Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / французский → турецкий / Défendant

Défendant перевод на турецкий

218 параллельный перевод
Elle a été prévoyante en défendant à mon grand-père de boire ça.
Büyükbabama bunu içirmediğine göre çok ileriyi görmüş.
De mourir en défendant notre pays
Ülkemizi savunurken ölmeye.
Même à corps défendant.
Olmak istemiyor olabilirsin, ama kendini tutamıyorsun.
Comme avocat, j'ai fait fortune en les défendant!
Oysa bir avukat olarak paranın çoğunu hapisten adam çıkartmaktan kazandım.
Le défendant a-t-il quelque chose à dire?
Savunmanın söyleyecek bir şeyi var mı?
Le défendant n'a rien à dire.
Savunmanın diyeceği yoktur.
Ton frère soufflera à Grand Daddy de t'y expédier... à mon corps défendant!
Sevgili ağabeyin, Koca Baba'ya seni oraya yatırmasını söyleyecek. Ama cesedimi çiğnemeleri lazım.
"Le défendant est en liberté surveillée pour 12 mois."
Ve zanlı 12 aylık gözetim cezasına çarptırılmıştır. "
Avertissons nos amis qu'ils mettent en danger leurs carrières en défendant cet animal.
Arkadaşlarımızı, bu hayvanı koruyarak kendi kariyerlerini zedelediklerine dair uyaralım.
Les Carthaginois, défendant la ville... on été attaqués par trois légions romaines.
Kartacalılar şehri savunurken üç Roma lejyonu saldırıya geçti.
Aidés par des centaines d'autres princes, rois et évêques, chacun défendant ses intérêts pourris.
Yüzlerce diğer prens, kral... ve kardinal bu savaşı destekliyor. Hepsi de kendi iğrenç amaçları uğruna!
Et alors on pourra établir de nouvelles lois Défendant les intérêts des ouvriers, et assurer la subsistance du peuple
O halde biz de işçilerin menfaatlerini ve halkın refahını güvence altına alan yeni kanunlar oluştururuz.
D'un autre côté, si cette lettre est lue, je me verrai dans l'obligation, à mon corps défendant, de la faire témoigner.
Öte yandan eğer o mektup okunursa istemeye istemeye, o kadını ortaya çıkarmak zorunda kalacağım.
J'avais déconné, à mon corps défendant.
Her şeyi berbat ettim ama hatalı değildim.
Un bébé artiste du Sud... défendant une putain polonaise.
Ağzı süt kokan, güneyli sanatçı bu küçük Polonya'lıyı fahişeyi koruyor.
Quand il teste une tête nucléaire dans le sous-sol de Sibérie, tout en s'en défendant, les oiseaux savent qu'ils mentent.
Ne zaman üst düzey komutanlarıyla Sibirya'dan yerin bilmem kaç kat altında konuşsa kuşlar, yalan söylediğini bilir.
Samuel Edward Makin est mort comme il a vécu... en défendant le mode de vie américain.
Samuel Edward Makin yaşadığı gibi öldü... Amerika'yı korurken...
Une puissante forteresse naviguant sur les mers défendant la patrie des envahisseurs proches et lointains.
Kudretli büyük kaleler denizde yüzüyor. Yakındaki ve uzaktaki işgalcilerden ülkemizi koruyor. Düşman uçağı!
Et tu veux périr en défendant cet Occident?
Peki ya sen batıyı savunurak ölmek mi istiyorsun?
Le devoir de ces chiens est de mourir en te défendant.
Bu adamların görevi ölene kadar sizi savunmak.
Vous êtes morte avec les autres en défendant la colonie.
Sen de koloniyi savunurken diğerleriyle beraber öldün.
Jimmy s'est fait une vilaine entorse - en défendant les couleurs de son lycée.
- Pek çoğunuzun bildiği gibi genç Jimmy bu yıl Lahuga Lisesi için şampiyonluğu kazanmaya çalışırken dizini fena halde burktu.
L'Anglais marche sur nous... avec toute sa force. Et nous devons veiller à riposter en nous défendant en roi.
İşte geliyor üzerimize İngilizler tüm güçleriyle... savunmamızda asilane davranmamız son derece önemlidir.
On peut vous tuer ici-même, en défendant l'armée de Sa Majesté Ia Reine.
Ya da burada, Majestelerinin Ordusuna ateş açıp öldürülebilirsin.
Si l'équipage de l'Enterprise-C périt en défendant leur avant-poste, l'Empire Klingon prendra ce geste comme un acte de bravoure.
