English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ Y ] / You're so pretty

You're so pretty Çeviri Türkçe

717 parallel translation
Well, you know, they're pretty, but it's kind of odd, the whole idea of someone giving someone a flower'cause it's like, "Oh, you know, I like you, so let me give you something that's dying."
Güzeller ama biraz tuhaf tüm bu birine çiçek verme fikri şey demek gibi çünkü "senden hoşlanıyorum hadi bana ölen bir şey ver."
You're so pretty!
Çok güzelsin!
But now you want them down just so she won't see them'cause they're not pretty for her to see.
Şimdi ise sırf o kız görmesin diye yıkmak istiyorsun çünkü buralar o kıza göre hiç hoş değil.
We were only watching'cause you're so pretty.
Seni gözetliyordum çünkü çok güzelsin.
You'll find they're good neighbors, once they get over being mad at you for being so pretty.
Hepsi iyi komşulardır, Bence güzelliğinden dolayı deliye dönebilirler.
People are pretty, you tell them so, and you're pretty.
İnsan güzeldir, onlara böyle söyle, ve sen güzelsin.
You're in pretty good shape to be so down and out.
Karşılık verecek kadar güçlü görünüyorsun.
I'm a pretty special guy and you're a pretty special girl so why don't you and me do some fancy stepping'tonight?
Ben özel bir erkeğim sen de özel bir kız bu akşam birlikte alem yapmaya ne dersin?
You're so pretty
Çok güzelsin.
- You're so pretty Monahseetah!
- Çok tatlısın Monahseetah!
You're so pretty!
Sen ne kadar da tatlıymışsın böyle.
You're so pretty.
Çok güzelsin.
So even if we get caught you're pretty safe.
- Yakalansak bile sana bir şey olmaz yani.
You're not so pretty with red ears.
Kızınca pek iyi görünmüyorsun.
- You're makin'it up pretty good so far.
- Öyle mi? Şimdiye dek görmedim.
I think- - I think you're so pretty.
Bence- - bence sen çok güzelsin.
Ooh. Ooh, you're so pretty.
Çok güzelsin.
You start admiring someone, pretty soon you're envious... so you start showing off, taking chances. Before you know it, you're dead.
Birini takdir ediyorsan, ondan iyi olmak istersin ona gösteriş yapmaya başlarsın şansını zorlarsın sonucu bilmeden önce, ölürsün.
- Oh, you're so pretty.
- Çok güzelsin.
Mac, you're so pretty chubby, real tasty!
Mac, bayağı tombul ve oldukça tatlısın!
So you're pretty smart after all
Sen de az cingöz değilmişsin!
If I don't finish these tests pretty soon, I'm gonna get so fat you're gonna have to roll me out of here.
Yakında, bu testleri bitirdiğimde, öyle şişmanlayacağım ki, çıkarmak için beni yuvarlamanız gerekecek.
Oh, you're so pretty.
Oh, sen çok güzelsin.
- They're jealous you're so pretty.
Onlar senin bu kadar güzel olmanı kıskanıyorlar.
It's pretty nice if you're living up here, but... not so great down in the valley...
Burada, yukarı tarafta oturmak çok güzel, ama vadi tarafı o kadar iyi değil.
So you're pretty hot after your unveiling.
Gerçek kimligini açikladiktan sonra çok yogunsun.
So, what you're saying is he's pretty well-known?
Yani demek istediğin bu adam tanınmış biri, öyle mi?
You're so pretty.
Çok tatlısın.
As you're pretty, so be wise
Güzel olduğunuz kadar, çalışın akıllı olmaya...
- Yorku, you're so pretty.
- Yorku çok güzelsin.
'Cause they're little boys. And you're so pretty, it makes'em nervous.
Çünkü onlar küçükler ve sen de öyle güzelsin ki seni kıskanıyorlar.
you're so pretty.
Çok tatlısın.
You're pretty set so far as shopping goes?
Hediye alışverişini tamamladın mı bari?
You're pretty sure for one so young.
Hayır. Bu kadar genç yaşta kendinden çok eminsin.
It's pretty stupid, but so far you're the front-runner.
Eminim annem beni destekler. Hayır üzgünüm ama babanı destekleyeceğim.
You're gonna be so pretty.
Çok tatlı olacaksın.
You're so pretty it hurts.
Çok güzelsin, ki bu canımı acıtıyor.
You " re so pretty.
Çok şirinsin.
Well, if I'm right, you're pretty close to it, and so far I've proven my case.
Eğer haklıysam ona çok yakın birşeysin... ve şimdiye kadar davamı ispatladım.
So I guess you figure you're in for a pretty wild night.
O zaman bu akşamın oldukça vahşi geçeceğini düşünüyor olmalısın.
It's pretty stupid, but so far you're the front-runner. It's an isolation chamber. A subject pulls levers to get heat and food.
bu çok aptalca, ama çok uzak, sen ön koşuculardansın bu bir izolasyon çemberi bu proje ile içeceklerimizi ve yiyeceklerimizi koruyabileceğiz alt taraf elektriklenerek su üretimi sağlıyor ben buna Monroe kutusu diyorum kulağa ilginç geliyor ne kadara mal oluyor?
You're so pretty!
Çok güzelsin.
I bet you're little Dolly because you're so pretty. Yes. Look.
Küçük Dolly sensin herhâlde çünkü güzelsin.
In Vietnam you didn't know a lot that was going on, but here you're pretty much up to the moment on everything, so...
Martin Luther King, önemli bir insandı,... ama kendisi insan hakları hareketi değildi.
I think you're so pretty.
Güzel olduğunu düşünüyorum.
Midori, you're so pretty.
Midori, çok güzelsin.
Forgive us, Ms. Love. You're so pretty.
Affedin Bayan Love.
You're so fucking pretty!
Küçük Mickey, amma da güzel!
So, y- - you're pretty.
Sen, sen çok güzelsin.
You're so pretty, Faith.
Sen çok özelsin, Faith.
Well, it is going to work, Starfleet, so pretty soon they're going to know you're all right.
Çok iyi, bu iş olduğunda Yıldız filosu, hepinizin iyi olduğuna epey memnun olacak.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]