English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Portekizce → Türkçe / Anãs

Anãs Çeviri Türkçe

60 parallel translation
Mas as anãs amarelas, como o Sol, são de meia-idade e são mais comuns.
Ama günesimiz gibi orta yasam süreli sari cüce yildizlarin sayisi epey bol.
Galáxias elípticas gigantescas, e elípticas anãs.
Elips galaksiler dev veya cüce boyutlarda olabiliyor.
À medida que o tempo passa surgem mais anãs brancas, mais estrelas de neutrões, mais buracos negros.
Zaman ilerledikçe daha fazla beyaz cüce daha fazla nötron yıldızı, daha fazla kara delik olacaktır.
Uma enorme forma espiral com nuvens de gás em colapso, sistemas planetários em condensação, supergigantes luminosas, estrelas estáveis de meia-idade, gigantes vermelhas, anãs brancas, nebulosas planetárias, supernovas, estrelas de neutrões, pulsares, buracos negros e, há razões para o pensar, outros exóticos objectos, que ainda não descobrimos.
Kocaman bir spiral oluşum içinde, çöken gaz bulutları yoğunlaşmış gezegen sistemleri, çok parlak süperdevler, kararlı orta yaş yıldızları kırmızı devler, beyaz cüceler, gezegen bulutsuları, süpernovalar nötron yıldızları, atarcalar, karadelikler ve varolmasında bir engel olmayan fakat henüz keşfedemediğimiz egzotik objeler.
RÁDIO KBBL Obrigado, Knick-Knack e Paddy-Whack, as anãs siamesas.
Teşekkürler, Knickknack ve Paddywhack, Siyam cüceleri.
Dentadas anãs.
Cüce ısırığı.
Dizem que se tornam anãs e cavalgam em um pardal.
Boyunuzu kısalttığınızı ve serçelere bindiğinizi söylüyorlar.
As baleias-anãs avançam para estas águas plácidas no verão.
Minke balinaları, yaz aylarında bu sakin sulara gelirler.
As baleias-anãs são das mais pequenas baleias de barbas e, tal como todas as outras, vêm aqui para se alimentar.
Minke'ler en küçük balinalardan biridir ve tıpkı diğerleri gibi buraya beslenmek için gelirler.
Não encontro nenhumas anãs.
Cüce bölümü yok.
A menos que esteja ocupado com anãs...
Tabi, kahverengi cücelerle çok meşgul değilseniz.
Um gangue de anãs.
Kısa boylu çete.
Tens um fraquinho por mulheres anãs?
Bir zaafın mı var cüce kadınlara?
O Jerry Springer hoje entrevista lésbicas anãs.
Jerry Springer'da bu gece minik lezbiyenler var. Yarın iş yerinde görüşürüz.
Hey, vocês, que'tão a fazer no nosso território, suas cambadas de cadelas anãs?
Sen siz, bizim bölgemizde ne işiniz var sizi ağlayan köpek orospuları?
Não, lamento, neste momento gosto das anãs.
Hayır, affedersin, şu anda küçük bir işim var.
Vou dizer-te exatamente onde quero chegar, Roy. Estou a dizer que devemos usar este curto período enquanto o Douglas está fora para produzir uma solução de spray pimenta para as mulheres anãs usarem aquela cena que eu dei ao Roy no outro dia.
Douglas'ın olmadığı bu kısa arayı Roy'a daha önce verdiklerimi kullanarak küçük kadınlar için bir biber gazı üretmek için, kullanalım diyorum.
- As anãs, mano.
- Cücelerde.
A minha mulher só contrata anãs.
Benim eşim sadece ucubeleri işe alır.
Apenas supernovas ou anãs brancas.
Süpernovalar ve beyaz cüceler vardır sadece.
Isto é uma festa de máscaras temática, não uma convenção de prostitutas anãs.
Bu bir kostümlü parti, cüce fahişeler toplantısı değil.
Hipernovas mortíferas, cometas gelados, planetas à deriva, anãs brancas, gigantes vermelhos, Terra.
Ölümcül hipernovalar, donmuş kuyrukluyıldızlar kavrulan gezegenler, beyaz cüceler, kızıl devler, Dünya...
São substituídas por anãs brancas, pulsares, buracos negros.
Yerlerine beyaz cüceler, pulsarlar, kara delikler gelecek.
Todas as rainhas anãs são infiéis.
Tüm cüce kraliçeler sadakatsiz.
Sequência principal, espectro K ou M, a maior parte anãs vermelhas.
Anakol, spektral K ve M, çoğunlukla kırmızı cüceler.
Mas as anãs vermelhas têm uma vantagem sobre as suas irmãs estelares muito mais luminosas e magníficas :
Kırmızı cücelerin çok daha parlak ve muhteşem yıldız kardeşlerine göre bir avantajı vardır.
Se sobrevivermos até ao futuro distante do Universo, então é possível imaginar os nossos descendentes distantes a construírem a sua civilização em torno de anãs vermelhas para captarem a energia dessas últimas brasas estelares a desvanecerem-se, tal como os nossos antepassados se aglomeravam ao redor de fogueiras
Olur da kainatın uzak geleceğine kadar yaşamayı başarabilirsek uzak gelecekteki atalarımızın sönmeye yüz tutmuş kalan son yıldız korlarından enerji elde etmek için medeniyetlerini kırmızı cüceler etrafında inşa ettiklerini hayal etmek mümkün. Tıpkı geçmişteki atalarımızın soğuk kış gecelerinde ısınmak için kamp ateşi çevresine toplandıkları gibi.