Atılgan-C'nin mürettebatı bir Klingon karakolunu savunurken ölürse, bu, Klingon İmparatorluğu tarafından onurlu bir hareket olarak görülecektir.
L'Enterprise-C a été détruit dans la bataille de Narendra III, en défendant un avant-poste klingon contre les Romuliens.
Atılgan-C? Narendra III savaşında bir Klingon ileri karakolunu Romulanlardan korurken yok edildi.
Mourir en défendant son vaisseau est le voeu de tout Klingon.
Gemisini savunurken ölmek Klingonların en büyük hayalidir.
Mon père est mort en défendant Khitomer.
Babam Khitomer'i savunurken öldürüldü.
Je combattrai le crime, protègerai les innocents, défendant la paix dans le monde.
Suçla savaşır, masumları korur... dünya barışı için çalışırım. Ama önce...
Je suis le fils du grand tireur d'épée... Antonio Garibaldi DeMarco qui a été tragiquement tué... en défendant l'honneur de ma mère... la belle Doña Inez Santiago y San Martine.
Ben, büyük silahşor Antonio Garibaldi DeMarco'nun oğluyum annem, güzel Doña Inez Santiago y San Martine'in onurunu savunurken talihsiz şekilde öldürülen kişinin.
Toute sa section, sauf lui, avait été tuée en défendant un village.
O hariç tüm müfreze, bir köyü savunurken öldürülmüş.
Des mortels, hommes et femmes, défendant leur propre monde.
Ölümlü erkek ve kadınlar kendi dünyalarını savunuyorlar.
Ovationnez le chevalier défendant vos couleurs!
Kalkın ve şövalyenizi alkışlayın!
À mon corps défendant, je m'incline.
Kanunla savaştım ve kanun kazandı.
A mon corps défendant.
Cesedimi çiğnemelisin.
Billy-Glenn a donné sa vie en défendant notre pays.
Billy-Glenn Norris vatanımız uğruna can verdi.
On a également assisté au contre-interrogatoire de Woodside et de Weil par l'avocat défendant Stampler, Martin Vail.
Stampler'ın avukatı Martin Vail tarafından Woodside ve Weil sert bir şekilde sorgulandılar.
Nombre d'entre nous sont morts en défendant Babylon 5.
Pek çoğumuz Babil 5'i savunurken hayatını kaybetti.
Votre détraqué se prend pour un justicier défendant les faibles.
Sosyopatın, kendini ezilenlerin intikam meleği zannediyor.
La victoire s'acquiert en défendant ce qu'on sait être juste... tant qu'on a de la vie.
Zaferse ancak sağken doğruluğuna inandığımız şeyleri savunmaktan geçer.
Un citoyen se sent personnellement responsable de la sécurité... du corps gouvernemental, le défendant avec sa vie.
Yurttaş kamu güvenliği konusundaki kişisel sorumluluğunu onu hayatıyla... koruyarak kabul eder.
Ce pauvre homme qui a attaqué 4 flics... lesquels flics se trouvant sur les lieux... se défendant en utilisant les procédures standard de leur livre d'instructions.
Ama o zavallı adam 4 polise saldırmıştı. Ve polisler tamamen kurallara uygun olarak... kendilerini korudukları halde mahkemeye çıkarıldılar.
Veuillez prendre notes que le défendant a répondu... à l'affirmative à toutes les charges.
Sanıkların tüm suçlamaları doğrular nitelikte yanıtlar verdikleri kayıtlara geçsin.
Cyril a eu des lésions cérébrales en me défendant.
Cyril beni korurken beyin sarsıntısı geçirdi.
J'accepte à mon corps défendant.
Bunu protesto ediyorum.
Vous étiez sur le champ de bataille, brandissant l'épée au-dessus de votre tête, chargeant l'ennemi, hurlant, vous défendant...
Savaş meydanındaydın ve kılıcını etrafa sallıyordun düşmana saldırıyordun, nara atarak canın pahasına dövüşerek.
Quatre conspirateurs à leur corps défendant.
Dört komplocu bu entrikaya uyuyor.
Faites en se défendant? Je sais pas.
Kendini korurken yapmış olabilir.
Je sais cela, à mon corps défendant.
"Ben, bunu o kadar iyi anlıyorum ki."
"Une blonde défendant sa vertu."
"Güzel sarışın iffetini savundu".
MORT EN DEFENDANT LE TRIBUNAL DE VINEGARROON.
Büyük Vinegarroon Mahkemesini Savunurken Öldü.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]