English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / French → Turkish / Bossa

Bossa translate Turkish

71 parallel translation
- Bossa nova!
- Bossa nova!
Bossa nova?
Bossa nova?
- Essayons ce beat Bossa Nova.
Bossa vova vuruşu deneyelim derim.
"C'est la faute à la musique."
"Bossa nova'yı suçla."
Alors, vous n'adorez pas la bossa-nova?
Bu müzik bir harika değil mi?
t rois petits tours et ce fut une belle histoire d'amour c'est la faute à la bossa nova la danse de l'amour
Oh, bütün hepsi sadece küçük bir dans ile başladı. Fakat yakında romantik bir son olacak. Bunun için Bossa Nova'yı suçla.
ça devrait te plaire, dans le cas contraire... c'est la faute à la bossa nova... me fais pas rire.
Seveceğini düşünüyorum, ama eğer sevmezsen... "Bossa Nova" yı suçla Kes şunu.
"Sem Contençäo" de bebel Gilberto, enregistré en 1 999, sorti chez Six Degrees Records et inspiré par la légende de la bossa nova, Joäo Gilberto, qui se trouve être son pêre.
Bebel Gilberto'nun 1999'da 6 Degrees plak şirketi tarafından basılan "Sem Contencao" sunu dinliyorsun. Şarkıda efsanevi bir bossa nova şarkıcısı olan babası Joao Roberto'nun etkileri açıkça görülüyor. Gitme.
"Chansons Folks d'aujourd'hui." C'est quoi, ça, M. Bossa Nova?
"Çağdaş Halk Şarkıları" mı? Söyle bakalım Bay Bossa Nova, kimin CD'si bu?
La Bossa nova?
- Çarliston?
J'ai emmené les triplées à Cocoa Beach, au banquet de la Nasa.
Bossa Nova üçüzlerini Cocoa Plajına götürdüm. - NASA bir Hawaii partisi veriyordu.
- La faute à la bossa nova.
- Suç Bossa Nova'nın.
Je ne savais pas que vous étiez comme bossa-nova.
Bossa novadan ( çn : bir tür ritmik dans ) hoşlandığınızı bilmiyordum.
J'ai réussi. Je vais combattre le boss.
* Bossa gelmeyi başardım.
Vous êtes censés faire la bossa nova.
Bossa Nova yapman gerek.
Faute à la Bossa Nova Avec son charme magique
* Bossa nova'yı suçla... *... ve onun büyüsünü.
Tu n'aimes pas par exemple de la Bossa Nova?
Brezilya müziği sevmez misin? Mesela Bosanova?
Bossa Nova, Gringo?
- Bosanova mı?
- C'est quoi?
Bossa nova.
- La bossa nova de votre tante Erin.
Erin teyzen yaptı.
Tu m'écoutes jouer une bossa-nova classique?
Bossa nova standartlarında arp çalışımı duymak ister misin?
Bossa nova Elle n'est pas encore vide.
Hey, o daha bitmedi!
On n'y peut rien si la salle est vide.
Koltuklar boşsa boştur, elinden bir şey gelmez.
Comment rentrer à la taule toutes seules? Moi, si j'ai personne, je me mets à pleurer.
Geceleri eve geldiğimde ev boşsa ağlamaklı oluyorum.
"Quand mon verre est plein... je le vide. Quand mon verre est vide, je le plains."
"Kadehim doluysa boşaltan ben, kadehim boşsa dolduran yine ben."
Au cas où ils trouvent pas les caisses...
Sandıklar boşsa...
Si leur coeur est libre, alors leur corps est à prendre.
Kalpleri boşsa, vücutları müsaittir.
Si pas de balle, vous ne me laissez pas aller à la cheminée.
Eğer bu silah boşsa, şömineye kadar gitmeme izin vermezsiniz.
Pas de démocratie où les caisses sont vides.
Diyorum sana kasalar boşsa, demokrasi olmaz.
Si la place est libre.
Eğer bu görev boşsa tabi.
- Le flingue est pas chargé.
- Silah boşsa, silahlı soygun sayılmaz.
Si là-dedans c'est vide, ça, c'est sans importance.
Eğer bu boşsa, bunun bir önemi yoktur.
Si t'es libre cet aprèm', on se retrouve à la bibliothèque.
- 6'ıncı dersin boşsa, kütüphanede buluşabiliriz.
Si le dépôt de bus est aussi vide que les quais et l'aéroport...
Eğer otobüs durağı, rıhtım ve hava alanı kadar boşsa...
Et si la maison est vide?
Ev boşsa?
Une journee sans baiser... est une journee gachee.
Seksiz geçen bir gün boşa geçmiş bir gündür. - Boşsa geçmiştir. Evet.
Si c'est vide, je suis assis dos au sens du train.
Eğer boşsa gidiş yönüne doğru oturmam.
En général, quand une ville se retrouve déserte, - il y a toujours des zombies dans le coup.
Olabilir ama bir şehir bu kadar boşsa genelde zombiler işin içinde olur.
- Je sais. Est-ce toujours sa chambre, si elle est vide?
Oda boşsa, hâlâ onun odası sayılır mı?
Si la chambre est libre, je pourrai jeter un coup d'œil.
- Oda boşsa, bir bakabilirdim.
Si c'est à vendre et vide, c'est notre club.
Satılık ve boşsa, parti yapabiliriz.
Et s'il n'y a pas de voiture, je traverse vite!
Yol boşsa, marş!
T'as du temps libre, pourquoi on répète pas?
Vaktin boşsa biraz daha prova yapalım.
Si elle est ouverte et disponible, je prends en général la cabine.
Eğer boşsa genellikle kabine girerim.
- J'ai mon propre barbier.
- Ne zaman boşsa. - Benim kendi berberim var.
Y a personne dedans.
O tabutta kimse yok. Tabut boşsa- -
Faute à la Bossa Nova
* Bossa nova'yı suçla...
On se demandait si on pourrait la voir.
Eğer boşsa bir bakabilir miyiz?
Je veux que ce soit partout. Les entrées, les cafés, les librairies.
Koridorlarda, kahve dükkanında, kitapçıda, neresi boşsa orada, tamam mı?
Je vais voir si la voie est libre et on les sort d'ici.
Etraf boşsa bu yavruları buradan götürelim.
Bossa nova, osso buco.
- Bosso nova, osso buco.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]