Translate.vc / French → Turkish / Bâle
Bâle translate Turkish
38 parallel translation
Je suis inquiet et il faudra encore attendre une correspondance à Bâle.
Kötü görünüyor. Sabah erkenden yola çıksak bile halen Basle'da aktarma var. Saatlerimizi alabilir.
Sauriez-vous l'heure à laquelle le train de Londres quitte Bâle?
Bayım. Basle'den İngiltere'ye tren ne zaman kalkıyor biliyor musunuz?
- Voilà. Il quitte Bâle à 21h20. - 21h20, ça fait...
İşte, ayrılış Basle, 21 : 20.
Sauf retard d'ici Bâle, nous verrons le dernier jour du match.
Eğer Basle'la vaktinde ulaşırsak, maçı seyredebiliriz.
Si nous ratons le train à Bâle, nous manquerons le match!
Basle bağlantımızı kaçırırsak, Manchester'e asla vaktinde ulaşamayız.
Bâle, 10 mn d'arrêt..
BASEL - GÜMRÜK
- Si, à la douane. - À la douane? - À Bâle, il y a 15 jours.
Evet, iki hafta önce Basel'deki gümrükte.
Je l'ai envoyée lundi. J'étais à Bâle.
- Zürih'te Waldstein'lardaydım.Çok selam söylediler.
Base de Bâle, appelons appareil non identifié au-dessus de Bâle.
Basle Kulesi, Basle üzerinde uçan kimliksiz taşıtı arıyor.
L ´ état allemand vous paye un billet pour Bâle.
Alman hükümeti Basel'e giden bir tren için bilet alacak.
" La décision fut prise d'envoyer Joe au célèbre Sanatorium Nordbach... à Bâle, en Suisse, pour un traitement spécial.
"Küçük Joe'nun özel terapi için İsviçre, Basel'deki ünlü Nordbach Sanatoryumu'na gönderilmesine karar verildi."
Via Bruxelles, Luxembourg et Bâle.
Brüksel üzerinden, Lüksemburg'a...
Il y a quinze ans, vous travailliez à Bâle, vous avez été agressée.
15 yıl önce, halen Basel'de çalışırken, tecavüze uğradınız...
RICHARD GLAZAR Bâle ( Suisse )
RICHARD GLAZAR ~ BASEL, İSVİÇRE ~
Bâle!
- Basel!
M. Mendel représente la banque de Bâle, qui détient les mises.
Bay Mendel, İsviçre'deki Basel Bankasını temsil ediyor. Bahisler onda.
Mme Varnas est à Bâle ce soir.
Bayan Varnas bu gece Basel'de olacak.
Vous avez le numéro de la Fondation Anne Frank à Bâle?
İsviçre'deki Anne Frank Vakfı'nın telefon numarası lütfen.
D'après ses papiers, elle s'appelle Veronica Bühler, 25 ans, institutrice à Liestal, canton de Bâle-Campagne.
Burada yazanlara göre, ismi Veronika Bühler, 25 yaşında, Bâle-Campagne bölgesinde bulunan, Liestal isimli köyde öğretmen.
Nous inviterons des médecins de Zurich, Bâle et Genève à venir la voir.
Zürih, Basel ve Cenevre'den doktorları onu görmesi için çağırmaya karar verdik.
La réunion s'est tenue il y a peu à l'Intercontinental de Bâle.
Basel'deki Intercontinental Otel bu yılın başlarında söylediğin toplantıya ev sahipliği yapmış.
Une réunion secrète à Bâle, en Suisse.
Gizli bir buluşma, Basel İsviçre'de.
J'ai demandé à l'immigration suisse les photos des voyageurs arrivés à Bâle cette semaine.
İsviçre Göçmenlik Bürosu'ndan o hafta Basel'e uçan tüm yolcuların fotoğraflarını göndermelerini istedim.
- Parler de Bâle et de l'implication des Renseignements.
- Sadece Basel'le ilgili olduğunu ve işin istihbarat servislerinin derinlerine kadar ilerlediğini.
J'ai demandé aux Suisses d'envoyer les photos des voyageurs arrivés à Bâle cette semaine.
İsviçre Göçmenlik Bürosu'ndan o hafta Basel'e uçan tüm yolcuların fotoğraflarını göndermelerini istedim.
Parler de Bâle et de l'implication des Renseignements.
Sadece Basel'le ilgili olduğunu ve işin istihbarat servislerinin derinlerine kadar ilerlediğini.
Il en savait plus sur la réunion de Bâle.
Basel toplantısıyla ilgili daha fazla şey öğrendiğini söyledi.
Si c'est lié à Bâle, je veux que ce soit prioritaire.
Eğer bunun Basel'le bir bağlantısı varsa, bu işe öncelik verilmesini istiyorum.
L'Intérieur a reçu une mise en garde d'une source haut placée à propos d'une réunion à Bâle.
İçişleri Bakanı yüksek mevkideki bir kaynaktan Basel'de düzenlenen bir toplantıyla ilgili uyarı aldı.
C'est lié à une rencontre à Bâle.
Basel'de buluşan bir grupla bağlantılı.
Sarah était à la réunion de Bâle.
Sarah Basel'deki toplantıdaydı.
ce musée sur la drogue à Bâle.
Basel'de ki aptal müzeye satılmıştı.
Vous trouverez une voiture à Bâle pour passer la frontière.
Basel'de bir araba alacaksın. ve sınır boyunca süreceksin.
Rosa était chez le médecin à Bâle.
Rosa da Basel'de check-up yaptırmak için hastaneye gitmiş..
Je n'ai plus manqué une exposition d'art à Bâle depuis.
O zamandan beri Basel'de sanat sergisine gidesim gelmez.
Au Bauhaus. Quand ce maudit Hitler a pris le pouvoir, il est parti pour Bâle où un ami suisse l'a caché.
Bauhouse'u vardı.
Non, non. Mais tu souviens de Bâle?
Basel nasıldı?