The carpenter Çeviri Türkçe
361 parallel translation
The carpenter refuses to make her coffin, and that woman needs a proper burial place.
Marangoz tabutunu yapmayı reddetti... ve kadın için düzgün bir defin yeri lazım.
"The Walrus and the Carpenter."
"Deniz Aygırı ve Marangoz"
♪ The walrus and the carpenter were walking close at hand
Deniz aygırı ve marangoz Yan yana yürüyordu.
[Tweedle Dee] Mr. Walrus, said the carpenter
"Bay deniz aygırı" dedi marangoz
And the carpenter?
Peki ya marangoz?
Join the carpenter
Marangozun yanına git.
The carpenter's triumph was complete
Marangozun zafer alayı tamamlanmıştı.
I'm looking for the carpenter from galilee, the one called Jesus.
Galile'li marangoz İsa'yı arıyorum.
I plundered from the wreck many chests with all manner of clothes, tallow, gunpowder, the carpenter tools and scores of useful articles, not to forget that fellow survivor, Sam.
Harabeden biraz sandık ve kumaş aldım, donyağı, barut, marangoz araçları ve bazı önemli makaleleri, tabi ki hayatta kalan dostumu da unutmadım, Sem'i.
Zubeir, the potter, Nisbin, the carpenter, the anvil shop at the end of the street called Straight,
Zubeir, çömlekçi, Nisbin, marangoz, düz sokağın sonundaki örs dükkanı.
What do you want the carpenter for?
Marangozu niye istiyorsun?
We can get Travers the carpenter to fix it and the shutters.
Marangoz Travers'a çatıyı ve kepenkleri yaptırırız.
The doctor and the carpenter win...
* Doktor ve marangoz kârlı çıkar bu işten. *
Why don't you have the carpenter build you a cross, so you can drag it about the ship and put ashes on your head?
Neden marangoza kendin için bir çarmıh yaptırmıyorsun? Böylece onu gemide sürükleyip, kafana küller koyabilirsin.
It's the carpenter.
Marangoz değil mi bu?
To get it made... the banker goes to our carpenter for the job, and one day... as destiny has it... the carpenter's in El Paso.
Bunun için... banker marangoza gider ve bir gün... kadere bakın ki... marangoz El Paso'dadır.
The carpenter told me the story, and I tell you.
Marangoz bana hikâyeyi anlattı ve ben de size anlatıyorum.
I'm going to see the carpenter in Batignolles.
Öğleye doğru dönerim. Batignolle'deki marangozu görmeye gidiyorum ben.
Like the doctor, the blacksmith, the carpenter, Mr Figgis is an important figure in this village and, like them, he uses the local bank.
Doktor, demirci ve marangoz gibi Bay Figgis de köyün önemli bir kişisi olup onlar gibi o da yerel bankayı kullanıyor.
If, while building a house, a carpenter stri kes a nail it proves faulty by bending does the carpenter lose faith in all nails and stop building his house?
Marangoz ev yaparken çaktığı çivi eğilirse, çivilere olan güvenini yitirip ev yapmayı bırakır mı?
Oh, how do we deal with the carpenter-king
Ah, marangoz Kralla nasıl başedeceğiz?
I'm a ship's carpenter when the painful necessity arises.
Ben bir gemi marangozuyum.
Then follow your nose through the alley till you come to Jed Brady's Carpenter Shop.
Jed Brady'nin marangozhanesine varıncaya kadar dümdüz sokağı takip et.
Same type as Marianne Carpenter, the trunk murderess.
Marianne Carpenter'la aynı tip, sandık katili.
The day you took out $ 1,500, Mr. Carpenter deposited 1,350.
1,500 $ çektiğiniz gün, Bay Carpenter kendi hesabına 1,350 $ yatırmış.
The results of my private investigation... of that sterling character, Mr. Shelby Carpenter.
O değerli şahsiyet Bay Shelby Carpenter hakkında yaptığım özel araştırmamın sonuçları.
Speaking of the changed Mr. Carpenter in the present tense... he's now running around with a model from your own office.
Değişmiş Bay Carpenter'dan şimdiki zamanda söz etmişken kendisi şu sıralar senin şirketten bir modelle vakit geçiriyor.
I couldn't find out if she saw Carpenter in the meantime.
Bundan sonra geçen sürede, Carpenter'ı bir daha gördü mü öğrenemedim.
You, uh, realize the spot you're in, Carpenter?
İçinde bulunduğun durumun farkında mısın, Carpenter?
The main thing I want to know is why you pulled that switch on me about Carpenter.
