Translate.vc / Fransızca → Türkçe / Serendipity
Serendipity Çeviri Türkçe
30 parallel translation
C'est pas votre faute.
- Serendipity'nin faturasını bile ödemedim! - Belki de sizin hatanız değildir.
- "Accidentelle"!
- Serendipity.
Bethany, Accidentelle n'est pas vraiment un ange.
Bethany, Serendipity teknik olarak bir melek değildir.
Comme si tu n'avais jamais remis en cause le jugement, Accidentelle!
Bana kararı hiç sorgulamadığını söyleme, Serendipity.
Le son, le sens. "Serendipity : accident heureux".
Çünkü anlamına göre çok güzel söyleniyor : beklenmeyen tesadüf.
Serendipity.
Serendipity.
Les Hajira l'ont appelé Serendipity, "découverte accidentelle de quelque chose de merveilleux."
Hajira, harika bir şans olarak tesadüfen onu çağırdı.
J'ai fais de moi un navire pour sauver Serendipity.
Kurtulmamızı sağIıyacak bir şans için kendimi kap yaptım..
Quel heureux hasard.
Serendipity oldu.
Je vais l'appeler Serendipity.
Buraya'Talih'diyeceğim.
C'est un... heureux hasard.
İşte biz buna şey deriz... * serendipity.
"Heureux hasard".
"Serendipity." * beklenmedik şeyleri tesadüfen bulma yeteneği
Écoutez.
Çocuklarla birlikte babalarının bizi terkedişinin... yıldönümünü kutlamak için Serendipity'e gideceğiz. Bak.
- Personne ne t'a rien fait faire. - Elles nous ont invités à Serendipity.
Kimse seni bir şey yapmaya zorlamadı David.
- Et si vous voulez tout trouver... elle s'appelle Mélinda.
- Serendipity Melinda ha - Teşekkürler
Quel heureux hasard, j'allais justement t'appeler.
- Serendipity, Seni arayacaktım. - Beni mi?
Serendipity 3 nous a livré du chocolat.
Sonra da Serendipity 3'ten donmuş sıcak çikolata sipariş edildi.
J'ai club de maths jusqu'à 18 h, puis j'emmène Owen manger un banana split au Serendipity.
Saat altıya kadar matematik klübü toplantısı var. Ben de Owen'ı doğum gününe özel "genç kız rüyası" yemeğe "Tesadüfler Tatlıcısı" na götürecektim.
Un client du Plaza veut emmener ses enfants manger ces fameuses glaces à 1000 $.
Plaza müşteri oğlunu Serendipity'ye sıcak çikolata sundeasına... -... götürmemi istiyor.
Et on s'est empiffrées à Serendipity.
Sonrasında da deliler gibi yemek yedik.
Grey Ghost, Serendipity,
Gray Ghost, Serendipity,
Ou de chance.
Ya da Serendipity.
Quelque chose de décontracté mais cool, comme aller manger des glaces à Serendipity.
Sıradan ama havalı olan bir şey mesela tesadüfen dondurmacıya rastlamak gibi.
Je voulais manger des glaces à Serendipity, mais mes amis ont dit que ça serait trop ringard.
Dondurma yemek istiyordum ama arkadaşlarım çok şapşalca olacağını söylediler.
J'irai plus chez Serendipity boire du chocolat chaud glacé avec la copine de ton oncle, une hôtesse de l'air du nom d'Elodie.
Serendipity'e gidip amcanın hostes kız arkadaşı Eledy'le sıcak çikolata içmek istemediğim için de kusura bakma.
Ecoute, après ça, on pourrait aller à Serendipity manger des sundaes. On discutera
Bundan sonra Serendipity'e doğru ineriz kendimize birer dondurma alırız ve konuşuruz biraz...
"Serendipity".
- Serendipity.
- Oh, vraiment?
- Bizi Serendipity'ye davet ettiler.
Traducteur Cor / Ang : serendipity ( WITHS2 )
Çeviri : Tukyu
"Cafouillage," ou "serendipity."
tomurcuklanmak, yerleşmek velvele ya da serendiplik.