Translate.vc / Spanish → Turkish / Chrisjen
Chrisjen translate Turkish
19 parallel translation
El cielo ayuda a tus enemigos, Chrisjen.
Tanrı düşmanlarına yardım etsin Chrisjen.
Le advertí a Chrisjen que estaba un poco preocupado.
Kafamın biraz meşgul olduğu konusunda Chrisjen'i uyarmıştım.
Es un ciudadano particular, Chrisjen, no puedes andar estrujándole los huevos.
Sivil bir vatandaş Chrisjen. Onu zor duruma düşüremezsin.
Soy Chrisjen Avasarala, subsecretaria adjunta de las Naciones Unidas.
Ben BM Genel Sekreter Yardımcısı Chrisjen Avasarala.
Ya estamos más allá de o circunstancial, Chrisjen.
Bu durumdan başka şeyler var Chrisjen.
Chrisjen, tu investigación de los contrabandistas de la APE fue clave para descubrir todo esto.
Chrisjen, DGİ kaçakçıları soruşturman tüm bunları ortaya çıkarmada etkili oldu.
Chrisjen Avasarala, confío en que recuerdes a Jules-Pierre Mao.
Chrisjen Avasarala, Jules-Pierre Mao'yu hatırladığını sanıyorum.
Los motores de esas naves fueron construidos por operarios de la APE trabajando para Fred Johnson.
Chrisjen Avarasala B.M. Müsteşar Yardımcısı Gemilerin motorları Fred Johnson için çalışan DGİ teknisyenleri tarafından geliştirildi.
Chrisjen.
Chrisjen.
Soy Chrisjen Avasarala.
Ben Chrisjen Avasarala.
Esta podría ser nuestra última oportunidad de ganar, Chrisjen.
Kazanmak için son şansımız bu olabilir Chrisjen.
¿ Qué relevancia tiene eso con las naves invisibles?
- Affedersin Chrisjen ama bunun gizli harekât gemileriyle ilişkisi nedir?
Él es un buen hombre, Chrisjen.
- O iyi bir adamdır Chrisjen.
- Chrisjen.
- Chrisjen.
A caballo regalado no se le miran los dientes, Chrisjen.
Hediye atın dişine bakılmaz Chrisjen.
La historia está escrita por los ganadores, Chrisjen.
- Tarih kazananlar tarafından yazılır Chrisjen.
Chrisjen, esta puede ser nuestra única oportunidad de seguir en el juego.
Chrisjen oyunda kalmak için tek şansımız bu olabilir.
Chrisjen, si estás escuchando, tú me enseñaste, me inculcaste, que la Tierra debe ser la prioridad.
Chrisjen eğer dinliyorsan önceliğin Dünya'ya ait olduğunu bana öğretip beynime kazındın.