Asıl bilmek istediğim Carpenter konusunda bana niçin oyun oynadığın.
Mr Carpenter, now can we go see the spaceship?
Bay Carpenter, artık uzay gemisini görebilir miyiz?
Madame's brother was a carpenter in the country
Madam'ın kardeşi taşrada marangozluk yapıyordu.
Right here in Jerusalem there's a carpenter that even claims he's the son of God.
Burada, Kudüs'te, Tanrı'nın Oğlu olduğunu iddia eden bir marangoz var.
Tell me, do you know this carpenter who claims to be the son of God?
Tanrı'nın Oğlu olduğunu iddia eden marangozu tanıyor musun?
Now I'll love you... native of La Pointe-Courte, son of a boat carpenter... fan of jousting and the sun!
Şimdi seni sevebilirim... La Pointe-Courte yerlisi, sandal marangozunun oğlu... oyun ve güneş aşığı insan!
But I didn't come here to be a carpenter... nor to gain information for the Agriculture Department.
Ben buraya ne marangoz olmaya ne de Tarım Bakanlığı için bilgi toplamaya geldim.
By the way, Otane, I heard you're going to marry a carpenter.
Bu arada, Tane, duydum ki marangozla evleniyormuşsun.
Bring the lamp closer, carpenter.
Lambayı yaklaştır marangoz.
Is not this the carpenter's son?
Marangozun oğlu değil mi bu?
Listen, you... in the name of your carpenter Patron Saint, damn him - do you realize where l could have been today if you, too, had joined the Fascist Guard?
Beni dinle... Kahrolası marangoz azizi adına dinle beni... Sen de faşist kuvvetlerine katılmış olsaydın, bugün nerelerde olurdum, farkında mısın?
You can throw your carpenter's tools out the window.
Marangoz malzemelerini camdan atabilirsin.
Sure, you think that carpenter was lucky the way things work out... that he was lucky to go in just that bank.
Sanırsınız ki marangoz işler yolunda gittiği için şanslıydı- - sadece o bankaya gittiği için şanslıydı.
The day you took out $ 1, 500, Mr. Carpenter deposited 1, 3 50.
1,500 $ çektiğiniz gün, Bay Carpenter kendi hesabına 1,350 $ yatırmış.
Hey, did you hear the one about the little Jewish carpenter who was so mean...
Hey, şeyle ilgili olanı duydun mu? Çok aksi olan küçük Musevi marangoz...
John Carpenter, M.D. Just like the sign says.
Doktor John Carpenter Aynen tabelada yazdığı gibi.
A carpenter of the Konos lived here.
Kono'nun marangozlarından biri burada yaşıyordu.
Yankel, the fat one, is apprenticed to a carpenter.
Yankel, şişman olanı, marangozun yanında çırak.
Hi, I'm carpenter of the u.s. ballet.
Merhaba.
While carpenter took The most brilliant agent the c.i.a. ever had for walkies Events in the world's capitals were moving fast.
Carpenter CIA'in en zeki ajanını gezmeye götürürken dünya başkentlerinde olaylar hızla ilerliyordu.
He prepared for six months by working for the asylum's carpenter,
Bu iş için bayağı iyi hazırlanmış. Tam altı aydır tımarhane marangozunun yanında çalışıyormuş.
In the taxi, she suddenly told me not to be intimidated if people pointed out how useful a doctor or carpenter was and how useless my life was.
Birdenbire takside, insanlar bir doktorun ya da marangozun ne kadar faydalı olduğunu işaret ettiğinde ve hayatımın bu kadar faydasız oluşunun gözümü korkutmamasın söyledi.
carpenter 47
the crow flies straight 33
the card 32
the council 29
the city 103
the crew 35
the camera 86
the case 115
the cards 33
the car is here 16
the crow flies straight 33
the card 32
the council 29
the city 103
the crew 35
the camera 86
the case 115
the cards 33
the car is here 16
the cars 36
the caretaker 29
the cat 115
the chair 57
the cowboy 18
the car 277
the code 52
the club 60
the choice is yours 166
the clock is ticking 101
the caretaker 29
the cat 115
the chair 57
the cowboy 18
the car 277
the code 52
the club 60
the choice is yours 166
the clock is ticking 101
the cake 61
the curse 50
the clock 26
the captain 118
the chinese 54
the case is over 17
the child 120
the cops 215
the coast is clear 60
the cross 35
the curse 50
the clock 26
the captain 118
the chinese 54
the case is over 17
the child 120
the cops 215
the coast is clear 60
the cross 35