English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ I ] / It was nothing personal

It was nothing personal Çeviri Türkçe

54 parallel translation
You bet it was nothing personal!
Tabii ki kişisel olamaz!
Now wait a minute, boys. It was nothing personal.
Durun biraz çocuklar, sersem derken sizi kastetmedi.
It was nothing personal, Mr. Hutcheson.
Kişisel algılamayın, Bay Hutcheson.
It was nothing personal.
Kişisel bir şey değildi.
It was nothing personal.
Kişisel bir şey değil di.
It was nothing personal, you know.
- Hep böyle düşünüp, böyle söylüyorsun. - Sonuçta diğer insanlar için endişeleniyorum.
It was nothing personal, Señor.
Kisisel bir olay degildi, Señor.
It was nothing personal Tobi
Bu kişisel bir şey değil Tobi.
But it was nothing personal.
Ama kişisel bir durum değildi.
It was nothing personal.
Kişisel değildi.
It was nothing personal.
Bu kişisel bir şey değildi.
I know you and I got started on the wrong foot, but it was nothing personal.
Senle ben yanlış bir başlangıç yaptık ama kişisel bişey yoktu.
He wanted very much to let me know it was nothing personal.
Kişisel bir şey olmadığını mutlaka bilmeliymişim.
It was - - it was nothing personal.
Kişisel bir şey değil.
In principle, yeah, but it was nothing personal.
Prensip olarak evet ama kişisel bir şey yoktu.
But it was nothing personal.
Ama bunların hiçbiri kişisel değildi.
That was very nice of you. It was nothing personal, Cynthia. It's kind of an occupational hazard.
Üzerine alma işler yoğun
I'm sure it was nothing personal
Kişisel bir şey olmadığına eminim.
It was nothing personal, Helen.
Kişisel bir şey değildi, Helen. Biliyorsun.
Well, it was nothing personal, but your phone was shut off, so I couldn't talk to you about it.
Kişisel bir şey değildi ama telefonun kapalı olduğundan sana bahsedemedim.
But it was nothing personal.
Ama kişisel bir şey değildi.
It was nothing personal.
Kişisel bir şey değildi, tamam mı?
It was nothing personal, Lena.
Kişisel bir şey değildi Lena.
It was nothing personal.
Kişisel bir şey değil.
It was nothing personal, just business.
Kişisel bir şey değildi. İşti sadece.
I... I just wanted to say, you know, it was nothing personal in there.
Salondaki hiçbir şey kişisel değildi.
It was nothing personal.
Kişisel değildi. İşimiz bitti.
I mean, it was nothing personal, but we had to downsize.
Diyorum ki, bu kişisel değil fakat...
Frankie, you know it was nothing personal.
Frankie, şahsi bir şey değildi biliyorsun.
It was nothing personal, darling.
Kişisel bir şey değildi, tatlım.
And your wallet, but it was nothing personal.
Cüzdanını da ama kişisel bir durum değildi.
There was nothing personal about it.
Bunda kişisel hiçbir şey yoktu.
It was something rather personal and nothing to do with anyone else.
Oldukça kişisel ve başkasını ilgilendirmeyen şeyler!
What if I was to tell you there's nothing personal about it?
Peki ya sana... bunda özel birşey olmadığını söyleseydim?
It was an assignment from my editor, so there was nothing personal.
Editörümün verdiği bir görevdi. Kişisel bir şey değildi, tamam mı?
It was strictly professional, nothing personal.
Tümüyle mesleki sorulardı, kişisel algılamayın.
It was a business decision, nothing personal.
İşle ilgili birşeydi kişisel değildi.
I know it seems so selfish to even say it but I was thinking maybe I could just take a personal leave just do nothing for a week or two and maybe clear my head.
Çok bencilce bir hareket olabilir ama düşündüm de özel izin alabilirim. Bir iki hafta hiçbir şeye karışmam. Belki biraz kendimi toparlarım.
Mrs Wolf, I've just spoken to my supervisor and explained that it's your first ever flight, but he said there was nothing he could do, so what I've done is, I've used my own personal Airmiles
Bayan Wolf, az önce şefimle konuştum ve ona bunun sizin ilk uçuşunuz olduğu gerçeğini anlattım,... ama o bana yapılabilecek bir şeyin olmadığını söyledi. Bunun üzerine ben de kişisel millerimi kullandım ve size first class bir bilet almayı başardım.
It's nothing personal. I'd check my mother if she was here.
Şahsi bir şey değil, burada olsa annemi de arardım.
It was a personal matter. It had nothing to do with this.
Kişisel bir konuydu, bu durumla ilgisi yok.
Look, it was nothing personal. It was just business.
İş yüzündendi hepsi.
It was nothing personal against Joe.
Joe'ya karşı kişisel bir şeyim yoktu.
It was nothing personal... I'll deal with you later.
- Kişisel bir şey değildi.
I'd like to say this was nothing personal, Skyler, but that wouldn't be telling the truth, now would it?
Ama şunu söylemeliyim, bu kişisel değil, Skyler, ama bu gerçek olamaz di mi, yoksa öyle mi?
I have been listening to Elizabeth Keen describe the work of your task force, and I have many questions, but it's safe to say there's only one I need to put to you, and that question is, as her boss, can you tell me if Agent Keen was on that boat, the Phoenix, in her official capacity as an FBI agent, or was she there, as appears far more likely to me, for personal reasons that had nothing to do with the work of your task force and the FBI?
Görev gücünüzün yaptığı işi açıklarken Elizabeth Keen'i dinliyordum ve çok sorum var ve bu soruları sadece size sormam gerektiğin söylemek güvenli olur ve bu soru da, patronu olarak Ajan Keen'in o gemide, Phoenix'de resmi hüviyetli FBI ajanı olarak mı yoksa, bana öyle geldiği gibi, görev gücünüzün ve FBI'ın hiçbir ilgisi olmayan kişisel nedenler ötürü mü orada olduğunu söyleyebilir misiniz?
I'm sure it was, uh, nothing personal.
Eminim ki, kişisel bir şey değildir.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]