English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ E ] / Endangered

Endangered Çeviri Türkçe

804 parallel translation
You disobeyed orders, endangered the organization.
Emirlere itaat etmeyip örgütü tehlikeye atmıştın.
Now you've endangered the lives of our men... because they've got to...
Şimdi de erkeklerimizin hayatıyla oynuyorsun, çünkü... India!
I should hate to see our country endangered by my underwear.
İç çamaşırlarımın ülkemi tehlikeye atmasını istemem.
You endangered a lifetime's career for a stupid gesture.
Aptalca bir hareket için bütün kariyerimi tehlikeye attın.
In trying to save him, I've endangered the lives of all of you.
O Kont Dracula.
If these charges were as specified, the young man endangered the entire operation.
Evet efendim.
Queeg endangered the lives of the men.
Queeg gemideki herkesin hayatını tehlikeye attı.
I was terribly worried he'd endangered himself by challenging that officer.
O subaya meydan okuyarak kendisini gereksiz yere tehlikeye atması beni çok korkuttu.
Avoid contact with enemy until safety of ship is endangered.
Geminin güvenliği sağlanana kadar, düşmandan uzak dur.
By going on a mission without orders you endangered this command.
... emir almadan gidişin, her kesi tehlikeye attı.
You caused trouble, endangered your daughter, to win a point?
Bunun için mi sorun yarattın, kızını tehlikeye attın?
Then I'll go find him in his cell with my son in my arms... and we'll see how your prestige is endangered even more.
Öyleyse oğlumu kollarıma alıp o adamın hücresini arayacağım ve prestij nasıl tehlikeye atılırmış sana göstereceğim.
You are endangered.
Tehlikedesiniz.
My mechanisms are endangered.
Benim mekanizmalar tehlikede.
Your little trick endangered our lives.
Küçük numaranız hayatlarımızı tehlikeye attı.
Your refusal to comply with my orders has endangered the entire success of this mission!
Emirlerime uymayı reddetmeniz, bu misyonun başarısını tehlikeye atıyor.
We thank you for your kind offer of assistance, although we must decline it. And we strongly recommend that you leave Organia before you yourselves are endangered.
Nazik yardım teklifinize teşekkürler, size Organia'yı, kendinizi tehlikeye sokmadan derhal terk etmenizi öneririz.
Then she fought back in the only way she knew how, as any mother would fight when her children are endangered.
O zaman, karşı çıktı, yavrusu tehlikede olan her annenin yapacağı gibi.
Captain, the 430 men and women onboard the Enterprise and the ship itself are endangered by these children.
- 430 kadın ve erkek Enterprise'dalar, ve geminin kendisi bu çocuklar yüzünden tehlike altında.
Bones, how long before we know whether the crew has been endangered by this infection?
Mürettebat tehlikede mi, değil mi, ne zaman anlarız?
I endangered the ship and its personnel by my conduct.
Gemi ve personelini tehlikeye attım.
You endangered an entire investigation by trying to push something.
Bir şeyleri zorlamaya çalışarak tüm soruşturmayı tehlikeye attın..
do you believe the Condor's really an endangered species?
Akbaba'nın soylu tehlikeye atılmış bir canlı olduğuna gerçekten inanıyor musunuz?
The woman, Pedecaris, must not be endangered.
Kadına zarar gelmemeli.
I do not want my family endangered any further.
Aileme tehlike istemiyorum.
An association of animal lovers that collected endangered species.
Nesli tükenmekte olan hayvanları toplayan bir hayvanseverler derneği.
We are an endangered species here.
Burada tehlikeli cinsler var.
The few who remain will have their health endangered by poisoning of their air and water, the evidence for which I have here, along with a petition signed by the 1, 673 citizens of that area.
Geri kalanların sağlıkları ise, hava ve suyun zehirlenmesiyle tehlikeye atılacak, kanıtlar burada, ve ayrıca o bölgede yaşayan 1,673 kişinin dilekçesi.
- An endangered species.
- Yok olmak üzere olan bir tür.
If we hadn't caught the messengers, your life would have been endangered.
Eğer habercileri yakalamamış olsaydık, hayatınız tehlikeye girecekti.
Badgers are notan endangered species.
Porsuklar tehlikede olan türler değiller.
The sole concern of Her Majesty and her government is that no one of her subjects has the life endangered.
