Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ I ] / I know it is

I know it is перевод на турецкий

16,205 параллельный перевод
I know it is.
Biliyorum.
I know it is.
Biliyorum öyle.
I know it is.
Evet. Öyle olduğunu biliyorum.
I know that this is hard to believe, but I mean, it is just like that sci-fi series,
Biliyorum ki buna inanmak çok zor ama aynı bilimkurgu serileri gibi.
Oh, I'm afraid it is, outcast, but you know that already, don't you?
Maalesef doğru Outcast ama sen bunu biliyorsun zaten, değil mi?
Uh, you know, emma, whatever it is, You can trust me, i promise you- -
Sorun neyse, Emma, bana güvenebilirsin.
That is not what I'm saying, and you know it.
Benim söylediğim bu değil ve bunu biliyorsun.
You know, I mean the, uh, the workmanship is, um, it's substandard.
Bilirsiniz, bence iscilik yetersiz bunda.
Um, I found this inhaler. Do you know whose it is?
Bir astım spreyi buldum.
It looks like you might be having a baby, which is great news, because I actually know how to deliver babies, okay?
Görünüşe göre bebek sahibi oluyorsun, ki bu harika haber, çünkü bebek nasıI doğurtulur biliyorum, tamam mı?
- I know where it is.
- Nerede olduğunu biliyorum.
"I think it is my duty to write you a few lines " and let you know how your little baby is getting on.
- " Sana birkaç satır yazıp küçük bebeğinin ne durumda olduğunu söylemek zorunda hissetim.
You know, the hardest part... is if I could erase ten minutes from our lives... ten minutes... it'd all be perfect.
En zor kısmı da hayatlarımızdan o on dakikayı silebilseydim on dakikayı, her şey yine mükemmel olacaktı.
I'd like to know, what is it that your coach-sir has taught you, that your father couldn't.
Antrenörünün sana öğretip babanın öğretemediklerini öğrenmek isterim.
I have looked up everything there is to know about you, Jason, and I get it now.
Senin hakında bilebileceğim her şeye baktım, Jason ve anlıyorum.
Truth is, I also kind of thought that it would help me, too, you know, to be of service and...
İşin aslı, bunun bana da yardımı olabileceğini düşüdüm, bir işe yaramanın ve...
I don't know what it is, but you cast a very long shadow.
Ne olduğunu bilmiyorum ama sen uzun bir gölge gibiydin.
All I know is that we set her free, and we're gonna put her back there no matter what it takes.
Tek bildiğim onu bizim serbest bıraktığımız ve ne pahasına olursa olsun tekrar yerine koyacağımız.
I know this is a lot to take in, so if you need to Take some time and noodle on it, that's cool.
Eğer düşünmek için biraz zaman istiyorsan sorun değil.
I haven't gotten to know her well enough to know what it is that I need to pretend to have in common with her.
Henüz kızı onunla ortak noktalarımız varmış gibi davranacağım kadar iyi tanımıyorum.
- I know who it is.
Biliyorum.
I don't know where all this is coming from, but it's extremely ungrateful, given all that I have done for you.
Bütün bunlar nereden çıktı bilmiyorum ama senin için yaptıklarımdan sonra son derece nankör bir davranış bu.
Oh, I think you're afraid to make those calls,'cause you know they'll see this for what it is... unsupported tabloid gossip.
Bence o aramaları yapmaktan korkuyorsun çünkü bunun aslında ne olduğunu anlayacaklar. Desteksiz Bulvar gazetesi dedikoduları.
Look, as far as Joanie goes, I know how hard it is to be the new kid in school.
Bakın, Joanie'nin yaptıklarına bakarsak okulda yeni olmanın ne kadar zor bir şey olduğunu biliyorum.
I don't know if what she's saying about the will is true or not, but... if he wanted her to have something... it's worth talking about.
Vasiyetle ilgili söylediği doğru mu, değil mi bilmiyorum ama kadının bir şeyler almasını istemişse biz de bir konuşalım derim.
I know how dangerous it is for you all to be here, and I commend you on your courage.
Hepinizin burada olmasının ne kadar tehlikeli olduğunu biliyorum. Cesaretinizi ve sizi takdir ediyorum.
Thing is, though, how do I know you haven't backed it up somewhere else?
Başka bir yere yedeklemediğini nereden bileceğim?
But all I can say is, it feels like Adalind is a completely different person, you know?
Ama tüm söyleyebileceğim, Adalind artık tamamen farklı bir insan gibi geliyor, anlarsın ya.
