Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / испанский → турецкий / Chamberlain

Chamberlain перевод на турецкий

446 параллельный перевод
Ponga a Chamberlain al teléfono.
Chamberlain'i bağla.
Después de decir lo que pensaban tan libremente... como era prudente terminó con esta afirmación... no muy paternal : "Me dará paz en mis días." Eso es lo que dijo Chamberlain cuando regresó de Múnich.
Aklından geçenleri açıkça ve mantıklıca anlattıktan sonra sözünü bu pek de babacan olmayan cümleyle bitirdi "Benim zamanımda barış olsun yeter." Hatırlarsınız, Chamberlain Münih'den döndüğünde böyle demişti.
- Buenos dias, Chamberlain.
* ( Almanca bay
- Chamberlain tiene interes en el caso.
- Chamberlain bu davaya bakıyordu.
- Buenas noches, Sr. Chamberlain.
- İyi akşamlar, Bay Chamberlain.
Si, soy yo.
Evet, Ben, Chamberlain.
- El Ayudante del Fiscal, Chamberlain.
- Savcı yrd. Chamberlain'i tanıyorsunuz.
- ¿ Esta viejo, Chamberlain?
- Sorun ne çok mu yaşlısın, Chamberlain?
Pero Ud. lucho con gran valor.
İyi yarıştın sen de, Chamberlain.
Chamberlain, me pone en una situacion que me hace confesarle algo.
Chamberlain, beni, bir itiraf etmeye zorladın.
- Me llamo Chamberlain.
- Ben de öyle. - İsmim Chamberlain.
- Chamberlain, Ud. sabe...
- Chamberlain, biliyorsun...
Mr. Chamberlain hace una declaración sobre los progresos y perspectivas de la guerra.
Başbakan Chamberlain, savaşın gidişatı ve beklentiler hakkında bir bildiri yayınlıyor.
Chamberlain está alli sentado, tan tranquilo como siempre, acariciándonos la cabeza y dicendo que todo irá bien de modo que gente como Holden se recuesta en suculentos contratos y hacen más dinero que en tiempo de paz.
Chamberlain, hiç olmadığı kadar konfor içinde oturuyor... kafamızı güzel güzel okşayıp her şeyin iyi olacağını söylüyor... ve böylece Holden gibi fırlamalar da o yağlı taşeronluk anlaşmalarına yaslanıp... barış zamanında kazandıkları paradan çok daha fazlasını kazanıyor.
Neville Chamberlain, el premier británico, quiere el acuerdo con las dictaduras para salvar la paz.
İngiltere başbakanı Neville Chamberlain barışı sağlamak için diktatörlerle bir anlatma arayışı içindeydi.
En palabras de Chamberlain,
Chamberlain'in deyişiyle :
En BBC2, la semifinal del episodio 3 de "El Diario de Kierkegaard"... con Richard Chamberlain, Peggy Mount y Billy Bremner.
BBC 2'de az önce üçüncü bölümün yarı finali başlayan Kierkegaard'ın Güncesi var. Başrollerde Richard Chamberlain, Peggy Mount ve Billy Bremner oynuyor.
en Múnich en Septiembre de 1938, Chamberlain de Gran Bretaña, Mussolini de Italia y Deladier por Francia, firmaron el tratado que despojaba a Checoslovaquia de la Región de los Sudetes y la dejaron, abandonada y rota.
1938 Eylül'ünde, Britanya adına Chamberlain İtalya adına Mussolini, ve Fransa adına Daladier'in imza attığı Münih antlaşmasıyla, Sudet bölgesi Almanya'ya bağlandı.
Al ciudadano medio del este de Londres no le importaba Churchill como hombre, sino como el aquel que ocupo el lugar de Chamberlain
Ortalama bir Londralı Churchill'in bir insan ya da politikacı olarak geçmişine bakmıyor, onu Chamberlin'in yerini dolduran bir lider olarak görüyordu.
Domingo 3 de Septiembre El Primer Ministro Inglés, Neville Chamberlain, habla por radio.
3 Eylül Pazar günü, Britanya başbakanı Neville Chamberlain haber bültenlerindeydi.
Chamberlain se lo tomo con total serenidad y apareció su mujer con una enorme cesta con cosas para pasar la noche.
Chamberlain durumu çok ciddiye almıştı. Derken ; eşi erzak dolu elinde koca bir sepet, bir termos, ve okumak için birşeylerle çıkageldi.
Winston vuelve El rumor se extendió por la marina el 3 de Septiembre Chamberlain, no estaba dispuesto a llamar a su mas encarnizado enemigo político tan famoso por sus aventuras militares
Başbakan Chamberlain, savaş konusunda oldukça nam sahibi olan en ciddi politik rakibini göreve çağırmakta gönülsüzdü.
Chamberlain se sintió preocupado por las inocentes vidas Noruegas y el efecto que podía tener en la opinión Americana, eventualmente, fue persuadido.
Chamberlain, Norveç ahalisi hakkında endişeleniyor, ve Amerikan görüşünün etkisinde kalıyordu. Nihayetinde, o da ikna edildi.
Pensaba que Alemania se encontraba al borde de la indigencia, o en cualquier caso, podía ser llevada al borde de la indigencia.
Chamberlain'e göre, Almanya açlığın pençesindeydi. Öyle olmasa dahi gerekli hamlelerle ekonomik bir çıkmaza sürüklenebilir ve açlığın pençesine düşürülebilirdi.
la campaña en Noruega era algo aceptable por Chamberlain ya que mantenía la guerra distante.
