Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ L ] / Look at you

Look at you перевод на турецкий

35,386 параллельный перевод
Oh my god, look at you boys, you're so beautiful.
Ah Tanrım, şu halinize bakın, çok yakışıklısınız.
Look at you.
Kendine bak.
You sit tight, Karen. Oh, look at you.
Kendine bir bak.
To look at you is to know, it is to understand, it is to feel.
Bildiklerine bak anlamak için, hissetmek için.
See? Look at you two.
İkinize bir bakın.
Look at you, up and at it.
- Merhaba bayım. Şu haline bak, ayağa kalmışsın.
- I... Look at you!
- Şu haline bak!
Let's talk of groves of warmth, look at you, look at you.
Mezarlar, solucanlar. Şu hâline bak. Şu hâline bak.
Look at you.
Bak kendine.
Look at you.
Baksana.
You need someone to look at you. We can't!
- Sana birinin bakması gerek.
Pack, look at you.
Pack, şu haline bak.
Marcy, Philip, since you're not occupied with gun pointing at the moment, would you go have a look outside, please?
Marcy, Philip, size silah doğrutulmadığına göre, dışarı çıkıp kontrol edebilir misiniz?
Don't make any decisions till you have a look at the honeymoon suite.
Buna karar vermeden önce balayı süitine bir göz atmaya ne dersiniz?
You're gonna be okay. Look at me. Stay with me.
Bana bak, benimle kal.
I took a look at where you live on the Internet.
İnternet'te yaşadığınız yere baktım.
Did you look at them?
Tıbbi şeyler.
I'm gonna ask you to look at it with me.
Onlara benimle birlikte bakmanı isteyeceğim.
Why don't you look at some specific things?
Neden bazı belirleyici şeylere bakmıyorsun?
You know, when this is all swept under the carpet, Nina, you're gonna have to look at me every day, knowing that I know you bottled it.
İşte şimdi nefret ediyorum. Tüm bunları örtbas ettiğimizde Nina, her gün senin her şeyi yok ettiğini bildiğimi bilerek bana bakmak zorunda kalacaksın.
Look at you.
- Haline bak.
We're gonna have to look at them all, because you have to think that's what she was typing about.
Hepsine bakmamız gerek çünkü bu konuda yazdığını varsaymalıyız.
How about you take a look at the photofit and tell us if you recognize him?
Neden robot resme bakıp onu tanıyıp tanımadığını söylemiyorsun?
You know, I used to look at Jacob and I'd wonder.
Aynı anda yüzlerce şey düşünüyorum.
But if you find yourself apologizing all of the time, maybe you need to take a look at yourself.
Belki de bir şeyler değiştirmelisin.
- You're very good at calling me names. - Look, don't go off the deep end.
- Kan hemen başına sıçramasın...
From looking at you, from the way you look at me.
Senin bana bakışından.
You look at the camera.
Kalk! Otur şuraya.
You, wife, look at me lovingly, as if I'm your husband.
Sen kadın, bana kocanmışım gibi sevgi dolu bak.
Get you in the mood to look at the bottle designs.
Tasarımlara bakacak havaya girerdin.
Ooh, would you look at that?
- Şuna bakar mısın?
Look at what you did.
Yaptığın şeye bir bak.
You look at it and you'll find that I've invested 90 % of my own net worth in this mission.
Bir bakın. Şahsi net varlığımın yüzde 90'ını bu göreve yatırdığımı göreceksiniz.
But if we look at the GPR scans here you can see that entrance leads to a tectonic cave that passes right beside the lava tube under this skylight.
Fakat buradaki GPR taramalarına bakarsak o girişin tektonik bir mağaraya gittiği görünüyor. Bu açıklığın altında lav kanalının hemen yanından geçiyor.
Some people disintegrate psychologically and behaviorally and you look back at many of the explorations where humans moved where humans moved across thousands of miles you typically will see dysfunction occur in crews.
Bazı insanlar psikolojik ve davranışsal olarak parçalanır. İnsanların binlerce kilometre yol katettiği birçok keşfe dönüp bakınca, tipik olarak ekiplerde işlevsizlik meydana geldiğini görürsünüz.
- The truth is, you didn't look for her at all, did you?
- Dürüst olun, onu hiç aramadınız değil mi?
If you want to look at a million rocks like a psychopath, I'll be there.
Deli gibi taşları didikleyelim istiyorsan yanındayım.
[Shaka Senghor] We talk about sweatshops and we, you know, we beat our fists at people overseas for exploiting poor, free labor, but we don't look that it's happening right here at home every day.
Burada kötü çalışma koşullarından söz ediyoruz. Yurtdışında yoksuları ve özgür işgücünü sömürenlere kızıyoruz, ama burada olup bitenlere bakmıyoruz.
[Keene] If you look at the whole problem, you say, "What are we doing?"
Soruna bakarsanız "Ne yapıyoruz biz?" dersiniz.
[Cobb] If we were to look at the larger-scale riots that we know of in, you know, our recent history, from Rodney King, to the Detroit riot in 1967, the Newark riot in 1967,
Yakın tarihimizdeki büyük çaplı ayaklanmalara bakacak olursak, Rodney King'den 1967'deki Detroit ayaklanmasına,
And I am telling you that I cannot look at their smug, stupid faces for one more day.
Onların o salak suratlarına bir gün bakmaya daha dayanamayacağım.
Maybe you don't have to look at them.
- Belki de bakmak zorunda değilsindir.
Louis, I want you to look at me when I say this.
- Louis bunu söylerken bana bakmanı istiyorum.
You can take a look at anything of mine you want.
İstersen bana ait her şeye bakabilirsin.
- It's from Sean Cahill, and I need you to take a look at it right away.
Sean Cahill'den geldi ve hemen bakman gerekiyor.
Harvey, before I do that, I think you should take a look at these.
Harvey, ben onu yapmadan önce, şunlara bir göz atsan iyi olur.
Yeah, well, look at what happened to you anyways.
- Sonunda yine buraya gelmişsin.
Hey, would you mind distracting Alexandra while I take a look at this?
Ben listeye bakarken Alexandra'yı oyalar mısın?
- You guys should take a look at this.
- Siz buna bir baksanız iyi olur.
You guys, look at this.
Siz çocuklar, şuna bakın.
Don't you want to go home on that boat? ! Look at me.
Bak, yüzüme bak!

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]