English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ S ] / Swag

Swag translate Turkish

309 parallel translation
"We'll split the swag if you'll help."
"Bize yardım edersen ganimeti paylaşırız."
You needn't swag just because you were talking Latin last term.
Geçen dönem Latince konuştun diye hava atman gerekmez
'The Swag Man'but you're playing it all wrong.
'The Swag Man'fakat tamamıyla yanlış çalıyorsun.
It's all arranged about bringing off the swag?
O zaman nasıl olacağını konuşalım.
Mikhail Ivanovich, you've got to strike the iron when you're close to the swag.
Mihail İvanoviç, Kıtlık yaklaşıyorsa yollar çoğalır.
We must strike the iron when we're close to the swag.
Kıtlığa yaklaşıyorsak yollarımız çoğalır..
Ah, this should suit. Item - one black face mask, one black flat cap, a striped jersey and a bag marked "swag."
Bir siyah yüz maskesi, bir siyah düz başlık çizgili bir kazak ile "Çalıntı mal" damgalı çanta.
Your father's always got a few grand swag money in his pocket.
Babanın sotede hep bir kaç kuruşu olur.
THEY'RE LOOKING TO BUY A TON OF SWAG AND SHIP IT OUT OF HERE IN BOXCARS.
bir ton çalıntı malı satın alıp kamyonlarla götürme arayışları içindeler.
It's swag, so I got it down on the corner.
Çalıntı mal, o yüzden köşeye koydum.
Swag!
Swag!
Maybe you better tell me where the swag is, in case I have to bribe somebody.
Belki rüşvet vermem gerekir diye, ganimetin nerde olduğunu söyleyebilirsin.
Make a fair old swag of violins, too, wouldn't it?
Bir kaç çift de güzel keman yapılabilir onlardan, değil mi?
Swag moss...
Swag Moss...
It's the swag they put in it that kills you, John.
Eğer bunun içine başka mal koyarsan kuyruğu titretirsin John.
Got the swag, kept the money.
Malı aldık, para bizde.
Yeah, it's a big bag with "swag" written right across it.
Evet, üzerinde "Ganimet" yazan büyük bir çantam var.
Can't we swag a fax machine and get it to this guy?
BÜYÜK BİR SORUNUMUZ VAR. Bu herife ulaşmak için bir faks çalmamız gerekmediğine emin misin?
She bugged and tossed some pricey swag of his in the river.
Babasının servet değerindeki bir eşyasını nehre atmış.
I think she actually preferred the Swag Collection.
O genelde Swag Koleksiyonu'nu tercih eder.
I don't like the Swag Collection.
Ben Swag Koleksiyonu'nu sevmem.
This is the first swag your father and I ever stole together.
Bu babanla beraber çaldığımız ilk maldı.
Because we need to connect the timeline to the rapes so that your husband won't be able to duck by claiming that he purchased swag from some guy on Canal Street.
Böylece kocanız o takıları Kanal Caddesi'ndeki birinden aldığını söyleyemeyecek.
He said nice swag, and where's his end?
Malı beğendi ve payım nerede dedi?
Tony, Silvio Dante. We'd do Mickey Mouse scores, moving pot... swag, bullshit stuff.
Miki Fare işleri yapardık, küçük soygunlar, esrar satışı çalıntı eşya.
We'd do Mickey Mouse scores, you know, moving pot swag. Bullshit stuff.
Miki Fare işleri yapardık, küçük soygunlar, esrar satışı çalıntı eşya.
You generally pick up a swag and if the cops came along you really got a show.
Bir şeyler çaldıysan ve polislerde onun üstüne geldiyse o zaman iyi bir şov izlersin.
I like a man who's willing to burn for his swag.
Arzusu için ganimetini yakan adamı severim.
I thought that the SWAG energy converter-type armor that makes use of the over-technology is as hard as a tank? But you're going to pilot it.
Yeni teknolojiyle geliştirilen SWAG enerji dönüştürücü-tipi zırhların tank kadar sağlam olduğunu düşünüyorum.
They're eking a living doing hits, running swag.
Onlar infaz ve soygun yaparak para kazanıyordu.
I'm gonna spend eternity alone with barely any swag. Ooh!
Koca evrende işe yaramaz çalıntı mallarla yalnız kaldım.
Me holds are bursting'with swag.
Gemim ganimet dolu.
- Ten years of hoarding swag.
- On yıldır ganimet topluyoruz.
I need the swag Billy brought over. I want to buy it all back.
Billy'nin getirdiği mala ihtiyacım var.
You mean like with a swag and all?
Çiçeklerle dolu güzel bir yer?
And thanks for all the fancy swag.
Ve tüm bu hoş ganimetler için teşekkürler.
It is swag, isn't it?
Bu eşantiyon sayılır, değil mi?
Yes, from Philly, deals in swag.
Biliyorum. Philly'den. Yasa dışı mal alıp satıyor.
Oh, please. Writing for Vogue, they give you tons of swag.
Lütfen, Vouge'da yazdığım zaman, bunlardan tonlarca veriyorlar
They don't bring losers to the swag pot!
Kaybedenlere ganimet yok!
PERKS! SWAG! START WOOING ME.
Beni baştan çıkarmaya başlayın.
I got a tip from a cruiser last night about a guy sneaking swag into the state pen.
Dün akşam bir bilgi aldım hapishaneye kaçak mal sokuyorlarmış.
You mentioned you might need someone to run the swag airbags.
Arabalardaki airbag işini yürütecek birine ihtiyacın olduğunu söylemiştin.
It needs a little swag.
Biraz süslenmeye ihtiyacı var.
Trust me. Giving Mrs. Alderman this much free swag will leave me impression I'm ready to marry her daughter.
Bayan Alderman'a bu kadar bedava dekor eşyası vererek kızıyla evlenebileceğim kadar etki bırakırım.
We're talking free swag, VIP parties, crashing your world tour.
Havadan gelen paradan bahsediyoruz, VIP partileri, senin dünya turuna takılmak.
Thanks for getting my ship back... and for not helping yourselves to the swag in the ships hidden compartments.
Gemimi aldığınız için teşekkürler ve tabi gizli bölümlerini karıştırmadığınız için de.
"The Transformative Moment". It'll swag the bookstores.
"Dönüşüm Zamanı" Kitap dükkanlarını altüst edecek.
right. i scored some major swag.
Doğru. Birkaç kapkaç çaktım.
Well, your full line of vineyard swag should keep you toasty.
- Vineyard dekorun seni sıcak tutmalı. - Evet, bunlar çok adiymiş.
- Make a fair old swag of violins, too.
"Bir kaç çift de güzel keman yapılabilir onlardan, değil mi?"

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]