English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ H ] / Hums

Hums translate Turkish

125 parallel translation
My head hums like a swarm of bees.
Başım arı sürüsü gibi uğulduyor.
So help me. [Hums]
And olsun.
ere the bat hath flown his cloister'd flight, ere to black Hecate's summons the shard-borne beetle with his drowsy hums hath rung night's yawning peal, there shall be done a deed of dreadful note.
Yarasa fır dönmeye başlamadan dehlizinde, gübre böceği, Kara Hekate'nin emrine uyup, sağır sesiyle, uyku serpmeden karanlığa, yaman bir iş görülecek dünyada.
And sometimes you think that the wind gets in the wires and hums and listens and talks.
Bazen rüzgâr, sanki seninle konuşuyormuş gibi gelir.
Maybe it's the way the sun hums on the telephone wires.
Belki de güneşin telefon tellerinde mırıldanması gibidir.
( Hums British Grenadiers )
( İngiliz marşı mırıldanıyor )
[ENGINE HUMS] That's it. Now.
İşte bu.
( ♪ Hums tune )
( Hums tune )
Doctor, you er... ( Dr Who hums ) Er...
Şey...
Ere the bat hath flown his cloistered flight ere to black Hecate's summons the shard-borne beetle with his drowsy hums hath rung night's yawning peal there shall be done a deed of dreadful note.
Yarasa karanlıklar içinde uçmadan kara böcek, Hecate'nin çağrısıyla uyku veren kanat sesiyle uyku çanlarını çalmadan korkunç bir iş yapılmış olacak.
Later, in the house of pleasure, one of the girls hums the nursery rhyme.
Sonra, zevk evinde, kızlardan biri çocuk şiiri mırıldanır.
The forest wind hums
# Ormanın rüzgarı uğuldayarak
- What is this, Mission : Impossible? - ( Matt hums theme )
Nedir bu, Görevimiz Tehlike'mi?
Yeah, well, all his mates were French. ( LISTER HUMS ) Aaaaaaah!
Elbette der.. onun tüm arkadaşları Fransızdı.
( HUMS ) Like that?
Böyle mi?
He hums all the time.
- O sürekli mırıldanır.
Hums?
- Mırıldanır mı?
You know, when he hums, the hair in his ears moves in and out like a child's party favour.
Mırıldandığında kulak kılların çocukların parti düdükleri gibi içeri dışarı hareket ediyor.
"[Pitch Pipe Hums ] [ Harmonizing]" Hello "
* * Merhaba * *
Oh, I hate birds! ( Hums )
Kuşlardan nefret ediyorum!
( kettle hums )
Evet, aç.
- It hums. I can hear it.
Duyabiliyorum.
You know, Langhorne kind of, I don't know, hums.
Sanki Langhorne, bir çeşit mırıltı çıkarıyor.
- [Motor Hums] - "Dear Bart... " I came to this country hoping to share the American dream.
" Sevgili Bart Amerikan rüyasını yaşamak için bu ülkeye geldim.
( Hums ) So, yeah, so... ln America the Native American situation and slavery didn't do very well.
Yani, evet... Amerika'da Amerikan Yerlileri sorunu ve kölelikte... pek başarılı değildiniz.
[PRINTER HUMS]
[YAZICI VIZILDAR]
[Ends ] - Okay, that's it, [ Hums]
Tamam, hadi bakalım.
# # [Hums] For the next three hours, this bear will take your verbal and physical abuse... with good nature and aplomb.
Sonraki üç saatte, bu ayı sizin tüm sözel ve fiziksel tacizinize uysal bir şekilde katlanacaktır.
[HUMS]
[VIZILDANIR]
[BENDER HUMS]
[BENDER MIRILDANIR]
It hums.
Vızıldıyor.
His penis hums.
Penisi vızıldıyor.
No sound at all during the day, but it hums at night.
Gündüz burası çok sessiz olur. Ama geceleyin sürekli bir şekilde mırıldanıyor.
[HUMS] I'M SORRY, I'VE BEEN HOGGING THESE.
Özür dilerim, bunları kendime saklıyorum.
We call him "Hums while He Pees."
Biz "işerken mırıldanan" diyoruz.
Hey, you guys, "Hums while He Pees" just asked me out.
Çocuklar, "işerken mırıldanan" az önce bana çıkma teklif etti.
You know, he hums when he pees.
İşerken mırıldanıyor, biliyor musun?
You know, he hums while he does other stuff too.
Biliyor musun? Başka şeyler yaparken de mırıldanıyordu.
I bring some guy home, and he might not be the guy... but then she gets all attached to him, and then all of a sudden I decide... that I don't like the way he eats, or he hums incessantly...
Eve birini getirebilirim ve o istediğim kişi olmayabilir ama sonra ona çok bağlanır ve sonra aniden yemek yeme şeklini. devamlı homurdanmasından hoşlanmadığıma karar veririm...
And he hums.
Ve mırıldanıyor.
( hums )
( mırıldanır )
* * The busy bee hums as he flies * *
* * O uçarken çalisan arilar vizildar * *
" hums the underconsciousness.
"Bilinç kaybının gürültüsü".
[HOMER HUMS] You're the first one here.
Buraya gelen ilk kişisin.
"I love you" hums the April breeze
Seni seviyorum, Diye uğulduyor nisan meltemi.
hums the April breeze
Uğulduyor nisan meltemi.
[hums] Oh, no, no.
Oh, hayır, hayır, yine olamaz.
( Greg hums a saxophone solo )
- Boşver. - Gidelim.
- No, it hums.
- Hayır, vızıldıyor.
Hiya. ( Hums )
Merhaba Jack.
Hiya. ( Hums )
Merhaba.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]