Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ W ] / Where is it

Where is it перевод на турецкий

16,037 параллельный перевод
Where is it?
Nerede peki?
Where is it?
Nerede bu?
Where is it?
Nerede?
This place, where is it?
- Nerede bu yer?
- Where is it?
- Nerede?
Where is it? You already have your pack.
Sürünü oluşturdun zaten.
Where is it coming from?
Nereden geldi?
Where is it?
Nerede o?
Where is it?
Nereye gitti?
Where is it?
- Nerede o?
Where is it? Alice, I don't have time for games.
Alice, oyun oynayacak vaktim yok.
So, where is it?
- Pekâlâ, nerede? - Güvenli bir yerde.
Izzy, where is it?
- Nerede Izzy?
- But where is it?
- Tamam da ne tarafta?
Where is it?
Neredeydi?
Where is it?
O nerede?
But you know where it is, right?
Ama nerede olduğunu biliyorsun, değil mi?
Right now, I would like to send it over to Atlanta, Georgia, where the very lovely Miranda Collins is on her book tour.
Sözü şu an Atlanta, Georgia'da kitap turunda olan sevgili Miranda Collins'e bırakıyorum. Merhaba Adam.
24 fighters will fight it out over 25 days... where every match is a knock out.
25 gün boyunca 24 güreşçi ter dökecek ve her müsabakada biri elenecek.
- Tell me where it is!
- Nerede olduğunu söyle!
This is where it gets interesting.
İşte olaylar burada ilginçleşiyor.
Tell me where it is.
Nerede olduğunu söyle.
Check it out. Detainee said this is where he picked up the radio scripts.
Tutukladığımız adam konuşma metinlerini buradan aldığını söyledi.
My son will drain the fluid from your eye and then carve it out if you do not tell me right now where your brother is.
Eğer kardeşinin nerede olduğunu söylemezsen oğlum gözünün cılkını çıkartıp, sonra da oyacak.
I... don't know exactly where your book is... exactly, and, uh, the long and short of it is, I'm a little preoccupied at the moment.
Kitap nerede tam olarak bilmiyorum, aslına bakarsan, şu an biraz meşgulüm.
And this is where it all begins.
Herşeyin başlacağı yer burası.
Those who accept their situation and cooperate, even if it means going where they don't want to go, and those that think they're smarter than I am and want me to get them off without getting dirty.
İçinde bulundukları durumu kabullenip istemedikleri yollara sapma pahasına benimle iş birliği yapanlar ve kendisini benden zeki zannedip ellerini kirletmeden benim onları kurtarmamı bekleyenler.
It wasn't me, I don't know where he is.
Ben yapmadım, yerini bilmiyorum.
The area where you buried him is full of swampy lakes and the locals know it.
Çocuğu gömdüğünüz bölge bataklık gölleriyle dolu. Orada yaşayanlar bunu iyi bilir.
I can take you there, but I can't let you see where it is.
Seni ameliyathaneye götürebilirim ama yerini görmene izin veremem.
But you still can't tell me where it is.
Ama hâlâ bana onun nerede olduğunu söyleyemiyorsun.
He must've followed me into the kitchen, which is where I did it.
Beni mutfağa kadar takip etmiş olmalı. Orada yaptım.
Out of all of Damon Salvatore's greatest hits, this farmhouse kerfuffle was barely a b-side, and then I realized this is where it all began.
Damon Salvatore'un bütün katliamlarının arasında bu çiftlik evi velvelesi hiç kalır. Sonra fark ettim ki her şey burada başladı.
Mom, just tell me where it is.
Sensin. Anne, yerini söyle yeter.
If either of you has a problem with it, you know where the door is.
Eğer bu kararımla bir sorununuz varsa kapının nerede olduğunu biliyorsunuz.
Not only is it where I work, I'm addicted to funny cat videos.
Hem orada çalışıyorum, hem de komik kedi videolarına bağımlıyım.
This song-and-dance where you come over to my apartment and you whisper your lies, it is over!
Evime gelip yalanlarını fısıldama oyunundan da bıktım bitti her şey!
It's where the League of Assassins hang their black hoods. That's right, but there is no Lazarus Pit and no League in there. No.
Suikastçılar Birliği'nin siyah kapüşonlarını astığı yer burası.
If Andy says this is where it's gonna be, this is where it's gonna be.
Eğer Andy burada olacağını söylüyorsa burada olacaktır.
This is Tom Tucker atop a roof, where a local crazy person is preparing to end it all.
Şu an bir çatının tepesindeyim. Bölge sakini bir delinin hayatına son verme girişiminde bulunduğu noktada.
I don't know. Could be 20 minutes, it could be an hour. Where is he?
- Bilmiyorum. 20 dakika, 1 saat falan önce.
This is where we are now, and it ain't changing'back no matter what you do.
Artık bu durumdayız ve ne yaparsan yap eski hâline dönmeyecek.
I like my house where it is.
Ben evimi olduğu yerde seviyorum.
Then leave it where it is inside of you.
Öyleyse o bilgi sende kalsın.
And the brown sweater is in a cedar box he keeps in the closet so that it will smell like the cabin where he first read Catcher in the Rye.
Kahverengi kazağı da ilk defa "Çavdar Tarlasında Çocuklar" romanını okuduğu kulübe gibi kokan sedir kutunun içinde duruyordur.
Because I can print money all day long, but unless you know where to sell it, how much to charge, and how to distribute it, you're gonna get us all busted.
Çünkü bana kalsa tüm gün boyunca para basabilirim ama bu parayı nerede satacağını, ne kadarını piyasaya süreceğini ve ne kadarını dağıtacağını bilmezsen tek yapacağın iş bizi yakalatmak olur.
- I'll tell you later where it is.
- Anlatacağım sana sonra nerede olduğunu.
Hey, honey, the exit is this way, where it's always been.
Tatlım, çıkış hep olduğu gibi bu tarafta.
I'm looking for something that was lost in this city, and I bet your witch ancestors know where it is.
Bu şehirde kaybolmuş bir şeyi arıyorum ve eminim cadı ataların onun yerini biliyordur.
You tell me where it is.
Bana nerede olduğunu söyle.
Everyone thinks I can find this Cup, but I don't know where it is!
Herkes Ölümlü Kupa'yı bulabileceğimi sanıyor ama nerede olduğunu bilmiyorum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]