English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ C ] / Count to

Count to Çeviri Türkçe

5,491 parallel translation
Count to 100 after we leave.
Biz gittikten sonra 100e kadar say.
If you call them before you count to 100..
Eğer onları 100 olmadan ararsan..
Okay, I'm gonna count to three, and on three, I need you to make a sudden movement.
Pekâlâ, üçe kadar sayacağım ve üç dediğimde aniden hareketlenmen gerek. Pekâlâ, hazır mısın?
I'll count to three.
Üçe kadar sayacağım.
I'm gonna count to five.
beşe kadar sayacağım.
I'll count to 3, so run like hell.
Deli gibi kaç diye üçe kadar sayacağım.
Open them when you count to 30.
Eğer 30 saymak onları açın,
Then count to 3, then breathe out.
Üçe kadar sayıp nefes ver.
Go back to your desk and count to 10!
Masana dön ve 10'a kadar say!
Count to three.
Üçe kadar say.
So let's keep the body count to a minimum.
Bu yüzden ceset sayımını en azda tutalım.
And I can count to 13.
Ayrıca 13'e kadar sayabiliyorum.
So one might say you're an experienced, highly trained killer with a body count too large to remember.
Yani, iyi eğitimli, deneyimli, hatırlayamayacağı kadar insan öldürmüş bir katil olduğunuz söylenebilir.
- Don't want to count it?
- Saymak istemiyor musun?
That's a great thing about you. I can always count on you to fail.
Beceremeyeceğini bekliyordum.
Well, Count Slaskeballe. Are you ready for a battle to the death?
Count Snuff, dövüşe hazır mısın?
You gotta learn how to count, bro!
saymayı öğrenmen lazım kardeşim.
Actually, Homer got up early to count and sort pills.
Aslında Homer ilaçları saymak ve sıralamak için erkenden kalktı.
I want you two to take some R and R, gentlemen. And I want you to make it count.
Biraz tatil yapıp dinlenmenizi istiyorum, beyler.
Within 3 count my room if I say that you've been to me.
Eğer üçe kadar saydığımda odamdan çıkmazsan aileme popomu ellediğini söyleyeceğim.
Too many to count.
- Saymakla bitmez.
As a matter of fact, I'm taking measures to make sure he goes down for the count.
İşin aslı, dibi boylaması için bir takım düzenlemeler yapıyorum.
Someday I will lose my patience and this wall between us... the one you count on to keep you safe... it will come down.
Günün birinde sabrım taşacak. Ve aramızdaki bu duvar seni koruyacağına inandığın bu duvar yerle bir olacak.
Yeah, somebody's got to count all those seized xanax pills.
Evet, ele geçirilen Zanax haplarını biri saymalı.
You want to play the blame game and re-count points?
Yeniden başlayıp birbirini suçlama mı oynamak istiyorsun?
Maybe more. Too many to count.
Sayılamayacak kadar fazlaydılar.
According to that, the mercenaries were hired by Count Mellendorf.
Yazana göre paralı askerleri Kont Mellendorf tutmuş.
Did I mention this has to count?
Bunun sayılması gerektiğinden bahsetmiş miydim?
It seems Count Mellendorf hired them to kill the Queen, so his daughter could marry the King.
Görünüşe göre Kont Mellendorf onları Kraliçe'yi öldürmesi için tutmuş böylece kızı Kral'la evlenecekmiş.
In honour of this marvellous news, the Queen has asked me to grant Count Mellendorf a full amnesty for his crimes.
- Bu harikulâde haberin serefine Kraliçe benden Kont Mellendorf'un suçlarini bagislamami istedi.
Provided the Count himself has no complaints to make?
Kont'un sikâyeti yoktur herhalde?
His job had been to appraise the fossils that had been seized in the case, and his evaluations would be incredibly important because they determined whether a given count was a misdemeanor or a felony.
Görevi, dava için el konulmuş fosillere fiyat saptamaktı ve tespitleri oldukça önemliydi çünkü bunun bir kabahat mı yoksa ağır suç mu olduğuna karar vereceklerdi.
Still, it's good to know that we can count on some extra muscle if we need it.
Yine de, ihtiyaç duyduğumuzda fazladan kasa sahip olacağımızı bilmek güzel.
Leech hangers-on, too many to count, but friends...
Beleşçiler de var, hakkında suçlama da var, ama arkadaş...
Does packing enough atomic firepower. To level the eastern seaboard. Count as doing something wrong?
Doğu kıyılarını yok edecek güçte atomik ateş gücüne sahip olmak kötü bir şey sayılır mı?
I count myself a liberal and liberalism is understood to be a kind of poison here.
Ben kendimi liberal sayıyorum ancak liberalizm burada bir tür zehir gibi algılanıyor.
Count Mensdorff, if you'd like to come this way.
Kont Mensdorff, buyurunuz efendim.
That has to count for something.
Bu dava başka birşey için olmalı.
I'm going to give you to the count of three.
Üçe kadar sayacağım.
Civilizations have used 10, not l2, digits to count for millennia.
Medeniyetler milenyum için 10 basamak kullanırlar, 12 değil.
Can I count on you to keep another one?
Başka bir sır için daha sana güvenebilir miyim?
To count our money.
Paramızı saymak.
I want to make this count.
Bu kez babalığımı yapmak istiyorum.
You can always count on love to cloud your critical thinking.
Aşkın düşünme yeteneğini her zaman bulutlandıracağına emin olabilirsin
Need you to lay down suppressive fire on my count, then follow us to that building.
Sonra peşimizden şu binaya gelin.
I know I can count on my loyal soldiers to protect my identity.
Siz sadık askerlerime, kimliğimi saklamanız için güvenebilirim.
Your client pleads to one count under Section E for breaking into a data center, one count for fraud, for stealing the password from The Herald.
Müvekkilin E bölümü altındaki veri merkezine zorla girme suçunu kabul edecek. Herld'dan şifre çalma suçunu kabul edecek...
- He needs to be with me- - his blood count.
- Benimle olması gerekiyor - Kan sayımı için.
Never count on my dad to do the right thing.
Asla babama doğru şeyi yapacağına güvenmemeliyim.
You don't have to count.
- Saymana gerek yok.
There should have been a body count all the way to the airport.
Gittiği her havaalanında bi ton ceset bırakmıştır.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]