English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ C ] / Candy bars

Candy bars translate Turkish

228 parallel translation
- A dozen candy bars.
- Bir düzine çubuk şekere.
And I kept eating the candy bars and waiting until he come out.
Çıkmasını beklerken de çikolataları yedim.
I expect the blasted things are mocked up as teddy bears or candy bars.
Bu patlayan şeyleri oyuncak ayı ya da çikolata formunda gönderdiklerini düşünüyorum.
You should lay off those candy bars.
Çikolata yemekten vazgeçsen iyi olur.
Now he's on candy bars.
Şimdi sadece karamela çubuğuna düşkün.
Betsy's mother sends her candy bars every week.
Betsy'nin annesi her hafta çeşitli şeker ve çikolata yollar.
His father would take him out, buy him candy bars.
Babası gezmeye götürür, şekerlemeler alırdı.
I've got some candy bars in my pocket.
Cebimde gofret var.
Candy bars, maybe.
Mesela şeker çubuklarına.
Cold beer and sarsparilla for the kiddies pretzels, candy bars, cold beer.
Soğuk bira ve çocuklar için yemişler gevrek çörekler, şekerler, soğuk bira.
Until you've gone through a village handing out candy bars to the kids And then you see your best buddie's legs blowed off by a mine... because the people you gave the candy bars to, forgot to tell you Charlie was in town
Çocuklara elinde şekerlemeler götürmek için bir köye doğru giderken en iyi dostunun bacaklarının bir mayınla havaya uçtuğunu görürsen, kendilerine şekerlemeler verdiğin insanların sana Charlie'nin kasabada olduğunu söylemeyi unuttuklarını öğrenirsen?
Oh, so, they're just like candy bars.
Oh, aa, yani şekere benziyorlar.
They're exactly like candy bars.
Aynen, aynı şeker gibiler.
They had concession stands... and they would sell, uh, magazines... and candy bars and sodas and —
Özel kompartımanlar vardı ve şey satarlardı... aaa, dergiler... ve şekerler... gazozlar ve...
General, what we want to do is to print, "I shall return"... on candy bars, matchbooks, chewing gum, sewing kits and pencils, and drop them on the Philippines to boost morale.
General, yapmak istediğimiz şey "Geri döneceğim," yazısını çubuk şekerlerin, kibrit kutularının, sakızların dikiş setlerinin ve kalemlerin üzerine bastırıp bunları moral vermek için Filipinlere bırakmak.
We'll just eat our candy bars... and tell a few jokes.
Sadece gofret yiyeceğiz... ve biraz şaka yapacağız.
Charlie, what do you do for fun besides steal candy bars? Huh?
Charlie, eğlenmek için şeker çalmaktan başka ne yaparsın?
I am sorry for your young man in the States but if you showed him what he saved monthly on candy bars and cigarettes not to mention lipstick and shampoo, his disappointment would be tempered.
Amerika'daki genç beyiniz için üzgünüm ama ona aylık şeker ve sigara giderinden, ruj ve şampuan da cabası, ne kadar tasarruf ettiğini gösterirseniz, üzüntüsü hafifleyecektir.
Grandpa, did you eat all these candy bars today?
Büyükbaba bu şekerlemelerin hepsini bugün mü yedin?
- Got anything to eat? Youse got any candy bars, peanuts...
- Bana yiyecek bir şey verin.
I hide candy bars all over the house.
Şekerleri evin her köşesine saklıyorum.
Get it? Candy bars.
Anladın mı?
Kaplan's CIA candy bars shot the entire operation.
Kaplan'ın CIA şekerleri operasyonu batırdı.
So Hudson Hawk is not willingly working for the Mayflowers, but Kaplan and the candy bars are.
Hudson Hawk Mayflower'lara isteyerek iş yapmıyor ama, - Ama Kaplan ve şekerler yapıyor.
Kaplan and the candy bars were seen boarding a plane.
Kaplan ve şekerler uçağa binerken görüldü.
Mr. Harvey, like your candy bars, you are completely nuts.
Bay Harvey, siz de şekerleriniz gibi çatlak mısınız?
Yes, but if all of our divisions are doing record-breaking business how come Rich candy bars are down 12 percent?
Evet, ama bütün bölümlerimiz rekor kıracak derecede çalışıyorlar sen nasıl Rich Çubuklarının % 12 düştüğünü zannediyorsun?
Will you lay off the fuckin'candy bars?
Şekerleme yemeyi bırakır mısın?
Is that why you have all those candy bars in your desk.
O yüzden mi bütün o şekerlemeler senin masanda.
That's the way these society types eat their candy bars.
Sosyete takımı çikolatalarını böyle yerler.
- He already stole some candy bars.
- Bir kaç tane şeker çaldı bile.
You could put candy bars in the freezer.
Buzluğa şekerleme de koyabilirsin.
Oh, word. Candy bars.
Oh, şeker parçacıkları.
You go to the store and buy those little candy bars in the bag, and before you know it, the whole bag is empty.
Markete gidip, bir paket çubuk şeker alırsınız ve anlayamadan, paket boşalıverir.
With the candy bars and shit... It's just that you might be making beds in a burning house.
Çikolata falan vermek, kaçan treni kovalamak gibi bir şey.
- Sneakin'candy bars.
- Gizlice çukulata yemek.
That's one of our top-selling candy bars.
En çok satan çikolatalardan biri.
candy bars... -... for honest, hardworking Americans.
Dürüst ve çalışkan Amerikalılar için çikolata.
Louis gave it up for candy bars!
Louis, gazoz versen verirdi!
Candy bars.
Çikolata!
And because I just bought 20 coco-rific candy bars.
Ayrıca, az önce senden Hindistan cevizli yirmi çikolata aldım.
Candy bars, crossword puzzles...
Çikolatalar, bulmacalar...
I've spent the last hour preparing 10 candy bars with no wrappers or identification of any kind for him to select from.
Son bir saatimi on farklı çikolatayı hazırlamakla geçirdim. Hiçbirinin ambalajı yok. Hangi çikolata olduğunu anlaması imkânsız.
I couldn't get all different candy bars anyway.
Ayrıca farklı çikolata da bulamamıştım.
Oh, well, we do have some low-salt candy bars... and some reduced-fat soda.
Elimizde birazcık tuzsuz çubuk kraker ile bir kaç diyet kola olması lazımdı.
So will you buy some of our candy bars to help him out?
O zaman şekerlemelerimizden biraz alıp ona yardım eder misiniz?
Mr. Loaf, we are selling candy bars for our dying friend.
Bay Loaf, biz ölmekte olan arkadaşımız için şekerleme satıyoruz.
We went to a bunch of rock stars'n sold them candy bars to raise the money you needed.
Birkaç rak yıldızını ziyaret edip onlara şekerleme satarak sana para bulduk.
- But those candy bars are all squished and melted.
- Ama çikolatalar ezilmiş ve erimiş.
- Two candy bars, please.
- Bir fincan kahve alacağım.
You couldn't eat six bars of candy now that you're a mouse.
Altı tane çikolata yiyemezsin, zira artık bir faresin.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]