I know you loved Daniel, but if anyone is to blame, it's your mother.
Daniel'ı sevdin biliyorum ama suçlanacak biri varsa o da annen.
I know it's not everybody's favorite thing to do, but when people don't log their copies, they put the division at risk.
En sevdiğiniz iş olmadığını biliyorum ama çektikleri fotokopileri kayda geçmeyenler bütün teşkilâtı tehlikeye atıyor.
Oh, I don't know. If it... suddenly seems like your friend from across the street is seeing your wife- - ex-wife...
Bilemiyorum, şimdi karşı evdeki arkadaşınla eşinin, eski eşinin görüştüğünü duyarsan...
- I don't know what it is.
- Ne olduğunu bilmiyorum.
Who talks too much and feels too much, and I know that it drives you crazy, but that is the one way I know how to stay sober, and every time I try to suck it up and shut up and just be cold and normal, I end up drunk...
Çok fazla hissedip çok fazla konuşuyorum ve bunun seni deli ettiğini biliyorum ama ayık kalmak için başka yol bilmiyorum ve ne zaman çenemi kapayıp hislerimi içime atsam ve sakin ve normal biri olsam sonunda sarhoş oluyorum.
I want you to know who it is you're protecting.
Koruduğun kişiyi bilmeni istiyorum.
- It's not clear yet, but now that we know that this is a murder investigation, I want to talk to Damian's brother asap.
- Henüz belli değil, ama artık bunun cinayet soruşturması olduğunu biliyoruz ve hemen Damian'ın kardeşiyle konuşmalıyız.
I know that you don't want it and I know it's just another burden to you, but there's no preventing it now, so all we can do is...
İstemediğini biliyorum. Sana başka bir yük olacak biliyorum ama engelleyecek halimiz yok o yüzden tek yapmamız gereken...
I know you'll be sulking but this is our family now, so it's well to get used to it!
Surat asacağını biliyorum ama artık bir aileyiz yani buna alışsan iyi olur.
Now I don't know what a typical assassin's background is, but I'm pretty sure it doesn't involve a scholarship to study neurochemistry at Johns Hopkins.
Tipik bir suikastçinin geçmişi nasıl olur bilmiyorum ama Johns Hopkins'te nöro-kimya bursu almayı içermediğine eminim.
It's comforting to know that I can walk out any door, any hour of the night, and New York is still going.
Gecenin istediğim saatinde, istediğim kapıdan çıkabileceğimi ve New York'un yine yaşamaya devam ettiğini bilmek insanı rahatlatıyor.
They got a whole bunch of people on their side taking NZT, and they've got Piper there to make the immunity shot for them... you know, I'm just thinking about what it is they want.
Yanlarında NZT alan birçok insan var ve bağışıklık aşısını da Piper'a yaptırıyorlar. Ben istediklerinin ne olduğunu düşünüyorum asıl.
I've been reading up about it, so um, I mean, this is, um, like... You know, I'm kind of...
Aslında biraz biliyorum...
I don't know if this is incompetence or extortion, but either way, it's not what we were promised.
Bu becerisizlik mi zorbalık mı bilmiyorum ama iki türlü de, söz verdiğimiz şey bu değildi.
I know who it is.
- Kim olduğunu biliyorum.
You know, I'm just trying to avoid complicating my life any more than it already is.
Hayatımı şu anda olduğundan daha karışık bir hale getirmemeye çalışıyorum.
Now, I know this is a screwed-up thing to ask, but it's gonna have to be like a salami slice... nothing messy, clean, 45 degrees... give us something to fold over.
Çok boktan bir şey isteyeceğimin farkındayım ama salam dilimi gibi olması gerek. Pis bir şey olmasın. Şöyle temiz, 45 derecelik açıdan.
I know exactly what this beast is... and how we can defeat it.
Bu canavarın ne olduğunu biliyorum ve nasıl yenebileceğimizi de.
I know what it is, I don't need you to explain it to me.
Ne olduğunu biliyorum, Açıklama istemez.
There was no light so I didn't know if it was day or night.
Işık yoktu, o yüzden gece mi gündüz mü bilmiyordum.
All I know is, it doesn't mean this.
Bildigim tek sey, bu anlama gelmedigi.
I don't know, but what I do know is, you need to get up there and you need to get him to take it back.
Bilmiyorum, bildiğim şey senin oraya gidip onu geri adım için ikna etmen gerektiği.
I don't know what I'm gonna do, but whatever it is,
- Ne yapacağımı bilmiyorum ama her ne yapacaksam hemen yapacağım.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]