English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ D ] / Dump it

Dump it Çeviri Türkçe

1,233 parallel translation
3,000 feet up, up the side of Mount Crumpit he rode with his load to the tiptop to dump it.
Basgitsin Dağı'nın ta tepesine çıkmış yükünü oraya atmış.
- Fly to the moon, pick up the ice... melt it on the way here and dump it in the tank.
Aya uç, buz al. Dönüşte buz erir, depoya dök.
We could dump it in the drinking water.
Biz de bunu içme suyuna karıştırırız.
- Dump it in the reservoir.
Rezervuara dökebiliriz.
Dump it somewhere.
Şunu biryerlere at.
You'd dump it on my head.There's the chance.
O şans var.
- Dump it.
- Terk et onu.
- Dump it?
- Terk etmek mi?
He, she, whatever. Dump it.
Kadın, erkek, her neyse, terk et onu.
Dump it.
Kontrol et.
Just dump it overboard!
Denize atıver gitsin!
Dump it!
Yap artık!
Let's just dump it on the roof.
Sadece çatıdan halledelim.
I suppose I may as well dump it.
- Sanırım bunu atsam iyi olacak.
When you carjack a car, you keep the car. You don't dump it.
Bir arabayı çaldığında onu bir yere bırakmaz, alırsın.
Just dump it.
At çöpü.
Now, you just dump it right down the drain.
Şimdi onu kanalizasyona boşaltacağız.
The second it's out, he'll dump it.
Basında çıkarsa adam minibüsü bırakır.
Why not just dump it all in the hotel incinerator?
Neden hepsini otelin fırınına atmadı ki?
Face it Barn. There is no way Betty's gonna dump Mick Jagger for you.
Ama kabul et Barn, Betty senin uğruna hayatta Sivri Mick'i bırakmaz.
- You can't just change it. I'm not gonna spend my life in this godforsaken dump!
Ömrümü bu Allah'ın cezası yerde geçiremem!
We think it started somewhere in the streets. Paulina was lured or she ran. Either way, the killer left her body in the dump.
Sokakta bir yerlerde başladığını sanıyoruz Paulina'yı bir şekilde kandırdılar ve sonuçta bedeni çöplüğe attılar.
Go ahead and dump Quantum Physics for beginners. I never use it anyway.
Elbette. Acemiler için kuantum fiziği derslerini silebilirsin. Kullanmayacaktım.
The undersigned is proud to inform that... using ten... and twelve-hour shifts... and disregarding his wife, who has conditioned a house alone... has turned the dump he received... into an inhabitable, orderly... and clean place... as is expected of every army facility... even if it is clandestine...
Aşağıda imzası bulunan gururla bildirir ki 10-12 saatlik vardiyalarla çalışarak ve karısını evde tek başına bırakarak teslim almış olduğu çöplüğü gizli bile olsa her ordu tesisinin olması gerektiği gibi içinde yaşanabilir temiz ve düzenli bir hale getirmiştir.
It's a dump.
Orası bir çöplüktü.
Just dump it on the chair.
Sandalyenin üzerine bırakın.
We dump a D and transplant it with an A.
Bir D koparıp A'ya çevirteceğiz.
If you take a dump sometime in this century, then we could go home where it's warm.
Bulunduğumuz asırda çişini yapabilirsen sıcak evimize dönebiliriz.
It's a dump, sir.
Burası bir çöplük, efendim.
It is in the nature of the Commune to dump its villains.
Yanımızda mücadele etmeliler.
Guess he figured, why split two million? He can dump you and have it all.
Çünkü iki milyona tek başına sahip olmak varken neden sizinle paylaşsın ki?
It could have been a dump job.
Belki kız oraya sonradan atıldı.
IT ALWAYS SEEMS LIKE SUCH A SHAME TO JUST DUMP THIS IN THE TRASH.
Her zaman bunları çöpe dökmek... büyük bir utanç gibi görünüyor.
It's a dump, but the food's delicious, especially that ciulama de miel.
Yeri berbat, ama yemekler enfes, özellikle de "chumala de mia."
It's a toxic waste dump.
Zehirli atık çöplüğüydü.
Dump that ashcan. See that bomb sight? Get rid of it.
Silindiri ve nişangahı atın.
I prayed to become rich... so I could buy this dump and tear it down.
Zengin olmak ve burayı satın alıp... yıkabilmek için dua ederdim.
Dump it.
- Ne?
- It's a dump.
- Burası çöplük.
Why you got to dump on it? It's a good gig.
Bu şekilde davranma.
Look, two months ago, out of the blue... she sold her house and moved herself into this... this complete dump... like, five minutes before it's condemned.
Bakın, iki ay önce, damdan düşer gibi... evini sattı ve bu... bu mezbeleye... taşındı... istimlak edilmeden tam beş dakika öncesinde.
Dump it!
Dök bunu, dök!
Anyway, you'll dump her when you tire of it.
Herneyse, ondan sıkıldığında onu atacaksın.
- Come on, it's a dump.
- Yapma, burası bir harabe.
So you both think we should dump this thing and forget we ever met it.
Yani ikinizinde düşüncesi bu şeyi bırakıp buluşmaya gitmememiz.
Yeah, well, it looks like a kill-and-dump to me.
Bence kız öldürülüp bir yere atıldı.
It's okay for you to dump a patient on me and for you to refuse any handoffs.
Bir hastayı bana devretmenin sorun olmayacağım söylüyorsun.
- It's gonna be harder to dump him.
- Ondan kurtulmak daha zor olacak.
Well, it's just... You'd never dump me.
Beni asla terk etmezsin.
You wanna dump the corpses out of there, it's yours.
İçindeki cesetlerin icabına bakarsan, senindir.
IT'LL BE PAINFULLY OBVIOUS THAT I DON'T FIT IN, AND DAVID'LL DUMP ME
Gruba uymadığım acıyla açığa çıkacak ve David beni terkedecek.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]