English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ I ] / I'm daisy

I'm daisy Çeviri Türkçe

300 parallel translation
Hate any housework. So I do the barn and let Daisy do the cooking.
Ev işlerini sevmem, bu yüzden ben ahırı alırım, Daisy de yemek yapar.
I'm as fresh as a daisy.
Dimdik ayaktayım.
That's a good idea, not that I'm tired. I'm as fresh as a daisy.
Bu iyi bir fikir ama yorulduğumdan değil, papatya kadar taze ve diriyim.
Me, personally, I'm fresh as a daisy.
Şahsen ben cin gibiyim.
We should have brought Daisy with us.
Daisy'i yanımızda getirmeliydik.
I'd hold you tight till the world was done And a daisy grew in my hat!
Dünya durdukça seni sımsıkı tutardım Ve şapkamda bir papatya büyürdü.
Daisy, I'm taking two doughnuts.
Daisy, iki tane çörek alıyorum.
I thought Daisy would suit you.
Daisy size en uygun atım.
- I'm Daisy Gamble.
- Ben Daisy Gamble'ım.
- Daisy, Daisy, I've gotta talk to you.
- Daisy, Daisy, seninle konuşmalıyım.
Daisy, I've gotta talk to you about tomorrow night.
Daisy, seninle yarın akşam hakkında konuşmalıyım.
- Daisy, Daisy, I'm sorry.
- Daisy, Daisy, özür dilerim.
I'm Daisy Gamble.
Ben Daisy Gamble'ım.
I can't. Daisy, I need you.
Daisy, sana ihtiyacım var.
My cousin, Daisy Buchanan, lived in one of East Egg's glittering white palaces, with her husband Tom, whom I'd known in college.
Kuzenim, Daisy Buchanan, kolejden tanıdığım kocası Tom ile, Doğu Egg'in ışıltılı beyaz malikanelerinden birinde oturuyordu.
Your cousin Daisy has a craving for you, but I'm going to borrow you for tonight.
Kuzeninin canı sürekli seni çekiyor bu aralar, ama bu gece ben ödünç alıyorum.
Daisy, I'd like you to meet my neighbour, Mr Jay Gatsby.
Daisy, seni komşum Bay Jay Gatbsy ile tanıştırayım.
I thought of Gatsby's wonder when he first saw the green light at the end of Daisy's dock.
Daisyler'in rıhtımındaki yeşil ışığı ilk gördüğünde, Gatsby'nin hissettiği hayranlık geldi aklıma.
I'm fresh as a daisy!
Bir papatya gibi tazeyim!
- Hi, Daisy. I didn't miss dinner, did I?
- Akşam yemeğini kaçırmadım, değil mi?
Daisy, I'm his baby-sitter, and it got chilly tonight.
Daisy, ben bebek bakıcısıyım ve hava biraz serindi.
I curse, I'm stupid, I'm a slut.
Bu da Daisy'e karşı bir işaret değil mi?
Maybe she was too much moonlight and orchids for me, but I couldn't help wishing that my daisy crunchers and hers... could be outside the same hotel room door.
Belki bana olan ay ışığı ve orkideler ona fazla geldi lakin benimle onun papatya kırıcıları aynı otelin oda kapısının dışında olabilmesine yardım edemezdim.
I'm going, Miss Daisy.
Ben gidiyorum, Bayan Daisy.
- I'm going too, Miss Daisy.
- Ben de gidiyorum, Bayan Daisy.
I just love a house with pictures, Miss Daisy.
Fotoğraflı evlere bayılırım, Bayan Daisy.
Miss Daisy, if I was to ever get my hands on what you got shoot, I'd shake it around for everyone in the world to see.
Bayan Daisy, sizin o zamanki durumunuzda ben olsaydım öyle bir göbek atardım ki dünyadaki herkes görürdü.
Now, Miss Daisy, you need a chauffeur and, Lord knows, I need a job.
Bayan Daisy, sizin şoföre ihtiyacınız var Tanrı biliyor ya, benim de işe ihtiyacım var.
Then I'm off to the power plant, fresh as a daisy.
Sonra yeni güzel bir güne başlıcam.
Don't you worry Daisy. I called the cops we got a fine officer on the case, although she doesn't have a badge.
Endişelenme Daisy, polisleri aradım ve onlar da rozeti olan iyi bir polis memuru gönderdiler.
- Daisy, I'm coming!
- Daisy, geliyorum!
Daisy, I think this may come as something of a shock.
Daisy, sanırım bu bir çeşit şok gibi olacak.
Come on, let's go get Daisy.
Hadi, hadi gidip Daisy'i alalım.
What's her name? Danny Glover didn't drive Miss Daisy. He drove Mel Gibson.
Danny Glover Bayan Daisy'i taşımıyordu, Mel Gibson'ı taşıyordu.
I'm as fresh as a daisy
Tarlada yetişen papatya
I ain't driving you no more, Miss Daisy.
Sana daha fazla şöförlük yapmayacağım, Bayan Daisy.
I tried not to think about him in the garden where I thrice plucked the petals off a daisy... to ascertain his feelings for Harriet.
Bahçede, Harriet'e karşı olan duygularından emin olmak için papatya falı bakarken onu düşünmemeye çalıştım.
I told him her likes, her dislikes, her deepest feelings... everything from her passion for Bora-Bora and Mahler's 4th... to her favourite flower, the African Daisy.
Ona Von'un sevdiği şeyleri, sevmediği şeyleri, en derin duygularını anlattım. Bora - Bora ve Mahler'in 4.
I'm fine, I'm fine, I'm fine, aren't I, Daisy?
Ben iyiyim, Ben iyiyim değil mi Daisy?
I was a daisy-fresh girl, and look what you've done to me.
Papatya tazesi bir kızdım ve bana yaptığına bak.
- I think you will see these new hot scenes, the ones in which Daisy exposes her breasts will increase sales in Thailand.
- Sanırım Sen de göreceksin ki Daisy'nin göğüslerini sergilediği bu yeni sahneler Tayland'daki satışları çok artıracak.
- Hi, I'm Daisy.
- Selam, ben Daisy.
Am I wearing a G-string and Daisy Dukes?
Donumu gösterip kısa şortlar mı giyiyorum?
I'm sick, Daisy.
Ben hastayım.
I'm in Manchester. Loads to tell.
Önemli bir mesele Daisy, güven bana.
And I'll just be... taking my dog home now.
Daisy orada mıydı? Bir dakika, üstünü giyiniyor.
I'm sure you'll see him again.
Daisy, sevişme sesleri geliyor!
I told you, I'll always be there for you, Daisy.
Sana söylemiştim, her zaman yanında olacağım, Daisy.
- I'm fine. Save Daisy.
Daisy'yi kurtarın.
Tlm, I know how you feel about dogs and I know how you feel about Dalsy.
Tim, köpeklere olan yaklaşımını ve Daisy hakkındaki duygularını biliyorum.
- Dalsy, I'm sure Tlm...
- Daisy, eminim Tim...

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]