English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ T ] / That's not going to happen

That's not going to happen translate Turkish

517 parallel translation
That's not going to happen to us.
Bize öyle olmayacak.
And you are going to show me shadows of things that have not yet happened, but will happen?
Sen de bana henüz yaşanmamış ama yaşanacak olan gölgeleri mi göstereceksin?
And that's not going to happen to you.
Sen aynı şeyi yaşamayacaksın.
Not that anything's going to happen.
Bir şey olacağından değil.
That's not going to happen here!
Burada öyle olmayacak!
You can rest assured that's not going to happen with me.
Meraklanmayın, böyle bir şey benim başıma gelmeyecek.
That's not going to happen.
Bu olmayacak.
Sometimes I think that it's just not going to happen.
Bazen hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini düşünüyorum.
That's not going to happen for years.
Bu yıllarca olmayacak.
He's trying to shut me down and I'm not going to let that happen.
Beni yok etmeye çalışıyor ve buna izin vermeyeceğim.
But to me that I am not going to happen.
Ama bana aynısı olmayacak.
But I guess that's not going to happen.
Ama sanırım bu olmayacak.
that's not going to happen, so... well, i'll call charlene.
Ve...
That's not going to happen anyway.
Zaten bu gerçekleşmeyecek.
Well, that's not going to happen now.
Neyse, bunlar artık olamayacak.
You must think that I'm an idiot and maybe I am but... it's not going to happen.
Salak olduğumu düşünüyorsundur, belkide öyleyim ama... Olmayacak.
That's not going to happen to me.
Ama benim sonum böyle olmayacak.
No, that's not going to happen, Jude.
Hayır, öyle bir şey olmaz Jude.
That's not going to happen.
- Bu asla olmayacak.
"That's not going to happen."
- "Bu asla olmayacak."
I'm not convinced that's going to happen.
- Bunun olacağına inanmıyorum.
But that's not going to happen right now.
Ama bu şey, şu anda olmayacak.
That's not going to happen, is it?
Bu olmayacak değil mi?
It's not as if I've seen everything that's going to happen over the next six years.
Gelecek altı yıl içinde gördüğüm şeyler, bana hiçte rüya gibi gelmediler.
Not that it's going to happen anytime soon.
Ama bu hemen olacak anlamına gelmez ki.
That's not going to happen, Jason.
Öyle bir şey olmayacak, Jason.
We're supposed to be on a roadtrip to Maine right now, but that's obviously not going to happen.
Şu anda aslında Maine'e doğru bir yolculukta olmalıydık, ama belli ki bu olmayacak.
- Yeah, well, that's not going to happen this time.
Evet, ama bu sefer sorun yaratmayacaklar.
That's not going to happen.
Böle birşey olmıyıcak.
It's bad enough that I'm just going on Saturday but don't expect me to get out there and start bustin'a move'cause it's just not going to happen.
Cumartesi oraya gidecek olmam zaten yeterince kötü. Bir de benden abuk subuk hareketler yapmamı bekleme! Çünkü bu olmayacak.
That it's not going to happen?
Böyle bir şeyin olamayacağını mı?
I'm gonna go tell Dan that it's not going to happen.
Dan'e çıkmayacağımızı söyleyeceğim.
That's not going to happen again.
- Bu tekrar olmayacak.
That's not going to happen.
Bir daha yapmayacaksin.
That's not going to happen.
Bu hiç olmayacak birşey.
That's going to happen whether we let you go or not.
Sizi bıraksak da bırakmasak da bu olacak.
- That's not going to happen.
- Bu olmayacak. - Bu olmak zorunda.
That's not going to happen!
Böyle bir şey olmayacak!
Look, I am not a fan of capital punishment, and there are a lot of others like me who are doing everything they can to stop it, but that's not going to happen before two weeks from Thursday.
Bak, idam cezasının taraftarı değilim, ve bunu durdurmak için ellerinden gelen her şeyi yapan, benim gibi bir sürü kişi var. Ama perşembe gününe iki hafta kala hiçbir şey değişmeyecek.
Listen, you can argue all you want when we get back to Voyager, but that's not going to happen unless we come up with a plan.
Voyager'a döndüğümüzde bunları istediğiniz kadar tartışabilirsiniz, lakin plana uymazsak böyle bir şey hiç olmayacak.
No, that's not going to happen.
Hayır, bu olamaz.
That's not going to happen. I'm not going to die.
Ne öleceğim, ne de hapsi boylayacağım.
That's not going to happen.
Bu kesinlikle olmayacak.
That's not going to happen unless he comes back.
Gen dönmezse olmaz.
No, no. That's not going to happen.
Hayır, öyle bir şey olmayacak.
With respect, sir, that's not going to happen.
Efendim, bu pekiyi olmaz.
That's not going to happen.
Böyle bir şey olmayacak.
That's not going to happen, Gavin.
Gavin, böyle bir şey olmayacak.
How do you think that's going to happen if you're not a guru?
- Sen guru olmazsan bu nasıl olacak sanıyorsun?
And that's not going to happen.
- Elimde bir silah ve ceset sözkonnusu değil.
When? I need him now. And if that's not going to happen, I will move on.
Ona şimdi ihtiyacım var, ve bu olmazsa, işe devam edeceğim.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]