderful, rich and fulfilling life.
Ve 60'inci dogum gününe geldiginde onun da, benim kadar içtenlikle harika, zengin ve doyurucu bir ömür geçirdigini söylemesini.
For a second you were genuinely scared, not so?
Bir an için korktun, değil mi?
I genuinely intended to honour her, captain.
Gerçekten onu şereflendirmek istedim.
Two - Ross genuinely believes he made the journey to the new planet and is as surprised as we are that when he landed he found himself back on Earth.
İkincisi, Ross gerçekten gezegene yolculuğunu tamamladığını sanıyor ve kendini Dünya'da bulduğuna bizim kadar o da şaşkın.
There are so many things about you Italians that, for me, are genuinely delightful.
Siz İtalyanlar hakkında duyduğum... gerçekten öyle hoş şeyler var ki.
Because I have a sincere liking for you and genuinely wish you good.
Çünkü sizden gerçekten hoşlandım ve iyiliğinizi istiyorum.
By the time we finish, you may find yourself not only not an abnormal girl, but one of the few genuinely normal people on Earth.
İşimiz bittiğinde yalnız anormal bir kız olmadığını değil, dünyadaki birkaç gerçekten normal kişiden biri olduğunu görebilirsin.
It is genuinely too obvious to need proof.
Zaten kanıt gerektirmeyecek kadar açık.
The Berghof came the elect ones, to take tea and to argue tactical. Some a little bashful ; genuinely close others.
Bazen, seçim dönemlerinde strateji belirlemek, bazen, kafasını dinlemek bazen de özel görüşmeleri için buraya gelirdi.
But baby, there are things that are all bad. And there are people that are genuinely rotten.
Fakat bebeğim, her açıdan berbat olan şeyler vardır ve her açıdan kokuşmuş insanlar.
Everyone genuinely wished me happiness.
Herkes bana içten mutluluklar diledi.
He seemed to me like he was genuinely upset, acted like he'd lost a close friend.
Bana içtenlikle üzülmüş göründü, yakın bir arkadaşını yitirmiş gibi davrandı.
I'm genuinely astonished, Major Cabot, because frankly... I've never expected to meet up with...
Gerçekten hayrete düştüm, Binbaşı Cabot, çünkü açıkçası... böyle bir karşılama beklemiyordum...
And I will be totally honest.... I would confess that I was genuinely pleased to be once more among the living.
Dürüst olmak gerekirse hayatın tadını yeniden almaya başladığımı itiraf etmeliyim.
Well, not loves, maybe, but he's genuinely interested in my work.
Tamam, belki bayılmadı ama kesinlikle çok ilgiliydi.
Only if you genuinely wish to, Miss Rainbird.
Sadece içinizden geliyorsa, Bn. Rainbird.
You're genuinely modest.
Gerçekten de naziksin.
You see, Cole, what bothers me, what genuinely and truly has me more than a bit disturbed, is that Holland being half underwater, is somewhat soggier than most deserts you're apt to find.
Bak, Cole, beni endişelendiren. gerçekten, içtenlikle, endişelendiğim konu Hollandanın yarısı deniz seviyesinin altında, yani tüm çöllerden daha ıslak bir yer,
She's genuinely upset.
Yıkılmış ve bunu saklamıyor.
He was a genuinely terrifying figure.
O... O gerçekten ürkütücü biriydi.
Just looking around here, I can tell you're a genuinely dirty person.
Etrafıma şöyle bir bakınca... senin gerçekten de pis biri olduğunu söyleyebilirim.
It's just that I'm genuinely interested myself.
Hepsi size olan merakım ve saygımdandı.
The Boston Pops was the one cultural event that Sam genuinely liked.
Boston Pops, Sam'in gerçekten sevdiği tek kültürel olay.
Genuinely responsible.
Gerçekten sorumlu.
He genuinely believes that this promotion will change everything.
O gerçekten terfinin her şeyi değiştireceğine inanıyor.
He has to go and do errands that take four times longer than it'd take a genuinely subnormal person to do them.
Ayak işi yapması gerekiyordu, bunlar normal bir insanın yapacağı süreden dört kat daha fazla sürüyordu.
As a result of remoulding through labour... and ideological education... during his captivity he has shown that he has genuinely reformed
Emeği yenilemenin sonucu olarak... ve ideolojik eğitimle... tutsaklığı esnasında, gerçekten değiştiğini gösterdi.
I thought she'd be gloating, but she genuinely feels bad for me.
zevk alır sanıyordum ama benim için içtenlikle üzülüyor.
You are a genuinely wicked woman.
Siz gerçekten şeytan gibi bir kadınsınız.
You may genuinely be unaware of this.
Siz belki de gerçekten farkında değilsiniz.
HE'S THE FIRST PERSON TO HEAR MY POETRY AND HE GENUINELY LIKED IT?
Sen ve Ursula dışında, Şiirimi duyan ilk insan oydu. Ve gerçekten sevdi.
The only place different social types can genuinely get along with each other is in heaven.
Sosyal bakımdan sadece değişik olan yer herkesin birbiriyle gerçekten anlaşabileceği yer cennettir.
Is this genuinely mad?
Gerçekten mi çıldırdı?
I'M GENUINELY SORRY, COLONEL.
Ama "kitabı" yanlış yere getirdin.
Live / M direct, genuinely happy
Çok doğal, çok içten.
Now, I belong to that rare breed of men... who genuinely don't mind losing gracefully... to a gentleman who plays the game by the same rules.
Ben oyunu aynı kurallarla oynayan insanlara nazikçe kaybetmeyi önemsemeyen nadir erkeklerdenim.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]