Translate.vc / Fransızca → Türkçe / Interviewer
Interviewer Çeviri Türkçe
696 parallel translation
Je voudrais interviewer Williams.
Williams'la röportaja geldim.
Je viens pour l'interviewer, mais ces idiots m'embêtent.
Ropörtaj yapmak için buradayım ve bu aptallar beni rahatsız ediyor.
Interviewer Lightcap.
Lightcap'le bir röportaj.
Je voudrais vous interviewer, professeur.
- Adım Forrester. Bir röportaj lütfen.
Pendant que tu dormais le journal a appelé pour t'interviewer.
Ve sen uyurken, gazeteden röportaj için aradılar.
Il veut tous nous interviewer.
İsminin Graham olduğunu ve evdeki herkesle görüşmek istediğini söyledi.
- Interviewer tout le monde?
- Herkesle mi görüşecek?
A interviewer mes sujets d'étude.
Vaka geçmişlerini tuttuğum elverişli bir yer diyelim.
Je dois vous interviewer.
Sizinle konuşmam lazım.
Voulez-vous aller à Stateville... interviewer son fils?
Stateville'e gidip, oğluyla bir görüşme yaparak haberi sürdürmeye ne dersin?
Frank, M. McNeal du Chicago Times... il veut vous interviewer.
Frank, bu McNeal, Chicago Times'dan. Seninle görüşmek istiyor.
- Puis-je l'interviewer?
- Filmin yıldızıyla ropörtaja izin var mı?
J'essaie d'interviewer Vicki, mais elle est toujours occupée.
İki haftadır... Vicki'yle röportaj ayarlamaya çalışıyorum. Ama hep meşgul.
Je devrais peut-être l'interviewer.
Onunla sohbet etsem iyi olacak.
Tu te rappelles l'homme que tu voulais interviewer?
Mark... röportaj yapmak istediğin adamı hatırlıyor musun?
La télé voulait m'interviewer.
TV'den arkadaşlar röportaj yapmak istediler.
- pour rencontrer des héros. - Pourquoi ne pas interviewer un lâche
- Değişiklik olsun diye bir korkakla söyleşi yapmak ister misin?
Vous pourrez peut-être les interviewer.
Belki röportaj yapma şansın olur.
Nous allons tâcher d'interviewer l'oncle des enfants.
Çocukların amcası ile görüşmeye çalışacağız.
- Je dois interviewer les passagers.
Hayır. Ve, yolcu listesini kontrol etmeliyim.
Je voudrais vous interroger, vous interviewer pour la télé au Temple de Vénus.
Sana Venüs tapınağında sorular soracağım. Televizyonda yayınlanacak
Une Américaine veut m'interviewer au Temple de Vénus. Elle est prête à payer. - Qui?
Amerikalı bir kadın benimle tapınakta bir röportaj yapmak istiyor.
Une jeune femme m'a payé pour m'interviewer, mais on s'est perdu de vue et je ne la retrouve plus.
Elemanlarınızdan birisi bana, bir röportaj için ödeme yaptı ama birbirimizi kaybettik ve bulamadık.
Elle va interviewer l'autre type.
Diğer elemanla röportaj yapıyor.
M. Wall m'envoie interviewer le prisonnier.
Bay Wall beni tutukluyla görüşmem için göndermişti.
Je suis juste descendu vous dire... que des journalistes sont arrivés avec le pilote pour vous interviewer.
Birkaç gazetecinin, kılavuzla gemiye geldiğini bildirmek için geldim. Sizinle röportaj yapmak için bekliyorlar.
- Ils attendent pour vous interviewer.
- Sizinle röportaj yapmak için bekliyorlar.
- Pourquoi ne mettez-vous pas tout ça de côté? Laissez-moi vous interviewer pour changer. - Vous êtes Syrien?
Şu elindeki zımbırtıyı bir kenara bırakıp biraz mülakat yapmaya ne dersin?
Puis-je vous interviewer sur votre expérience d'hier soir?
Sayın Bruckner, dün geceki tecrübeniz hakkında bir kaç soru sormam mümkün mü acaba?
Interviewer un grand commis de l'Etat, nommé Jarré qui travaillait pour l'URSS.
Hükümetten bir adamla görüşmeye gitmişti, adı Jarre. Ruslar için çalışan bir adam.
Je suis de la radio. Je dois vous interviewer au sujet de votre institut, pour avoir l'opinion d'un spécialiste sur la nature de vos problèmes.
Buraya enstitünüz hakkında bir radyo programı yapmak için gönderildim ve bana tavsiyelerde bulunacak bir uzmana ihtiyacım var.
Vous êtes complètement farfelu, je refuse de vous interviewer.
Çok salaksın, seninle röportaj yapmayacağım.
"J'aimerais vous interviewer. Je déjeune chez Dionysos."
Dionisio'nun Yeri'nde bir röportaja ne dersin?
Nous allons interviewer son employeur, M. Holly Makas, et un assistant, Sandy McKees.
KLZ TV Haberlerinin görüşeceği kişi, acentanın sahibi Bay Holly Makas, ve çalışanlardan biri olan Sandy McKees.
Il n'y a plus assez de riches à interviewer.
Röportaj yapılacak yeterince zengin kalmadı.
Mon journal m'a envoyé interviewer le paysan de Galiano..
Şanslısın! Mattei öldükten sonra gazete beni Gagliano'daki köylülere röportaja gönderdi.
Je vais interviewer le Dr Bernardo... pour notre supplément du dimanche.
Dr Bernardo'yla pazar... ekimizdeki bir hikaye için röportaj yapamk istiyorum.
Mais les autres protagonistes du film sont là... et j'espère pouvoir les interviewer dans un instant.
Fakat diğer bütün oyuncular burada. Umarım birazdan onlarla konuşabilirim.
Nous aimerions beaucoup l'interviewer.
Onunla röportaj yapmak istiyoruz.
Tu l'avais envoyé interviewer Cleveland Amory sur la vivisection.
Hayvanlara yapılan deneyler hakkında Cleveland Amory'e gönderdiğin çocuk.
Je voulais vous interviewer.
Sizin hakkınızda bir makale dizisi yayımlamayı düşünüyordum.
Vous pouvez m'interviewer autour d'un déjeuner. D'accord?
Röportaj yapmak istiyorsanız bunu öğle yemeğinde konuşabiliriz.
Repassez le type que vous venez d'interviewer.
Dinlet şunu. Röportaj yaptığın adamı diyorum.
Oui, mais je ne suis pas venu vous interviewer.
Evet ama söylediğim gibi, röportaj için gelmedim.
On pourrait publier un article dans le journal, peut-être utiliser ces photos, interviewer certains des gars.
Söylediğim gibi, gazetede bir makale yayınlayabiliriz. Birkaç fotoğraf da ekleriz. Hastalarla röportaj yapabiliriz.
- Elle veut vous interviewer.
- Seninle röportaj yapmak isityor.
- qui voulait interviewer Richard.
- Richard'la görüşmek isteyen kişi.
Ca ne suffit pas, d'interviewer des guerriers.
Savaşçılarla röportaj yeterli değil.
Réflechis, elle arrive, elle te suit, elle te paie pour t'interviewer.
İyi düşün.
Vous avez insisté... pour m'interviewer, ici, chez moi.
Evimde röportaj için ısrar ettiniz.
Elle veut t'interviewer.
Hazırız Bayan Hoffman.