Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ L ] / Love it

Love it перевод на турецкий

34,591 параллельный перевод
The wish told you where love might be found, but... it wasn't love itself.
Bu arzu sevginin nerede bulunacağını söyleyebilir, ama sevginin kendisi değildir.
I play folk music because I love it.
Sevdiğim için halk müziği çalıyorum.
I love it.
Bayıldım.
I used to love it growing up.
Büyüme dönemimde seviyordum.
I absolutely love it.
Kesinlikle bayılıyorum.
I love it just the way it is.
İşlerin yürüyüş tarzına bayılıyorum.
Love it. Love it.
Bunu sevdim, bunu sevdim.
I don't really know what I love about the oboe anymore, except that I know that I do love it.
Obuanın nesini sevdiğimi artık bilmiyorum tek bildiğim onu sevdiğim.
I love it, too, but, clearly, it cannot continue in its current form.
Ben de seviyorum ama şu anki hâliyle sürdüremeyeceğimiz aşikar.
I live here and love it. I have nothing against...
Burada yaşıyorum ve buraya bayılıyorum.
Whatever, you love it.
Seviyorsun kabul et.
Love it.
Güzel.
Don't you love it when mom packs our lunch?
Anneciğin yemeğimizi hazırlamasına bayılmıyor musun?
And everybody's gonna love it because it's a vast improvement over my opponent's untenable wall nonsense.
herkes de buna bayılacak çünkü rakibimin..... duvar saçmalığının karşısında büyük bir gelişme olacak.
So much fun! I love it, I love it!
Çok eğlenceli!
I hope you like it. I love it.
Umarım beğenmişsindir.
You love it when the Italians hang Mussolini.
İtalyanlar Mussolini'yi asarken buna bayılacaksın.
Yeah, it's just a big neighborhood full of enormous mansions and people who love Tahani!
Devasa evler ve Tahani sever insanlarla dolu büyük bir mahalle burası.
Yeah, I fucked up, and maybe... Maybe it was a mistake from the start, but it was love.
Evet, sıçıp batırdım belki başlangıçta bir hataydı ama aşktı.
On my world, love is a practical term. It's almost a business one.
Benim dünyamda sevgi uygulamaya dair bir terimdir, neredeyse bi iş terimidir.
It's the combination that means love, not... the wish to do it.
Bunun bir araya gelişi sevgidir, bunu yapma isteği değil.
I love it.
Eroine bayılıyorum.
I'd love to figure it out.
Bunu seve seve yaparım.
It's hard to be Cinderella when I know my Prince Charming is in love with someone else.
Özellikle de beyaz atlı prensinin başkasına aşık olduğunu bildiğinde.
You're gonna love it.
- Bayılacaksın.
I figure out that I love this place, and you're taking it away?
Burayı ne kadar sevdiğimi anladım ve şimdi gidiyor muyuz?
It's a love letter.
Adeta bir aşk mektubu.
It wasn't love.
Aşk değildi.
It was like you were making love to a different person.
Sanki başka birisiyle sevişiyormuşsun gibiydi.
Well, you may say it's bullshit, but... I did love the two of you.
Evet, bunun bir saçmalık olduğunu söyleyebilirsin, ama ikinizi de çok sevdim.
I thought it was unconventional, but that's very much Rodrigo, and that's why I love him.
Alışılmadık olduğunu düşündüm. Ama bu Rodrigo tarzı, ve bu yüzden onu seviyorum.
It's not derivative, it's a beautiful simple love song.
Türetilmiş değil, sadece güzel basit bir aşk şarkısı.
I mean, now I've got to think about it like it's a love song?
Yani şimdi bunu bir aşk şarkısı gibi mi düşüneceğim?
It's not a fucking love song.
Lanet bir aşk şarkısı değil bu.
You know, it's a love story.
Yani, bu bir aşk hikayesi.
'Cause your mom believes, and I love her for it.
Çünkü annenin inancı var, ve onu bunun için seviyorum.
[sighs] Look, I know I came after you like I was in heat or something. Then I was all like, "I love Dennis", and then kissing you like I was 17. And now it's... [sighs]
Bak, alev almış gibi senin peşinden geldim sonra da "Dennis'i seviyorum." falan dedim ve sanki 17 yaşındaymışım gibi öptüm seni ve şimdi de bu...
People love space, but not when it means watching heroes die.
İnsanlar uzayı sever ama kahramanların öldüğünü seyretmek anlamına geldiği zaman değil.
I'd love to chit chat, but I've got trial in an hour, so unless it's urgent...
Muhabbet etmek isterdim ama bir saat sonra duruşmam var. - O yüzden acil bir şey değilse...
Oh, I'd love to make small talk... I've been practicing, too. I'm amazing at it... but I'm in a bit of a rush here.
Sizinle hoşbeş etmeyi çok isterdim bir süredir üzerinde çalışıyorum epey iyi olmaya başladım ama şu an biraz acelem var.
I'll just stick to the original plan of having her completely redesign our space, and I'll just make sure it takes long enough for her to fall madly in love with me, and it shouldn't take more than two or three years.
Mekanı baştan aşağı yenilemesi planıma sadık kalacağım. Bana deliler gibi aşık olması için yeteri kadar uzun sürdüğünden emin olmam gerek. - İki üç yıldan fazla sürmese gerek.
Louis, whatever you're doing, I need you to put it down. I'm planning the ultimate date for the love of my life. Not now, Harvey.
Louis ne yapıyorsan bırakman gerek.
Well, I don't because I didn't take this deal for that son of a bitch, I took it for my wife, who I love, and if you ever contact her again without my blessing,
Ben değilim çünkü ben bu anlaşmayı o pislik için değil sevdiğim eşim için kabul ettim. Eğer benden izinsiz bir daha onunla iletişim kurarsan yemin ederim ağzını dağıtırım.
Which makes it the perfect place to get to know someone you think you might be falling in love with.
Aşık olabileceğin insanı tanıyabilmen için harika bir yer.
If that pig taught me anything, it's that you gotta fight for the ones you love.
O domuz bana bir şeyi öğretti, sevdiklerin için mücadele vermelisin.
Well, when you put it like that, then I would love to move in with you.
Yani sen böyle söylersen ben de seve seve sana taşınırım.
I'll always love you but I just can't take it any more.
Seni hep seveceğim ama buna daha fazla dayanamıyorum.
It is a shrine to your body..... because I love your body.
O senin vücudun için bir mabet çünkü vücuduna tapıyorum.
I do it inside of my head everyday darling, I'd love to say it out loud.
Sevgilim, hergün kafamın içinde söylüyorum. Yüksek sesle söylemeyi de çok isterim.
Trucks love the road, and the road loves trucks when they're on it.
Tırlar yolu sever ve yollar da, üzerlerindeyken tırları sever.
I l-love listening to it.
Dinlemeye doyamıyorum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]