Majestelerinin ve hükümetenin yegane kaygısı... uyruklarından hiç kimsenin hayatının tehlikeye atılmamasıdır.
With all the psychos in New York... you're trying to pin this on an endangered species?
New York'ta bir sürü psikopat varken cinayeti nesli tükenmekte olan bir canlıya mı atmaya çalışıyorsunuz?
Fight world hunger, save endangered species, and grab up that fabulous silk dress at Claudine's.
Dünya'daki açlıkla savaşır, nesli tükenmekte olan türleri korur ve Claudine'deki ipekten yapılmış olan muhteşem elbiseyi alırım.
The way the law protects those maggots out there, you'd think they were an endangered species.
Yasalar da bu pislikleri koruyor! Sanırsın, türleri tehlike altında!
You've endangered your life.
Hayatını tehlikeye attın.
But you're an endangered species.
Ama türünün son örneğisin.
You speak to Caroline like that again, and I'll wrap you around your endangered species briefcase.
Bir daha Caroline ile öyle konuşursan, seni soyu tükenmiş evrak çantanın etrafına sararım.
You endangered your ship and your crew for 31 days in order to satisfy your ambition to circumnavigate the globe.
31 gün boyunca geminizi ve mürettebatınızı tehlikeye attınız. Sırf dünyanın çevresini dolaşma hırsınızı tatmin edebilmek için.
If I know too much about my own future, I can endanger my own existence. Just as you've endangered yours.
Çok fazla şey bilirsem senin yapmış olduğun gibi, varlığımı tehlikeye atarım.
Boy, we got a real endangered species here, an unarmed hoodlum with a spitting grin.
Gerçekten nesli tükenmek üzere olan türler var burada sırıtan silahsız bir kabayı.
If news of this gets out, Paula's safety could be endangered, and that's an unpleasantness I want to avoid.
Bu haber duyulursa Paula'nın güvenliği tehlikeye girebilir ve bu tatsızlığın olmasını istemiyorum.
But now it's on the endangered species list, so the Phoenix Foundation came up with a project to ensure its survival.
Ama şimdi soyu tükenen hayvanlar listesinde. Phoenix derneği türün devamlılığını korumak için bir proje geliştirdi.
Ms. Tanner, our environment is becoming endangered,
Bayan Tanner, çevremiz gittikçe tehlike altına girmeye başladı,
By our standards, the customs here, their code of honor, is the same pompous, strutting charades that endangered our species a few centuries ago.
Bizim standartlarımıza göre, buradaki töreleri, şeref kuralları, bundan yüzyıllar önce, çalımlı yürüyerek oynanan cafcaflı... ve türümüzün geleceğini tehlikeye atan orta oyunlarına benziyor.
Continuing our appraisal of Ligonian technology, the Captain wants Lt Yar beamed to safety if her life becomes endangered.
Biz Ligonian teknolojisini daha iyi öğrenmeye çalışırken, Kaptan'da Yüzbaşı Yar'ın hayati tehlike yaşaması halinde, gemiye ışınlanmasını istediğini çok açık olarak belirtti.
By our standards, the customs here, their code of honour, is the same pompous, strutting charades that endangered our species a few centuries ago.
Bizim standartlarımıza göre, buradaki töreleri, şeref kuralları, bundan yüzyıllar önce, çalımlı yürüyerek oynanan cafcaflı... ve türümüzün geleceğini tehlikeye atan orta oyunlarına benziyor.
And endangered the lives of British men and women and I'd say, you've weakened NATO perhaps irretrievably. Oh my God!
Belirtmeliyim ki, belki de NATO'yu asla geri dönülemeyecek biçimde güçsüz kıldın.
I travel a lot, searching the sphere... for the endangered animals that need my help... such as the Patagonian felis concolor I sent you for.
Yardımımı bekleyen... yok olma tehlikesindeki hayvanları arıyorum. Mesela seni almaya gönderdiğim Patagonya felis concolor'u gibi.
It's been my dream for decades to create a refuge right here in the city... where endangered species could re-populate themselves.
Şehirde, yok olma tehlikesindeki türlerin üreyebilecekleri bir sığınak yapmak... uzun yıllardır hayalini kurduğum bir şeydi.
Legit cargo. No drugs or alcohol, no toxins, no chemical cheese, no endangered species for slaughter.
Uyuşturucu yok, alkol yok, zehir yok, kimyasal madde yok nesli tükenen hayvan yok.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]