English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ G ] / Gems

Gems Çeviri Türkçe

395 parallel translation
Your gems Not afraid they'll get swiped?
Mücevherlerin... Çalarlar diye korkun yok mu?
- Got the gems?
- Takıları aldın mı?
- What gems?
- Ne takısı?
For years they'd taken from the East nobody knows what spoils of gems precious metals, silks, ivory, sir.
Yillar boyunca doguyu yagmalayarak, degerli taslar... madenler, ipek ve fildisi elde etmislerdi.
There was a time when your alibis were gems.
Eskiden hikayelerin harikaydı.
Unset, recut, with the platinum melted, stones and gems are worth only 25 % to me. Don't expect more than five million.
Çıkarılıp tekrar kesilince, bir de platin eritilirse değerli taşlar % 25 eder bence.
Tell Jo : the kid or the gems, and to wait for our call.
Jo'ya söyle, çocuk ya da taşlar. Aramamızı beklesin.
The nine gems
Dokuz mücevher.
The gems were insured for 3 5,000... in dollars.
Mücevherler 35.000 dolar değerinde sigortalıydı.
The gems glistening on the other side of the window... and someone asleep, breathing heavily.
Mücevherler pencerenin gerisinde parlıyorlar. - Biri uyuyor, derin nefes alıyor.
There is gold, silver, ivory, gems.
Altın, gümüş ve değerli taşlar.
You know, that's one of our gems.
Biliyorsun, o bizim mücevherlerimizden biri.
Before an obelisk is erected in our honour of Ural gems... - In Starokonyushenny, in Moscow.
Ural cevherlerimizin onuruna bir heykel dikilmeden önce..
I've got breasts to make men holler And eyes like purple gems
erkekleri haykırtacak memelerim var ve mücevher gibi gözlerim
One for the gems, one for the gold settings.
Biri değerli taşlar, öteki de altın işleriyle ilgileniyor.
Giveit 15 days and your eyes will sparkle again like two gems.
On beş günlük bu göz jimnastiği bakışlarınıza iki saf elmasın parlaklığını kazandıracak.
Then, out of the staggering panorama of gems, he suddenly saw only one :
Cevherlerin sarsıcı panoramasından kurtulunca da, gözü aniden tek bir taşa takılıverdi :
You can't sit still for a second when you're not polishing your gems.
Mühevher perdahlamak dışında bir saniye oturduğun yerde oturmuyorsun.
I'm not sure, but the girl did lose a fortune in gems when you were held up, and yet she did not go to the police.
Emin değilim, fakat senin yanında iken kız bir talihsizlik yaşamasına rağmen polise gitmedi.
I don't want any more Spican flame gems.
Daha fazla Spican alev taşı istemiyorum.
Thanks to you, I already have enough Spican flame gems - to last me a lifetime.
Sayende bana hayatım boyunca yetecek kadar var.
- I use that to polish the flame gems.
Onu taşları cilalamak için kullanıyorum.
I suppose after a lifetime's experience with women... you think our one ambition is to sit here all day... listening to gems from Carnegie Hall... and watch you demonstrate the art of cookery.
Sanırım kadınlarla olan bir ömür tecrübenden çıkarttığın sonuç ; tek amacımızın Carnegie Hall'dan değerli sanatçıları dinleyerek... oturmak ve seni yemek pişirme sanatını icra ederken izlemek olduğu. İyi kahırmış.
Unset, recut, with the platinum melted, stones and gems are worth only 25 % to me.
Çıkarılıp tekrar kesilince, bir de platin eritilirse değerli taşlar % 25 eder bence.
We specialised in gems.
Bilhassa da bunun gibi zor durumlarda.
Gems, gold and jewels.
Değerli taşlar, altın ve mücevherler.
No other woman has gems like these.
Başka hiç bir kadında bu mücevherler yoktur.
I weighed the gold out, pound for pound. The gems, ounce for ounce.
Bütün altını ve mücevherleri tarttım.
I take it then that you're going on the assumption that this ransom stone has been cut up into smaller gems?
Sanırım fidye olarak verilen taşın bölünerek küçültüldüğünü tahmin ediyorsunuz?
It's real gold, it's real gems, but it's false.
Altın gerçektir, taşlar gerçektir, ama taklittir.
# So throw away those green gems # # And wear rubies on your yacht #
# O yüzden, yeşil mücevherlerini at # # ve yakutlarını tak vapurunda #
The Turks sell veils to us, gems, carpets, silk, lemon, rice, spices, oil.
Türkler bize peçe, mücevher, halı, ipek, limon, pirinç, baharat, yağ satıyor.
Like I save precious gems which have been locked away in a vault I have come to take a girl forced to be a bride against her will and set her free in the green fields outside.
Kasada kilitli tutulan kıymetli taşları kurtarmayı severim... İstemeden zorla gelin yapılan bir kızı götürmeye ve onu yeşil kırlarda serbest bırakmaya geldim.
Gems are meant for beauties You have it?
Mücevherler güzellik demektir o sizde mi?
I have a bagful of gems
Bir çanta dolusu mücevherim var
But in terms of true gems They are hard to come by
Ama gerçek bir mücevher 40 yılın başı gelebiliyor
It's silver inlaid with gold... and studded with precious gems.
Altın kaplama gümüş... ve üstü de değerli taşlarla bezeli.
When you get to know them, most of them are absolute gems.
Onlarla tanıştığında, birçoğunun çok değerli olduğunu görürsün.
More gold than I can hold, diamonds, all kinds of gems!
Ağırlığım kadar altın, elmas, her türlü mücevher!
- They mine gems to support our cause.
- Davamız için değerli taş çıkarıyorlar.
We could make a deal, we get the skull and you guys could get the gems.
Anlaşma yapabiliriz. Biz kafatasını siz de mücevher alırsınız.
- Shh! Gems! He's got rare gems in the safe.
- Kasada çok nadide mücevherler var.
- What kind of gems?
- Ne tür mücevherler?
Inside were more gems than I could have ever even had dreamed of.
İçinde hayal ettiğimden çok çok daha fazla değerli taş vardı.
Falcons 7, Gems 4.
Falcons 7, Gems 4.
Everything is gone, including the gems.
Mücevherler de dahil her şey kaybolmuş.
- The gems?
- Mücevherler mi?
For years, you see, he had been embezzling vast sums of money from his own bank, draining it to death, as we have seen, and converting the spoils into the gems, which he stores in the safe.
Yıllardır kendi bankasından para çekip duruyordu ve gördüğümüz gibi para suyunu çekti. Parayı kasada duran mücevherlere dönüştürüyordu.
I felt that he just thought a lot of his actors, we were gems who were to bring his ideas to life.
Oyuncularını çok fazla düşündüğünü hissediyordum. Bizler onun kafasındaki fikirleri hayata geçiren mücevherlerdik.
What gems?
Ne takısı mı?
- Gems?
- Mücevherleri?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]