English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ R ] / Remedies

Remedies translate Turkish

199 parallel translation
" how long it lasts or what the remedies are,
Ne kadar sürer yada çaresi nedir bilmiyorum.
Brushes for babies Remedies for rabies I'm not a fast talker Just a street hawker
Bebekler için fırça Al hepsinden bolca Öyle boş konuşmaz ağzım Sade bir işportacıyım
Dr Lavignac came that afternoon... to dispense enlightened but, alas, useless remedies.
Dr Lavignac o öğlen modern ama faydasız tetkikler yapmak üzere gelmişti.
It's hard to tell about these so-called natural remedies.
Doğal tedavi denilen bu şeyleri açıklamak çok zor.
You and your patent medicine remedies.
Siz ve hazır çözüm yöntemleriniz.
I don't want any of your homemade remedies.
Senin reçetelerine ihtiyacım yok.
We got all kinds of nostrums and remedies.
Bizde her türlü kocakarı ilacı ve deva vardır.
Have you read advertisements of secret remedies?
Gizli tedavi yöntemleri hakkındaki reklamları hiç okumadın mı?
Have you ever thought of selling your bird remedies?
Hazırladığınız ilaçları satmayı hiç düşündünüz mü?
So as not to neglect the various dangers caused by air pollution, nor the remedies modern science may have to offer... we've invited a specialist on air pollution,
Ne hava kirliliğinin neden olduğu tehlikeleri... ne de bilimin bize sunduğu ilaçların kirliklerini göz ardı ediyoruz... Hava kirliliği üzerine okumuş bir uzman getirttik.
I prefer natural remedies.
Ama ben doğal yöntemleri tercih ederim.
I may add there are proper judicial remedies for such abuses.
Ayrıca, bu tür suistimaller için uygun hukuki yollar var.
My remedies work well for others.
Yine de uyuyamadım.
My remedies require I know what kind of man he is.
Tedavilerim onun nasıl bir insan olduğunu bilmemi gerektiriyor.
But there are remedies. Your Eumolpus will find a cure.
Senin Eumolpius'un seni iyileştirecektir.
Water, remedies, flour?
Su, ilaç, un?
Are rest and nourishment not weak remedies... for the continual illness that torments us?
Her geçen yila birlikte ne kadar çok sey kaybettigimizi görmememiz mümkün mü? "
they indicated specific remedies for poverty and remedies for this... evil of labor which has tormented humanity as long as it has existed.
Yoksulluga ve ilk günlerinden bu yana insanliga eziyet eden emek belasi için tavsiyeler veriliyordu. "
There are remedies for this sort of nervousness, as it is called.
Bu tür sinirlilik için böyle adlandırılan çareler var.
Violent disorders call for violent remedies
# Radikal sorunlar, radikal çözümler gerektirir.
I must say, it seems to me that it's gone beyond remedies like passive resistance.
İtiraf edeyim, bence durum pasif direniş gibi çarelerin ötesine geçti.
One should realize, that thanks to hibernation, many people who are incurably ill today, may be transferred into times, when there will be already remedies for their diseases.
Herkes bilmeli ki, hibernasyon sayesinde bugün tedavi edilemeyen hastalar uyutulup hastalıklarının, tedavisinin olduğu başka zamanlarda uyandırılabilecekler.
The graveyards are full of your "tried and tested remedies."
Mezarlıklar denenmiş tedavinle dolu.
" But before enforcing remedies...
" Fakat yasal yollara başvurmadan önce...
Half my childhood I spent in the carpathian mountains, where all the tales passed, along with the remedies.
Çocukluğumu Karpatlar'ın kuşaktan kuşağa geçen tıbbi tedavilerin yaygın olduğu köylerde geçirdim.
Did your mother teach you any home remedies?
İyi gelecek bir ilaç biliyor musun?
She was wondering why you haven't used organic remedies sooner.
Organik tedavi yollarını neden daha önce denemediğini merak ediyordu.
New remedies.
Bu yeni tedaviler demek.
I don't need earthly remedies.
Benim ihtiyacım olan dünyevi ilaçlar değil.
And not for four years, but some remedies work across species.
Dört yıl daha değilim, ama bazı ilaçlar bazı farklı türlerde aynı işe yarıyor.
I really don't need any more home remedies.
Gerçekten kocakarı ilaçlarına ihtiyacım yok.
You and your home remedies!
Sen ve senin şu kocakarı ilaçların!
But all you need is a woman to feed you well and give you some of the herbal remedies I ´ ve mentioned.
İhtiyacın olan tek şey sana bakacak ve sana bitkisel yemekler yapacak bir kadın.
Her remedies often included words of advice as well as medicinal teas and often they were just as bitter-tasting.
Tedavileri, bitki çayları kadar tavsiyeler de içerirdi pek çoğu da aynı acılıktaydı.
The fires of frustration and discord are burning in every city, North and South where legal remedies are not at hand.
Kuzeyde ve güneyde, her şehirde, yasal çözümlerin uygulanmadığı yerlerde, öfke ve anlaşmazlık ateşleri yanıyor.
"Study Addressed to the Regent... Concerning Epidemics in the Dombes and Suggested Remedies"
"Krallık Vekiline Dombes'daki Salgın Hastalıklar ve Tedavi Önerileri Üzerine Bir Çalışma".
Both our remedies within thy help and holy physic lies.
İyileşmesi ikimizin senin hekimliğine bağlı.
THEY PROBABLY HAVE HERBAL REMEDIES WITH THEM.
Muhtemelen yanlarında bitkisel ilaç vardır.
Society will have appropriate remedies at its disposal such as deportation.
Toplum sorunu çözebilecek sürgün gibi çözüm yollarına sahip olacak.
It's one of Moogie's home remedies.
Bu Moogie'nin ev ilaçlarından biri.
There are remedies here.
Bir çare bulacağız.
Many are almost as skillful as the Kallawaya with herbal remedies.
Pek çoğu bitkisel tedavilerde Kallawaya kadar beceriklidir.
Most folk remedies and medicinal cures used by the Koboklos come from the Indians.
Kobokolar tarafından kullanılan pek çok ilaç ve tedavi Kızılderili'lerden geliyor.
They are a large tribe, known for herbal remedies.
Geniş ve bitkisel tedavileriyle tanınan bir kabile.
Remedies, bandages.
Sargılarımı değiştiriyorlar. Bunu kullanabilir miyim?
Just simple mountain remedies us highfalutin immunologists never would have thought of.
Biz uzmanların hiç aklına gelmeyen doğal bir ilaç.
Remedies...
İlaç formülleri...
Her people moved with the North Wind... from village to village... dispensing ancient remedies... never settling down.
İnsanları Kuzey rüzgarlarıyla birlikte kasabadan kasabaya dolaşıp eski ilaçları dağıtırlardı. Asla yerleşmezlerdi.
Mother and daughter... were fated to wander from village to village... dispensing ancient cacao remedies... traveling with the wind.
Anne ve kızı kasabadan kasabaya gezmeye yazgılıydı. Eski kakao ilaçlarını dağıtıp rüzgarla birlikte seyahat ediyorlardı.
So I'm not into the traditional remedies.
Geleneksel yöntem kullanmıyorum.
What are your remedies?
Bunlar ilaçların mı?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]