O brilho tênue das anãs brancas proporcionará a única iluminação num Universo escuro e vazio, repleto de estrelas mortas e buracos negros.
Beyaz cücelerin solgun parlaklığı, ölü yıldızlar ve kara deliklerin çöplüğe çevirdiği boş ve karanlık bir boşluğu aydınlatacak tek ışık olacak.
E no futuro distante do cosmos, um destino semelhante aguarda as anãs brancas que restarem.
Kainatın uzak geleceğinde arta kalan beyaz cüceleri benzer bir alın yazısı bekliyor.
Anãs brancas que se tornaram tão frias que mal emitem calor ou luz.
Çok soğuyan beyaz cüceler daha fazla ışık ve ısıyı yayamaz bile.
As anãs negras são bolas escuras, densas e em decaimento de matéria degenerada.
Kara cüceler karanlık, yok olmaya başlamış bozulmuş madde küreleridir.
Os seus átomos constituintes são de tal forma esmagados que as anãs negras são um milhão de vezes mais densas do que o nosso sol.
Kendilerini oluşturan atomlar çok şiddetli ezilir. Kara cüceler güneşimizden milyonlarca kat daha yoğundur.
As estrelas levam tanto tempo para chegar a este ponto, que passados quase 14 bilhões de anos, acreditamos que não existem atualmente quaisquer anãs negras no Universo.
Yıldızların bu noktaya ulaşması çok uzun zaman alır. Neredeyse 14 milyar yıl sonra kainatta hiç kara cücenin kalmayacağına inanıyoruz.
Assim como o ferro que compõe este navio acabará por enferrujar e ser levado pelos ventos do deserto, pensamos que a matéria do interior das anãs negras, a última matéria no Universo, acabará por evaporar e ser levada para o vazio na forma de radiação, deixando absolutamente nada para trás.
Bu gemiyi oluşturan demirin de bir gün çürüyüp çöl rüzgarları tarafından süpürüleceği gibi kainatta kalan son maddenin, kara cücelerin içindeki maddenin günün birinde buharlaşıp, arkasında neredeyse hiçbir şey bırakmayarak boşluğa radyasyon olarak dağılacağını düşünüyoruz.
Desaparecidas as anãs negras, não sobrará um único átomo de matéria.
Kara cüceler gittiğinde geriye tek bir atom bile kalmayacak.
Não há anãs.
Dişi cüce yoktur.
Uma pesquisa sobre anãs marrons, supernovas.
Ufak yıldız ve süpernovaları araştırdım.
Uma enorme forma em espiral com nuvens de gás em colapso, sistemas planetários condensados, supergigantes luminosas, sóis estáveis de meia-idade, gigantes vermelhas, anãs brancas, nebulosas planetárias, supernovas, estrelas de neutrões, pulsares,
Çöken gaz bulutlarıyla dev bir sarmal oluşumdaki yoğunlaşan gezegen sistemleri, ışıldayan süperdevler kararlı orta yaşlı güneşler, kırmızı devler, beyaz cüceler gezegensel bulutsular ( nebulalar ), süpernovalar nötron yıldızları, pulsarlar, kara delikler.
Vais ser tu a lutar comigo, Red, ou vais enviar o teu exército de anãs, de mulheres feias e velhas, na tua vez?
Benimle kendin savaş Red yoksa işlerini yapması için cüce ordunu göndermeye devam mı edeceksin?
Parecem uma Brigada de Anãs.
Çünkü oradakiler "Lolipop loncası" gibi tipler.
As anãs vermelhas são, de longe, as estrelas mais abundantes do cosmos.
Kırmızı cüceler, kozmosta en fazla bulunan yıldızlardır.
Ao contrário do Sol, que vai a meio da sua vida de 10 mil milhões de anos, as anãs vermelhas fornecerão luz e calor aos seus planetas durante biliões de anos.
10 milyar yıllık yaşam süresinin yarısına gelmiş olan Güneş'in aksine kırmızı cüceler, trilyonlarca yıl daha gezegenlerine ışık ve ısı sağlamaya devam edecektir.
A Branca de Neve e as suas anãs.
Pamuk Prenses ve kaltakları.
Existem apenas algumas centenas preguiças anãs no mundo.
Dünyada cüce tembelhayvanından sadece birkaç yüz tane var.
Toda a população mundial de preguiças anãs está isolada
Dünyanın bütün cüce tembelhayvan nüfusü
Arranje-me uma muito bizarra... tipo anãs siamesas com um bode. Estou pronto para mais uma.
- Bağlı Amigo kızlar.
E arranjávamos anãs para damas de honor.
Cüceler de nedimelerimiz olur.
Se não arranjar as anãs, fico mesmo chateada.
Yemin ederim eğer cüce bulamazsam çok üzüleceğim.
Não me posso casar sem anãs.
Cüceler olmadan bu düğünü yapamam.
Um spray pimenta de autodefesa para mulheres anãs também se encaixa nas minhas necessidades.
Küçük kadınlar için bir biber gazı benim amacıma da uygun.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]