Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ T ] / Treasured

Treasured перевод на турецкий

266 параллельный перевод
Tonight, in this house, for the benefit of this great cause for which she's already done so much, our hostess, Mrs Sutton, is putting up for auction, one of her most treasured possessions,
Bu gece, bu evde, bu büyük amacın yararına çok şey yaptı. Ev sahibemiz, Bayan Sutton, sahip olduğu hazinenin en önemli parçalarından birini, en ünlü Sutton mücevherlerinden birini, açık artırmaya koydu.
Their purpose replaced by symbolic meanings these treasured objects seemed merely junk to the uninitiated eye
Çekmecedeki objeler esas önemlerini kaybetmiş ve başkaları için sadece çöp olsa da onlar için muazzam büyüklükte sembolik anlamlar ihtiva ediyordu.
Aye. Come desert and mountain, rain and blizzard I've treasured this bonny wee bottle in my bedroll.
Evet, Çölde ve dağda yağmurda ve tipide bu güzel şişeyi yatağımda sakladım.
A pure heart is a woman's most treasured possession.
Temiz bir kalp kadının en kıymetli hazinesidir.
It has been retold by the people for centuries, and it is treasured today as one of the epic folk tales of history.
Asırlardır tekrar tekrar anlatılmakta ve günümüzde tarihimizin destansı halk hikayelerinden biri olarak büyük değer görmektedir.
and I treasured her letters.
Mektupları çok değerliydi.
We can see that you appreciate beautiful things and this was our sister's most treasured possession
Güzel şeyleri sevdiğinizi görülebiliyor ve bu da kız kardeşimizin en kıymetli kıyafetiydi
It's the most treasured gift of my ancestors.
Atalarımın bana en büyük mirası.
When our teacher died he stole his treasured heirloom the bamboo pole and started a new sect
Hocamız öldükten sonra... Onun mirasını ve bambu sopasını çaldı ve yeni bir kariyer yaptı.
You are my husband, my treasured husband,
Sen benim kocamsın,... benim değerli kocam,
It is my most treasured possession.
Benim en değerli varlığım.
You are pure. You still have that most treasured of possessions.
Sende saf bir masumiyet olmalı!
The red armband is the most treasured prize in China, Dr. Hathaway.
Kırmızı kolluk Çin'deki en kıymetli ödüldür Dr. Hathaway.
You stole our treasured sword, it's a capital crime
Yeşim Ejder kılıcını izinsiz almak, çok büyük bir suçtur!
The stolen Jade Dragon Sword... was once a treasured gem of the Shangzhou dynasty
Çalınan Yeşim Ejder Kılıcı Shangzhou hanedanlığının en değerli ve güçlü silahıdır
After our founder got this treasured sword assuming
O olaydan sonra Tarikatımız Kılıcı Himayesine alarak....
The treasured sword?
Kılıç mı?
All our roots treasured within our dreams All our dreams on their way to success lt's a new beginning, it's a brand new start
Tüm köklerimiz hayallerimizden besleniyor hayallerimiz gerçekleşmek üzere!
Here the data are allowed to be stored, enhanced, processed and treasured.
Bilgiler burada depolandı, işlenip geliştirildiler.
Didn't you know... the secret on the Blades is... about the biggest treasured vault in boxer world?
Dövüş Dünyasındaki en... büyük hazinenin o kılıçlarda saklı... olduğunu bilmiyor muydun?
Don't listen to the bullshit I've found the treasured vault
Bunları kafaya takmaya değmez Çok büyük bir hazine buldum
So I can get the Bat Blade... to find the treasured vault
Böylece Yarasa Kılıçlarını elde edip... hazineyi bulabilecektim
You are here... for the treasured vault too?
Sizde mi.... hazine için buradasınız?
