English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ H ] / Heavier

Heavier translate Turkish

850 parallel translation
I say, Smith... you couldn't find any heavier handcuffs?
Baksana, Smith daha ağır kelepçe bulamadın mı?
Ought to put a heavier ball on there.
Oraya daha ağır bir top koymalı.
The Germans'armor is heavier.
Cermenlerin zırhları daha ağırdır.
I'll wait till the air is heavier.
Yavaşlamasını bekleyeceğim.
They're heavier than stones.
Taştan daha ağır.
Those logs are heavier than you'd think.
Bu kütükler senin tahmin ettiğinden daha ağırdır.
And he's under a heavier attack from the French!
Ve o ağır Fransız saldırısı altında!
Luckily, my sleep was heavier than their blows, and I fled them in my sleep.
Çok şükür ki, uykum onların yumruklarından daha ağırdı böylece uykumda onlardan kaçabildim.
The hoe gets heavier every minute.
Çapalama işi her geçen dakika daha ağırlaşıyor.
It is heavier than a bucket of soup and a basket of bread.
Bir kazan çorbadan ya da bir sepet ekmekten daha ağırdır.
Except for the hair being a little lighter and the eyebrows heavier, it's Roy.
Parlak saçları ve kalın kaşları dışında bu Roy'un ta kendisi.
I come down here with the sole and only purpose. Of assisting you to return home. Lighter in heart, but heavier in pocket.
Sırf gönlünüz ferah ve cebiniz para dolu eve dönmenizi sağlamak için buraya geldim.
Heavier screws.
Dağa ağır pervaneler.
I wish it was a little heavier one.
Umarım biraz pahalı bir şeydir.
This California dew is just a little heavier than usual.
Bu California yağmuru alışılmıştan biraz daha ağır.
- We've gotta get a heavier rope.
- Bize daha sağlam bir ip lazım
As to Martians, our heavier air would oppress them.
Bizim atmosferimiz Marslılara ağır gelir.
A little heavier in the shoulders, huh?
Omuzların ağrıyor değil mi?
I haven't lifted anything heavier than a whisky bottle in years, but loan me a gun.
Yıllardır bir vişki şişesinden daha ağır birşey kaldırmamıştım, bana bir silah ödünç verin.
If you help, then afterward other thing gets heavier.
Yardım edersen, sonrasında diğerleri ağır gelmeye başlar.
Listen 1 0 minutes ago, I offered to shoot him to spare him the agony of the heavier sentence, release.
Dinleyin 10 dakika önce, onu vurmayı teklif ettim. Daha ağır bir cezanın, tahliyenin acısından kurtarmak için.
- I weigh it lightly, were it heavier.
- Ya, demek hafif şeyler verirsiniz.
Heavier it is, happier I am.
Ne kadar ağır olursa, o kadar mutlu olurum.
Much heavier than mine!
Ama bunun kadar yaşı yok.
It's heavier than I thought.
Bunlar düşündüğümden daha ağırmış.
The less they moved about the heavier they would become and the more marketable.
Fakat hiçbir şey söylemediler. Çok teşekkür ederim, Bay Williams. Benim için bir zevkti.
- This ammo's getting heavier.
- Ya mühimmat ağırlaşıyor ya da ben güçsüzleştim.
Use a heavier one before you wipe out half the population.
Nüfusun yarısını öldürmeden önce daha ağır bir tane kullan.
- A heavier than air ship.
- Havadan daha ağır bir gemi?
I told you we had to have a heavier rope!
Daha sağlam bir ip gerektiğini söylemiştim sana.
You'll get heavier and Thomna will get bigger in certain places, especially.
Sen kilo alırsın, Thomna irileşir bazı yerleri, özellikle.
I suspect it was somewhat heavier than I...
düşündüğümden çok daha ağırmış.
You're heavier than you look, mister.
Göründüğünüzden daha ağırsınız Bayım.
You indulge in rich food, hold nothing heavier than chopsticks.
Yağlı yiyeceklere düşkünsünüz, yemek çubuğundan başka bir şey kaldırmıyorsunuz.
They'll shoot back with something heavier.
Daha sert bir şeyle vuracaklar.
It's a liquid with a heavier hydrogen structure than ordinary water.
Bildiğimiz suyun aksine daha ağır hidrojen yapısı olan bir sıvı.
You saw my keloid and that's what's heavier than anything.
Keloidimi gördün, bu her şeyden daha zor benim için.
This weight was probably a fraction heavier than it's supposed to be.
Muhtemelen bu ağırlık aslından biraz daha fazla çekiyordu.
and they lead to here, only heavier.
Ve izler buraya çıkıyor. Sadece daha ağırlar.
Your eyelids are getting heavier and heavier.
Göz kapakların gittikçe ağırlaşıyor.
How's it going in Noilly? Heavier resistance than we expected.
Direniş beklediğimizden daha güçlü.
Oh, Miss Howe, if you don't feel up to the heavier fare, perhaps you'd like to try some of our fresh garden greens.
Bayan Howe ağır yemekleri canınız istemiyorsa bahçemizin taze yeşilliklerini deneyebilirsiniz.
They mustn't look any heavier than the others.
Diğerlerinden ağır görünmemeliler.
Heavier than anything we've got, Jack. American jeep coming in, sir.
Sahip olduğumuz her şeyden daha ağır, Jack.
Seems heavier on the starboard bow.
Sancak tarafından daha kalınca gibi duruyor.
But each year they get a little heavier.
Her geçen sene ağırlaşmaktalar.
- If I had legs I would be even heavier.
- Ayaklarım olsaydı daha da ağır olurdum.
And I think it's getting heavier by the second!
Yalnız benim ki yana yatan cinsinden değil... Gir şunun içine.
Might not be a bad day for it, if the air is damp, heavier.
Hava nemli ve ağırsa belki de kötü bir gün olmaz.
The damn thing is heavier than Kelsey's burgers.
Bu kahrolası şey Kelsey'nin hamburgerlerinden ağır.
It's heavier than it looks.
Göründüğünden daha ağırmış.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]