Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ U ] / Unformed

Unformed перевод на турецкий

27 параллельный перевод
I had unformed ideas of striving afresh beginning anew, fighting out the abandoned fight.
Yeniden başlamaya dair, en başından, coşkulu bir kavgaya tutuşmak için henüz oturmamış fikirlerim vardı.
It's unformed.
Şekilsiz.
it seems sort of unformed.
Bir nevi kesin bir şekli yokmuş gibi görünüyor.
Young... unformed.
Genç... biçimlendirilmemiş.
We're both stumbling around together in this unformed world... whose rules and objectives are largely unknown... seemingly indecipherable or possibly nonexistent... always on the verge... of being killed by forces that we don't understand.
Her ikimiz de beraberce, kuralları ve hedefleri pek bilinmeyen görünüşte okunamayan ya da muhtemelen varolmayan biçimlenmemiş bu dünyada anlamadığımız güçler tarafından her an öldürülmenin sınırında olarak sendeleyip duruyoruz.
A handful might have suspected, but even their suspicions were vague and unformed.
Bir avuç insan kuşkulanmış olabilir ama onların kuşkuları bile zayıf ve olgunlaşmamıştı.
He's so fragile and unformed and I just want to make sure I get it right, but everything I do feels wrong.
Çok hassas ve kolay incinebilir bir dönem geçiriyor, sadece ona en iyi şekilde davrandığımdan emin olmak istiyorum, ama tüm hislerimde yanılıyor gibiyim.
The big god, the heart of the unformed.
Büyük tanrı, olmamışın kalbi.
The heart of the unformed commands you to stop!
Olmamışın kalbi durmanı emrediyor.
Morning sickness and hemorrhoids? No, the repeated blows to his unformed head.
Hayır, daha tam oluşmamış kafasına defalarca boşalman.
But then here's where the rockland U. Students, who I normally mock because their brains are tiny, mushy, and unformed, they got very creative on me.
Ama Rockland U. da bu işi alaya alan bazı beyinleri küçük, sömürgen ve son şeklini almamış öğrenciler var,
I saw a blast of static with what looked like an unformed person.
İnsan şeklini almamış gibi görünen bir statik elektriğin patlamasını gördüm.
- It is essential to have a unformed approach to the gypsies.
Bu, çingenelere karşı belirli ölçüde yaklaşmamız için gerekli.
She's unformed.
Ne olduğu belli değil.
And then I have to remind myself that, you know, some of Kyle's ideas were young and unformed.
Ve sonra da Kyle'ın bazı fikirlerinin tecrübeden yoksun ve olgunlaşmamış olduğunu kendime hatırlatmam gerekiyor.
For me, that's where collaboration comes in, to take an idea that is blind and unformed and that has been hatched largely in solitude and allow these strange collaborator creatures that I work with to morph it into something else, something better.
Benim için işbirliği burada devreye giriyor. Kör, şekilsiz ve büyük ölçüde tek başına kuluçkaya yatırılan bir fikri alıp... birlikte çalıştığım bu garip yaratıkların onu başka bir şekle sokmasına daha iyi bir hale getirmesine izin veriyorum.
Nell was unformed as a dancer.
Nell bir dansçı olarak şekilsizdi.
You're still unformed as a detective.
Halen tam bir dedektif değilsin.
Unformed, like Earth over a billion years ago.
Dünya'nın bir milyar önceki hali gibi şekilsiz.
How... unformed her thinking is?
Nasıl pervasız düşünebileceğini?
Sense his unformed potential.
Onun şekillenmemiş potansiyelini hissediyordum.
When I first met you, you were so... Unformed.
İlk tanıştığımızda o kadar biçimsizdin ki.
Unformed.
Gelişmemişsin.
You were unformed when I found you... where Otto left you there to die, but as soon as you could speak, you said one word.
Seni bulduğumda şekilsizdin. Otto seni ölüme terk etmişti. Ama konuşmaya başlar başlamaz bir kelime söyledin.
What can a girl like you, unformed..... possibly do to serve her country?
Senin gibi deneyimsiz bir kız nasıl ülkesine hizmet edebilir ki?
- Isn't that cool? - This is, like, so unformed...
İyiymiş.
And your eyes did see my substance, being yet unformed. "
Zebur 139, "Gözlerin beni cenin iken gördü."

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]