So I turned your trick against you I gave the Blade to you... and you'd find the treasured vault for us
Böylece sana bir oyun oynamaya karar verdim Kılıcı sana verdik ve... sen de hazineyi bizim için buldun
Now I come to get the treasured vault
Şimdi de buraya hazineyi almaya geldim
Your sword has been... washed in our treasured basin.
Kılıcınız hazine havuzunda.... paklanmış oldu böylece tertemiz olmuş! ne güzel!
Now it's become a treasured sword.
Şimdi gerçek bir hazine kılıcı oldu
My treasured sword the imperial jade seal,... are under your care now.
Sihirli Kılıcım ve İmparatorluk Yeşim Mührü,... artık sizin korumanızda olacak.
So you've got the treasured sword...
Sende İmparatorluk Kılıcı varsa nolmuş?
It's something I have always treasured.
Bu benim hazinem olarak kalmasını istediğim birşey.
And also ask me to, bring my treasured family sword.
Ve ayrıca benden ailemin... hazine kılıcını getirmemi istediniz
Put your treasured sword down. I'll let you kill yourself.
yaşamana izin veririm, kendini öldürmene izin veririm
It's lucky that you are not holding a treasured sword, or else it would be such a waste.
Neyseki elinde değerli bir kılıç yokmuş! yoksa onu da yazık ederdin!
It has remained my treasured possession.
Senden bana yadigar kalmıştı.
That morning, Mom told us to take something we treasured the most.
O sabah annem bize en değerli şeylerimizi yanımıza almamızı söyledi.
"I turn my face away from them, " and they will desecrate my treasured place.
Sırtımı çevirdim onlara benim değerli toprağımı kutsal sayacaklar.
Something... Special... To be shared and treasured.
Öylesine... özel ve kıymetli ki paylaşması.
Tonight we dance for our treasured guest of honor- -
Bu gece ki dansımız hazinemiz olan onur konuğumuz için
You must understand, Herr Leopold, our family has always treasured international contacts.
Anlamalısınız, Bay Leopold, ailemiz herzaman uluslararası bağlantılara değer vermiştir.
In this possibly terminal phase of human existence, democracy and freedom are more than values to be treasured.
Neler olup bittiğini biliyorlar ama neler olduğunu bilmek istememişlerdi. CIA'in tahminlerine göre, büyük ölçüde...
I treasured that shirt. I loved that shirt.
O gömlek çok kıymetliydi!
That, my darling, is my most treasured possession in the whole, wide world.
O, aşkım, tüm dünyadaki tek değerli varlığım.
And from their treasured cattle, they still draw a staple... of the Maasai warrior diet : A mixture of milk and blood.
Bu değerli sığırlardan Masaili savaşçıların hâlâ başlıca besin kaynağı olan kan ve süt karışımı bir içecek yaparlar.
It is terrible to rob me in this way... of my most treasured feelings!
Değerli duygularımı bu şeklide soymanız korkunç birşey!
Just your presence there would be a living, treasured cookbook.
Sizin, burada bulunmanız bile bizim için, bulunmaz bir hazine.
- For a treasured memory, what's money?
Böyle kıymetli bir hatıra için lafı mı olur?
A fan, a glove, eye-glasses who knows what article may be carried as a token or treasured when a man puts an end to his life.
Bir yelpaze, bir eldiven, bir gözlük bir erkek hayatına son verdiğinde yanında bir yadigar ya da değerli birşey olarak neleri bulundurabileceğini kim bilebilir.
And of course, I'm happy to return all of your treasured possessions.
Ve, tabii ki, değerli eşyalarınızı size iade ediyor olmaktan mutluyum.
I always treasured his friendship.
Dostluğuna daima çok değer verirdim.
I know how very deeply your friendship was treasured by Louise.
Arkadaşlığınızın, Louise için ne kadar kıymetli ve önemli olduğunu biliyorum.
Freedom and democracy are, by now, not merely values to be treasured.
Dünyanın hiçbir yerinde insanlar yazılı medya yoluyla bilgiye ve eğlenceye bu kadar bağımlı değildir.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]