Chamberlain'in Norveç operasyonunu kabullenmesinin gerçek sebebi de belki de buydu. Savaşı Britanya'dan uzak tutmak.
Pocos días antes, sin que Noruega estuviera en su mente
Birkaç gün öncesinde, Chamberlain ;
Chamberlain proclamó que Hitler había perdido la partida
Hitler'in artık barış trenini kaçırdığını deklare etmişti.
y luego le toco el turno a Lord George que pronunció el mas devastador discurso que nunca le he oído, el cual concluyo diciéndole a Chamberlain, habéis exigido sacrificios a la Nación pero hay un sacrificio mas necesario que cualquier otro
Ardından, Lloyd George kürsüye çıktı ve bugüne kadar ondan hiç işitmediğim kadar sert bir konuşma yaptı. Konuşmasında Chamberlain'e şöyle seslenmişti : " Ulusumuzdan, fedakarlıklarda bulunmalarını istedin ama artık yapılması gereken tek bir fedakarlık var o da senin görevinden ayrılman!
pude ver que Chamberlain estaba lívido.
Chamberlain'in beti benzi atmıştı.
Recuerdo a Chamberlain marchándose a su habitación preguntándose a donde conduciría todo esto pero al día siguiente se sentía de otra manera por que se dio cuenta que la suerte estaba echada
Ardından Chamberlain makam odasına geçti. Olup bitenlere inanamıyordu. Ertesi güne kadar da inanmak istemedi.
Durante estos dos días, el 9 y 10 de Mayo, hubo grandes dudas sobre quien podría suceder a Chamberlain
9 ve 10 Mayıs'ta kimin Chamberlain'in halefi olacağı noktasında bir kuşku havası vardı.
El Partido Laborista dejó bien claro, que si había que formar un Gobierno de coalición ellos no formarían parte bajo la Jefatura de Chamberlain.
İşçi partisi yayınladığı deklarasyonla, olası bir koalisyon hükümetinde asla Chamberlain ile çalışılmayacağını beyan etti.
Lord Halifax era el sucesor obvio, era el colega de Chamberlain
Lord Halifax, başbakan Chamberlain'in güvenilir bir çalışma arkadaşı ve aynı zamanda da halefiydi.
Recuerdo que Churchill me contó que el momento crítico llegó, cuando Chamberlain pidió a Halifax y a El, que fueran con el al salón de reuniones.
Chamberlain, Halifax ve kendisine kabinede görev teklifinde bulunduğunda ; Churchill bana artık en kritik anlara girildiğini söylemişti.
Allí estaban los tres. Halifax estaba sentado muy cerca de Chamberlain cuando repentinamente se volvió hacia Churchill y le dijo :
Üçünün bir araya geldiği o gün ; Chamberlain'in hemen yanında oturan Halifax Churchill'e şu soruyu sormuş :
Chamberlain se volvería a Halifax y le diría, en este caso si el Rey solicita mi concejo quizá le pueda sugerir su nombre
Chamberlain Lordlar kamarası üyesi Halifax'dan yana tavır koyabilir ve "Kral benim fikrimi soracak olursa ; ben de bu durumda Halifax'ı önerebilirim." diyebilir.
Mientras los Ejércitos Aliados se preparaban para la batalla Chamberlain acudía a Palacio parra dimitir y aconsejar al Rey a que llamara a Churchill.
Müttefik kuvvetlerinin artık sıcak çatışmaya girmeye hazırlandığı o anlarda Chamberlain Kral'a halefi olarak Churchill'i gösteriyordu.
Sra. Chamberlain, no me gusta detenerla pero este hombre admite estar con White y parece que usted es cómplice.
Bayan Chamberlain, sizi hapse atmak istemiyorum bu adam White ile birlikte olduğunu kabul ediyor ve görünüşe göre siz de bu işte onunla birliktesiniz.
Los dirigentes alemanes mantienen que cuando el Primer Ministro británico se dirige a la Casa de los Comunes...
Alman yetkililer, İngiliz Başbakan Chamberlain Millet Meclisi'ne gittiğinde...
No ha sido tan difícil. El célebre doctor Chamberlain sale de Ginebra para recoger el premio Estrasburgo.
Doktor Chamberlain Strasbourg'dan ödülünü alacak.
A dicho doctor Chamberlain le da miedo viajar en avión, por lo tanto tenías que estar en este tren.
Ve bu meşhur doktor uçaklardan çok korkuyor. Sen de kesin o trende olacaksın.
- Encantado, Jonathan Chamberlain.
- Jonathan Chamberlain.
Gracias. Dr. Chamberlain, su mesa está preparada.
- Doktor, masanız hazır.
Debo confesarlo, Dr. Chamberlain, su nombre es tan famoso que... la verdad, me avergüenzo de no saber por qué lo es.
Sizin isminizin tanıdık olduğunu biliyorum, ama yine de... Bu ünün sebebini bilmiyorum, ve utanıyorum!
Perdone, Dr. Chamberlain, al radioteléfono.
- Affedersiniz. Sizin için acil bir arama.
¿ Dr. Chamberlain?
- Doktor?
Dr. Chamberlain, le habla la Dra. Stradner.
Burada doktor Stradner.
No lo hago, Chamberlain.
- Öyle değilim!
Chamberlain parece nervioso.
Chamberlain panik halinde.
Hola. ¿ Chamberlain?
Alo, Chamberlain?
Jonathan Chamberlain va en ese tren.
Jonathan Chamberlain trende.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]