English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ Y ] / Yourfather

Yourfather translate Turkish

139 parallel translation
If yourfather doesn't bring any money tonight we'll eat candy only.
Eğer baban para getirmezse, bu gece yalnızca şeker yiyeceğiz.
Have you told yourfather about us?
Babana bizden bahsettin mi?
Oh, and you'd better call yourfather in Liverpool.
Sen de babanı Londra'ya çağır.
Defying yourfather?
Benim için babana karşı geliyorsun. Kendini de tehlikeye atıyorsun.
Are you saying you think yourfather is a traitor?
Babanın hain olduğunu mu söylemek istiyorsun?
It's yourfather!
- İşte baban! Pete.
When yourfather died, I raised you. My monument...
Baban öldüğünde, seni ben büyüttüm sen benim bir eserimsin.
I'm yourfather.
Ben senin babanım.
- Follow yourfather.
- Babanı takip et.
Thanks to me yourfather knew pleasure your mother was impregnated, and you came into this world.
Benim sayemde baban anneni hamile bıraktı ve sen dünyaya geldin.
Yourfather's whereabouts?
Nereden bileyim babanı?
Who is yourfather?
Baban kim?
- Yourfather gave it to you.
- Zaten bunu sana veren babandı.
Not a word to yourfather.
Özellikle babana hiçbir şey söyleme.
Yourfather has that infernal train set out... and your delightful cousin Jennifer is here, and then to top it all off... the maid seems to have switched to menthol - aah!
Kuzenin Jennifer burada, baban şeytani tren setini kurdu ve en önemlisi hizmetçi mentolü değiştirmiş gibi görünüyor.
It seems the F.B.I. has a little tax problem with yourfather's wife.
Görünüşe göre FBI babanın karısıyla bir vergi problemiyle karşılaşmış.
No, I mean yourfather's wife.
Hayır, babanın karısıyla.
You're very much like yourfather, aren't you, Pat?
- Babana çok benziyorsun, Pat
You can chase your tail in the dark... and accomplish nothing... or you can really do some good... for the people of Chinatown... for your career... and for yourfather.
Bu karanlıkta boşa kürek sallamaktan farksız ama sen Çin Mahallesi sakinleri için iyi bir şeyler yapabilirsin. Kariyerin için de baban için de.
Yourfather has nominated me.
Baban beni onayladı.
And I can make yourfather beg!
Babanın sana yalvarmasını sağlayabilirim!
And I'll place a begging bowl in yourfather's hand and make him beg!
Ve babanın eline kaseyi verip, onun yalvarmasını sağlayacağım!
They say yourfather is a reactionary dentist.
Babanın gerici bir dişçi olduğunu söylüyorlar.
The ones yourfather put in your leather suitcase.
Babanın, deri çantana koyduğu kitaplar.
To catch a soft turtle to give yourfather strength.
Babanın iyileşmesi için yumuşak kaplumbağa yakalamaya.
Now he's an enemy of the people, like yourfather.
Şimdi tıpkı senin baban gibi, insanların düşmanı.
Is it what I said about yourfather? That he was an enemy of the people?
Babana insanların düşmanı dememe mi alındın yoksa?
Yourfather barely looked at him.
- Baban zorla çocuğun yüzüne baktı.
Yourfather didn't care at all.
Ne peki? Baban hiç umursamadı.
Josh, is yourfather a stupid man?
Josh, senin baban biraz aptal mı?
I've taken out some of yourfather's clothes.
Babanın kıyafetlerini çıkardım.
Krishna, yourfather, Rohit Mehra, is still alive.
Krishna, baban, Rohit Mehra, hala yaşıyor.
- Who'd take care of yourfather?
- Babanızla kim ilgilenecek?
Yourfather would be in good hands.
Babanız güvenilir ellerde olmalı.
You blame yourfather, your brother, you blame me...
Babanı suçluyorsun, ağabeyini beni.
Yourfather?
Baban mı?
I am yourfather. I am your papa.
Ben senin babanım, baban.
Don't. You remind me of yourfather when you talk like that.
Böyle konuşunca, bana babanı hatırlatıyorsun.
You don't have to have the same fate as yourfather.
Babanla aynı kaderi paylaşmak zorunda değilsin.
And yourfather :?
Ya baban :?
- No? Then will yourfather pay for more soup?
Sonra Baban daha çok çorba için para verecek?
Sorry, buddy! I didn't see it. Now will yourfather wash these clothes?
Hepiniz, şaka yapıyordunuz, bende şaka yapiyordum.
If I don't even understand you today then I am not worthy of being called yourfather.
Günahlarımı çekemek için, nereye gideceğimi bilmiyorum. Çocuğum!
Yourfather... He lives on credit himself.
Baban anca kendi kredisini ödeyebilir.
And yourfather's on a business trip?
Babanız iş gezisinde mi?
It's a farewell letterfrom yourfather.
Babandan bir veda mektubu.
- Really, yourfather?
- Cidden babanın mı?
I fought with yourfather.
Babanla birlikte savaşmışız.
So, how'd yourfather die in the war, how'd he die.
Peki baban nasıl ölmüştü savaşta, nasıl ölmüştü?
- Yourfather didn't die before... - you were bom, no way.
- Baban sen doğmadan önce ölmüş olamaz, kesinlikle olamaz.
- Yourfather.
- Kim? .

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]