Translate.vc / French → Turkish / Barnabas
Barnabas translate Turkish
117 parallel translation
Mon mari était le capitaine Barnabas McKlennar.
Kocam Kaptan Barnabas McKlennar'dı.
J'y ai vécu. Jusqu'à ce que Barney en construise une en pierre.
Barnabas o taştan yeri yapmaya başlayana kadar burada yaşamıştım.
Appelle John Kennedy, le chef du service oncologie à St Barnabas.
John Kennedy'yi aramanı istiyorum. Saint Barnabas'ta onkoloji başkanı.
Le p tit Paulie est en taule.
Küçük Paulie, St. Barnabas'ta.
Tu vas intégrer l'équipe de football gaélique, je veux que tu lises ça.
Barnabas kardeş seni futbol takımında deneyeceğini söylüyor. Bunu okumanı istiyorum.
Je veux vous parler de cet enfant à charge, un certain Barnabas Reynolds.
Versene şunu. O kızdan ne tür bir hastalık kaptığını bilemezsin. Kızın hastalığı falan yoktu.
BARNABAS REYNOLDS 2010
- Amma adi adam.
Il y a quelques semaines, j'ai lu dans le journal qu'ils allaient diffuser un épisode de Dark Shadows, celui où Barnabas est libéré de sa tombe.
Birkaç hafta önce gazetede "Dark Shadows" un yayınlanacak olan bir bölümünde Barnabas'ın mezarından kaldırılacağını okudum.
Evidemment, c'est l'épisode où Barnabas kidnappe Maggie.
Tamam. Ama bu bölümde Barnabas Maggie'yi kaçırıyor...
Barnabas. "
St. Barnabas Kilisesi'ne.
" Donations St. Barnabas, 1862.
St. Barnabas bağışlar, 1862.
On m'a dit que Sil était à St.
Sil'in St. Barnabas'ta olduğunu duydum.
Barnabas. Mon Dieu, qu'est-ce qui nous arrive?
Tanrım bize neler oluyor?
Barnabas Stinson écrira... le Code des Potes.
Kardeşlik Kanunu'nu Barney Stinson yazacak.
Vous reconnaisser Barnabas Cuffe, éditeur de la Gazette du Sorcier.
Gelecek Postası'nın editörü Barnabas Cuffe'yi tanımışsındır.
Barnabas, va voir dans les égouts.
Barnabas, Buraya gel. Kanalizasyonlara bak.
Ma lutte contre Barnabas afin contrôler les S.T.O sur Caprica prend forme.
Caprica'daki Tanrı'nın Askerleri'nin yönetimini ele geçirmek için Barnabas ile yaptığım mücadele sona yaklaşıyor.
Tu vas parler de ça à Barnabas?
Barnabas'a böyle mi söyleyeceksin?
Je vais... aller parler à Barnabas.
Barnabas ile konuşacağım.
Barnabas les retourne contre toi, Clarice...
- Barnabas hepsini değiştirdi, Clarice.
Et maintenant, tu veux te joindre à Barnabas contre moi.
Ve karşılığını bana karşı olup Barnabas'a katılarak ödüyorsun.
Barnabas m'a dis qu'il aurait valu que je le suive, et je l'ai écouté.
Barnabas daha iyi bir yol olabileceğini söyledi ve ben de onu dinledim.
Bien sûr que non. Barnabas...
Tabii ki hayır, Barnabas.
Zoé.
Zoe. Ateşkes ilan etme vakti geldi, Barnabas.
Non, Barnabas, s'il te plait.
Hayır, Barnabas, lütfen yapma!
Vous n'êtes si difficile à trouver que ça, Barnabas.
Düşündüğün kadar bulunması zor biri değilsin, Barnabas.
Si tu pouvais m'aider... Je peux organiser un rendez vous avec Barnabas.
Bana yardım etmenin bir yolu varsa... Sana Barnabas ile bir buluşma ayarlayabilirim. Elimden tek gelen bu.
Je peux t'arranger une rencontre avec Barnabas.
Gemenon'a giderken Zoe'nin paketini yanımda götürmeliyim.
Lacy, tu veux que je t'aide, sans me dire dans quoi je m'engage.
Belki senin için Barnabas ile bir görüşme ayarlayabilirim.
Retourne voir Barnabas, Il me faudra une grande boîte.
Yani, çok yakındı. Barnabas'ın kocaman bir kutuya ihtiyacım olduğunu bildiğinden emin ol.
Je n'arrive pas à croire que Barnabas ne m'aidera pas.
Barnabas'ın bana yardım etmeyeceğine inanamıyorum.
Je suis défiée pour prendre la direction de la cellule STO. Par Barnabas.
Barnabas tarafından Tanrı'nın Askerleri'ne liderlik etmek için meydan okundum.
Barnabas veut une réunion.
Barnabas görüşme yapmak için çağırıyor.
J'y crois pas, Barnabas ne m'aidera pas.
Barnabas'ın bana yarım etmeyecek olmasına inanamıyorum.
Tu es un petit garçon, Barnabas.
Küçük bir çocuksun Barnabas.
Barnabas, c'est Lacy.
Barnabas, ben Lacy.
Barnabas, je ne peux pas attendre plus longtemps.
Daha fazla bekleyemem. - Hemen gitmeliyim!
Viens, Barnabas.
Gel, Barnabas.
Mais rappelle-toi, Barnabas, la famille est la seule richesse réelle.
Fakat unutma, Barnabas. Asıl variyet, ailedir.
Barnabas.
Barnabas.
Il s'appelait Barnabas Collins.
Adı Barnabas Collins'ti.
Mon nom est Barnabas Collins.
Benim adım Barnabas Collins.
Il dit que son nom est Barnabas Collins.
Adının Barnabas Collins olduğunu söylüyor.
Dites-moi... qu'est-ce que vous savez... de Barnabas Collins?
Söylesenize Barnabas Collins hakkında neler biliyorsunuz?
Je suis Barnabas Collins.
Barnabas Collins benim.
Bienvenue à la maison, Barnabas Collins.
Evine hoş geldin, Barnabas Collins.
Donc, Barnabas, quelle sorte de business faites-vous chez vous?
Ee Barnabas, memlekette ne iş yapıyordun?
Clarice? Barnabas, c'est moi. Je... je veux rentrer.
Clarice?
Bonjour, Barnabas.
Selam, Barnabas.
Non, laisse-la rester.
- Barnabas.
- Barnabas.
- Amaca hizmet etmek istedi.