English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ D ] / Don't do that

Don't do that Çeviri Türkçe

20,159 parallel translation
No. Don't do that.
Hayır, sakın yapma.
Don't do that.
- Sakın yapma.
Don't do that.
Bunu yapma.
Don't do that.
Yapma bunu.
That's okay. Whatever you do, don't pull the - -
Sorun değil, ne yaparsan yap sakın...
And that act we do is just so his people don't know we're connected.
- Böyle davrandık çünkü arkadaşlarının haberi yok.
Hey, don't do that.
Bunu sakın deneme.
Don't do that!
Sakın yapma!
Those things are cockroaches to me... Don't do that.
- O şeyler benim için hamamböceği.
No. Don't do that.
Hayır, sakın yapma bunu.
- I don't think that I can do that.
Bunu yapabileceğimi sanmıyorum.
I don't know that I can do this.
Bunu yapabileceğimden emin değilim.
I don't believe that you do.
Yaptığınıza inanmıyorum.
Doc said maybe I don't know Mick as well as I think I do, so maybe I was wrong to believe that he was leaving Lorraine.
Doktor Mick'i sandığım kadar iyi tanımayabileceğimi söylemişti belki de Lorraine'i terk ettiğini söylediğine inanmakla hata ettim.
I'm not so scared, but don't ever do that again.
Korkmadım ama bir daha böyle bir şey yapma.
You don't have to do that.
Bunu yapmak zorunda değilsin.
We'll do this for Colin, but when you turn off that ventilator, my son is dead, and I don't want to know anything else.
Bunu Colin için yapacağız ama solunum cihazını kapattığınızda oğlum ölecek. Başka hiçbir şey bilmek istemiyorum.
You don't need to do that.
Bunu yapmana gerek yok.
- Yeah, well, they do that, I don't.
Bunu onlar yapıyor, ben değil.
No, you don't have to do that.
- Hayır, bunu yapmana gerek yok.
I don't think I'll ever want to do that with anyone.
Bunu herhangi biriyle yapmayı istediğimi sanmıyorum.
I don't do that.
Onu yapmam.
Or girl, do I. Oh! We don't know, and that's the fun.
Hiç bilmiyoruz ve işin eğlencesi burada.
Hey, I don't know how it would come up, but if you ever need me to do that for you, I'm there.
Nasıl ortaya çıkacağını bilmiyorum ama benden aynını yapmamı istersen yaparım.
- Okay, but how do you think that feels, to have someone going like this, you know, when I don't want that?
Sen bunu istemiyorken karşındakinin böyle yapması seni nasıl hissettirir?
- Yeah, I don't want to do that, Marsha.
Onu yapmak istemiyorum Marsha.
I can't do anything without Probitol, so I don't have the luxury of that choice.
Probitol'süz hiçbir şey yapamıyorum. Öyle bir seçim lüksüm yok.
You don't have to do that.
Öyle yapmanıza gerek yok.
No, Peter, you don't have to do that.
Hayır, Peter bunu yapmak zorunda değilsin.
Please don't do that.
Lütfen yapma bunu.
- Isn't that why you're here? - You don't need it, not like they do. You have a place to live.
- Senin yardıma ihtiyacın yok onlar kadar değil, en azından evin var senin.
So I shouldn't do something that could change my future because you don't want Grandma to know you left me in a bucket.
Yani sırf beni kovada bıraktığını büyükannem öğrenmesin diye geleceğimi değiştirebilecek bir şeyi yapmamalıyım.
- Well that's very lovely for Hammerhead, but I don't see what it has to do with the Darkspore.
Aslında bu, Hammerhead için çok sevimli ama Darkspore ile ne ilgisi olduğunu görmüyorum.
- You don't think those demons could run through that storm do you?
Sen o iblisler yapabileceğimi sanmıyorum Fırtına üzerinden çalışmasını öyle mi?
Papa-Don't-Preach, you're worried Cabe's found a new son figure that fits his macho mold better than you do.
Baba bana öğüt verme, senin endişen Cabe'in onun maço kalıbına senden daha iyi uyan yeni bir evlat modeli bulması.
Don't do that.
Yapma böyle.
We don't even have the right to do that.
Bunu yapmaya hakkımız bile yok.
I don't want to do anything that's going to draw attention towards Stonehaven.
Dikkatleri Stonehaven'a çekebilecek herhangi bir şey yapmak istemiyorum.
You don't think that Austin had something to do with Phil's murder?
Austin'in Phil'in öldürülmesiyle bir ilgisinin olduğunu mu düşünüyorsun?
I don't know if I can do that to her.
Bunu Norma'ya yapabilir miyim bilmiyorum.
You do remember that part, don't you? - Yeah.
- O kısmı da hatırlıyorsun, değil mi?
But I don't want to have to do that.
Ama bunu yapmak zorunda kalmak istemiyorum.
And every time you tug on my sleeve or whisper in my ear, all you do is signal to the courtroom that you don't trust your lawyer.
Çünkü kolumu her çekiştirdiğinde ve kulağıma fısıldadığında mahkemeye verdiğin sinyal avukatına güvenmediğin oluyor da.
I don't know exactly what it is that I'm looking for, but I do know that I want it to be passionate.
Tam olarak ne aradığımı bilmiyorum ama tutkulu olsun istiyorum.
And don't do that, I have a big, burly boyfriend who can bring a calf
Danayı sadece sekiz saniyede yere deviren iri yarı, kapı gibi
Do you really think that the ejaculatory incompetence that you don't suffer from was caused by shame from your fictional childhood?
Başına gelmeyen boşalma sorununun hayalî çocukluğundaki utançtan dolayı olduğunu mu düşünüyorsun gerçekten?
And the part that sucks the most is that I'm back here and I still don't know what I want to do with my life.
En kötü tarafı da buraya dönmüş olmam ve hâlâ hayatta ne yapacağıma dair bir fikrim olmaması.
You don't do that.
Öyle yapmazsın. Ne?
Don't ever do that to a woman.
Sakın bir kadına bunu yapma.
NO, PLEASE DON'T DO THAT.
Hayır, lütfen yapma.
I don't know how to do that.
Ne yapacağımı bilmiyorum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]