English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ D ] / Doozy

Doozy translate Turkish

199 parallel translation
Let's have a real doozy, Suzie.
Olağanüstü bir şey sun bize, Suzie.
You've got yourself a real doozy this time, Lieutenant.
Kendine bu defa bir şöhret bulmuşsun Teğmen.
You mean a "doozy"?
- Şöhret lafını mı?
Well, a doozy, in this case, is a celebrity.
Şöhret derken, ünlü bir adam diyorum.
- Oh, that's a doozy.
- Az rastlanan bir isim.
You'll spoil your appetite. They're going to set a doozy of a table.
İştahınız kesilir, birazdan harika yemek var.
Well, if he tried to walk across, the first step is a doozy.
Eğer karşıya geçmeye çalıştıysa ilk adım epey zor olmuştur.
Five bucks says he does, ten says it's a doozy.
Beş papel vardır, on papel şaşırtıcı bir şeydir.
Now we just got to finish it off with a real doozy.
Şimdi sağlam bir cümleyle bitirmemiz lazım.
I had a real doozy last night.
Dün gece çok tuhaf bir tane gördüm.
As mistakes go, this was a doozy.
Hataları saymazsak, her şey mükemmeldi.
That little doozy's been a Simpson trademark for generations.
Bu küçük numara nesillerdir bir Simpson markasıdır.
Wait till I show the guys at work this little doozy.
Bu küçük numarayı işyerindeki çocuklara, gösterene kadar bekle.
A doozy.
Çatlıyor.
Bet they put together a really doozy when they're done, huh? I can't imagine who's going to want to hear somebody talk for an hour. But I guess they know what they're doing.
Doğu Timor'da aslında neler olduğu... konusunda kamuoyu oluşturmak istiyorduk.
It's a doozy!
Cesur olmalı!
Heard you had yourself a doozy down at Cambridge today.
Bugün Cambridge'te kahraman olduğunu işittim.
It should be quite a doozy.
Oldukça sersemletici olmalı
This one is a real doozy.
Bu sefer bildiğin gibi değil.
I had a doozy myself last night.
Doğrusu dün akşam biraz içtim.
That was a doozy.
Olağanüstüydü.
- That was a real doozy, wasn't it, Sarge.
Sonuç harika, değil mi, Çavuş?
Oh, boy, that's a doozy of a party.
Anladım. Eğlencenin dozunu fazla kaçırdın.
I got a paper cut that's a doozy.
Kolumu kağıt kesti.
- This next date is what we man-pimps call a doozy.
- Bir sonraki iş biz pezevenklerin doozy dediği türden.
Isn't she a doozy? Hi.
Ne harika biri, değil mi?
It was a doozy.
O sersemin teki.
Mom kills most germs on contact but when one does get through, it's a doozy.
Annem birçok mikrobu ilk temasta öldürür ama bir tanesi kurtulmayı başarırsa, o eşsizdir.
Boy, she sure is a doozy.
Evet harika bir şey.
Yowza, that's a doozy.
İç bulandırıcı.
Can't let this little doozy get out.
Bunun ortaya çıkmasına izin veremem.
- That was a doozy, wasn't it?
- Sıra dışıydı değil mi?
- Root canal. It's a doozy.
- Kanal tedavisi, müthişti.
Oh, I've seen a lot, but this one's a real doozy.
Çok vaka gördüm, ama bu seferki gerçekten tuhaf.
As long as we're talking long shots, I got a real doozy for you, folks.
Şansı düşük atlara gelince, sıradışı bir tanesini anlatayım.
It's a doozy!
Bulması zordur!
It was a doozy.
Az bulunur hata.
- You missed a doozy. Really great stuff.
- Çok güzel şeyler kaçırdın.
It's a doozy.
Aptalca bir şey.
What do you think he meant by, "Whoopsy doozy"? Not here.
sence "oops" ne anlama geliyor burada değil.
I got a feeling whatever bug Eva's chasing, it must be a doozy.
İçimdeki ses diyor ki, Eva'nın peşinde olduğu şey, çok önemli bir şey olmalı.
What a doozy, huh?
Ne garipti ya.
Sure, every once in a while, you run into a doozy... that you don't think you could ever solve in a million years... but if you stick with it, you figure it out.
İzinden gitmek hiç de kolay değil. Bize veda edemeden öldürülmüştü.
Well, based on my limited experience with mind-altering drugs, this one must have been a doozy.
Zihin değiştiren ilaçlarla ilgili sınırlı tecrübeme göre bu ilaç çok etkili olmalı.
Well, it must've been a doozy.
Sızıp kalmış olmalısın.
Whoo-wee, What a doozy, folks!
Vay be, ne oyun oluyor, baylar bayanlar!
- That's a doozy.
Bu bir antibiyotik.
I got a doozy of a two-sie!
Altıma etmek üzereyim!
Doozy of a headache, but I'll be fine.
Çok fazla baş ağrım var, ama iyileşeceğim.
Boy, that's a doozy.
Evlat, adam sersemledi.
I've got a doozy for you, up in North Hastings.
North Mastings'de.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]