English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Fransızca → Türkçe / Obstruction

Obstruction Çeviri Türkçe

697 parallel translation
Obstruction!
Engelleme var!
Cette obstruction est une lâche tentative pour tromper l'opinion.
Bu engelleme isi gerçekleri çarpitmak için yapilmis bir eylem.
Concernant l'obstruction de Smith.
Su Smith denen adam hakkinda.
Vous devriez m'aider et non faire de l'obstruction!
Bence sizin konumunuzdaki bir kişi zorluk çıkarmak yerine yardımcı olmalı.
De l'obstruction!
Zorluk çıkarmak mı? !
Vous connaissez la tactique de l'obstruction?
Politikacıların bu gibi durumlarda ne yaptığını biliyor musunuz?
- Obstruction!
- Haydutlar, korsanlar.
J'aurais pu ainsi arrêter Zatoichi pour obstruction à la justice en aidant un fugitif.
Zatoichi'yi kanulara karşı gelmekten ve bir suçluya yardım etmekten tutuklayabilirdim.
Et moi, je constate que vous faites de l'obstruction.
- Belki fakında değilsiniz ama şimdi de sizi... - Birçok şeyin farkındayım, Bay Fischer.
Je vois que vous faites de l'obstruction...
Hatta biri de kendinizi tamamen engelliyor olmanız...
Comment ça, de l'obstruction?
Hiçbir şeyi engellemiyorum.
Je fais de l'obstruction.
Kendime engel oluyorum.
Je vous préviens, c'est une obstruction
Seni uyarıyorum : bir polis memuruna engel oluyorsun.
Je ne fais pas obstruction, sergent.
Size engel olduğum yok, çavuş.
Il l'envoie dedans, malgré l'obstruction!
Atıyor. Faul yaptılar! Evet!
Ici à Los Angeles, le porte-parole activiste gay, Harry Twig... a émis un communiqué applaudissant la présumée violation... des règles du Comité sur l'Ethique... après une longue obstruction parlementaire et une réunion spéciale.
Eşcinseller Birliği Sözcüsü, Harry Twig, uzun bir tartışmadan sonra özel oturum sonucu alınan karardan memnun olduğunu belirtti.
- Ce pourrait être une obstruction.
- Bir şey tıkıyor olabilir.
" Obstruction à la justice.
Kanun kuvvetlerini engellemek.
Je vais vous arrêter pour arrestation, emprisonnement non fondé, obstruction à un policier dans l'exercice de ses fonctions et meurtre.
Hatalı tutuklama, haksız gözaltına alma, görev başındaki memuru engelleme ve cinayet suçlamasıyla hakkınızda zabıt tutacağım.
C'est pas pour faire de l'obstruction, mais là, ça déconne!
Üzgünüm Yüzbaşı, olumsuz bir görüş bildirmek istemem ama bu saçmalık.
Ce vieux fou fait obstruction.
Bu yaşlı bunak suç tahkikatını engelliyor.
Je te coffre pour obstruction?
Yasalara engel olmaktan seni tutarım.
il y a six juges, le juge central et deux autres t'ont enlevé des points pour obstruction.
Altı hakem var. Baş hakem ve iki tane hakem engelleme yaptığını belirtmiş. Bu da sana puan kaybettirmiş.
Je me suis rendu à l'évidence coupable de falsification, d'obstruction dans le cours d'une enquête, de désobéissance réitérée envers mon commandant de bord.
Atılgan'ın kayıtlarını tahrif ettiğim, bir soruşturmaya engel olduğum, komuta subayımın doğrudan verdiği emre itaatsizlik ettiğim aşikâr..
Je ne sais pas pourquoi vous faites obstruction.
Bu tahkikatı neden engellemek istediğinizi hayal bile edemiyorum.
C'est de l'obstruction.
O tam bir engelleyici.
L'incision dans l'artère coronaire doit être faite sous l'obstruction.
Hey! Koroner arter kesileri tıkanıklığın olduğu yerin aşağısından yapılır!
Je vous comprends, mais... il y a obstruction à agents fédéraux, fraude électorale!
Yapamayız. Sayın Başkan, neler hissettiğinizi biliyorum... ama bahsettiğimiz şey federal yöneticileri engellemek... seçim kanunlarını çiğnemek.
Je signale qu'on m'a donné l'ordre d'enlever les bagages de la rue... pour qu'il n'y ait plus d'obstruction du passage.
Geçişi engellememeleri için... yol üzerindeki bohçaları temizleme emri aldığımı... saygıyla bildiririm.
Obstruction à la police.
Mani olmak demek.
Et aucune obstruction sur la route.
Otoyolda engel yok.
Calcul rénal dans le bassinet... d'où obstruction de l'uretère.
Ültrasonda 6 milimetrelik böbrek taşı çıktı engelleyici üropati var. Litotripsi başarısız, Üroloji duydu.
Une obstruction, une masse, tout ce qui est anormal.
Engeller, kütleler, normal olmayan şeyler.
Calcul rénal dans le bassinet... d'où obstruction de l'uretère.
Ültrasonda 6 milimetrelik böbrek taşı çıktı engelleyici üropati var.
Obstruction des voies aériennes supérieures.
Üst hava yolu tıkanmış, hırıltı var.
- Obstruction des voies aériennes.
- Solunum tıkanması, erkek.
Le garçon a une obstruction des voies aériennes.
Yedi yaşındakinin solunum yolu tıkalı.
Je veux exclure l'obstruction et la cholangite.
Daha fazla ağrısı varmış. Engelleme ve kolangitisi elemek istiyorum.
Obstruction des voies aériennes!
Solunum darlığı!
L'obstruction part des brûlures du larynx.
Gırtlak yanıklarından solunum engellenmesi.
- Obstruction. C'est tricher.
Geçmesine engel oluyor, faul yapıyor.
- Pas de visuel. - Jai Stavros et Quinn. - Sans obstruction.
Stavros ve Quinn'i buldum!
Obstruction à la justice.
Adalete engel olmak.
Obstruction à la justice.
Adalete engel olmaktan.
Toute obstruction entraînera l'anéantissement.
Herhangi bir müdahale topyekün imhaya neden olacaktır.
Je vous arrête pour obstruction à une enquête fédérale.
Federal araştırmayı engellemekten tutuklusun.
Comment l'identifier, avec tout le sexe qui faisait obstruction?
Arada bu kadar seks varken, onu nasıl görebilirdiniz?
- De l'obstruction. - Quoi?
- Ne yaptınız?
Je vous préviens, encore un mensonge, et je vous inculpe pour obstruction à la justice.
En büyük yalancı da sizsiniz. Sizi uyarıyorum, eğer bir yalan daha söyleyecek olursanız, sizi polise engel olmakla suçlarım, ve inanın bana, Bayan Rose, bunu yaparım.
" d'obstruction à la Justice,
" devam eden bir adalet soruşturmasına müdahale etmek...
Peut-être son traitement lèvera-t-il l'obstruction.
Onu olabildiğince rahat tutmaya çalışacağız ve belki şu andaki tedavisi onu iyileştirir.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]