English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ I ] / Isn't that

Isn't that Çeviri Türkçe

37,171 parallel translation
This isn't the pre-mixed ready-to-use kind, which means that he went through the trouble to mix his own sand, cement, and gravel.
Beton önceden hazırlanan türden değil, yani kendi kumu, çimentosu ve çakılını karıştırmış.
Isn't that enough?
Yetmez mi?
Isn't that what you said?
Öyle dememiş miydiniz?
Isn't that what they say?
Öyle demezler mi?
Isn't that what I'm doing?
Ben de öyle değil mi?
- Isn't that what the world thinks?
Yok hayır.. - Dünyada böyle düşünmüyor mu?
Isn't that funny?
Bu komik değil mi?
Mr. Stone, just for the record, that is your wife, isn't it?
Bay Stone, sadece kayıtlara geçmesi için, bu karınız, değil mi?
And isn't that the very definition of a Savior?
Kurtarıcının anlamı da bu değil midir?
Isn't that the dream?
Bu bir rüya, değil mi?
Anything that isn't a bonfire is an alternative to a bonfire, Kenneth.
Şenlik ateşi olmayan her yer alternatif şenlik ateşi seçeneğidir, Kenneth.
I'm very sorry that Meredith isn't here anymore.
Meredith artik aramizda olmadigi için çok üzgünüm.
Do you think we could, for five minutes, just pretend that this isn't really happening?
Beş dakikalığına hiçbir şey olmamış gibi davranabilir miyiz?
I don't know if one letter will change anything, but I guess... that's life, isn't it?
Bir mektup her şeyi düzeltir mi bilmem, ama sanırım.. hayat denen şey bu, değil mi?
- Well, that's the trick, isn't it?
Sorun da bu zaten, değil mi?
That is your name, isn't it?
Adın bu, değil mi?
This isn't like that, Mom.
- Bu öyle bir şey değil anne.
But isn't that exactly what happened?
Öyle olmadı mı zaten?
Isn't that part of the job description?
Kurtarıcının yapması gerekenlerden biride bu değilmi?
Jenkins, why are you here? Uh, well, that's the eternal question, isn't it, Colonel?
Jenkins, sen neden buradasın?
Isn't that exciting? You're kidding, right?
- Dalga geçiyorsun değil mi?
I mean, the first thought when you see me isn't, "That's a scientist."
Beni gördüğünde ilk aklına gelen "Bu bir bilim insanı," değil.
Is the implication here that Burt Reynolds isn't pretty?
Burt Reynolds'ın güze olmadığını mı ima ediyorsun yani? Seni zorlayarak hayatının en güzel gecesini geçirmeni ve adamlarla öpüşmeni sağlamak benim hatamdı. Evet.
That's why you're here, isn't it?
Bu yüzden buradasınız, değil mi?
A stack of love letters that were never mailed isn't news.
Postalanmamış aşk mektupları haber değildir.
But this isn't about that.
Neyse, konu bu değil.
I mean, look, I understand trying to stop this budget if it's about this bigger issue, this bug issue, and, yes, I still find it odd to talk that way, but isn't your brother just trying to stop this budget
Çeviri : Erdemlix S01E12, Kasım 2016 Bak, bu bütçe tasarısını durdurmaya çalışmasını eğer böcek gibi bir konu var ise anlarım ve evet, halen böcekleri rahat konuşamıyorum ama bütçeyi engellemeye çalışmasının tek sebebi liberal olması değil mi?
Isn't that an oxymoron?
- Bu tezat bir şey değil mi?
Isn't that right, Mommy?
Haksız mıyım, annesi?
Isn't that the same police psychiatrist that was treating Detective Lau?
Dedektif Lau'nun doktoru olan polis psikoloğu değil mi?
Isn't it a little early for that?
- Daha çok erken.
And if you want to stay, you're gonna show the bosses that number isn't gonna go up.
Eğer daha fazla kalmak istiyorsan, patronlara.. bu masrafın artmayacağını kanıtlayacaksın.
Isn't that terrifying?
Bu ürkütücü değil mi?
I can't find anything that isn't too big or too small.
Çok büyük yada küçük olmayan bir şey bulamıyorum.
That man is my daddy, isn't he?
O adam babam değil mi?
Can you promise me that this isn't gonna lead to a bigger problem down the line?
Bunun bana daha büyük bir soruna yol açmayacağına söz verebilir misiniz?
That isn't any better.
- Bu daha iyi olmadı.
But that's- - that's good news, isn't it?
Ancak bu... güzel haber, değil mi?
That isn't why I fell in love with her.
O'nu sevmemin nedeni bu değil.
That isn't your real name, is it?
- Gerçek adın bu değil, değil mi?
It's like, one day she's my Tiger Mom, and the next day she isn't, and the day before that first day, she also wasn't.
Biliyorum. Bu tıpkı bir gün "Kaplan Anne" olup diğer gün olmayıp ve evvelki gün de hiç olmamış gibi görünüyor.
Isn't that the Book of Revelation?
Elindeki Vahiy Kitabı değil mi?
Isn't that right, dear?
Haksız mıyım, canım?
Well... That's the problem, isn't it?
Yani esas mesele de o, değil mi?
That army isn't supposed to be here for another three days.
Bu ordu üç gün daha burada olmamalıydı.
That's why the fingerprint sensor isn't working.
Ondan parmak izi sensörü çalışmıyor.
Isn't that your friend?
- Bu arkadaşınız değil mi?
But that ending isn't poetic enough, is it?
Ama bu yeterince şiirsel olmaz, değil mi?
That's just you all over, isn't it?
Sen tamamen böylesin, değil mi?
Hopefully before Christmas, so that holiday isn't ruined. Nope.
Umarım Noel'den önce olur bu, böylece tatili heba etmemiş oluruz.
- Yeah. Isn't that such a weird out?
- Çok tuhaf degil mi?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]