English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Russian → Turkish / [ Е ] / Европу

Европу translate Turkish

614 parallel translation
- А муж уехал в Европу на лечение.
- Kocası tedavi olmak için Avrupa'ya gitmiş.
Завтра корабль отплывает в Европу.
Yarın sabah Avrupa'ya bir gemi kalkıyor.
В прошлом году он ездил в Европу.
Geçen yıl Avrupa'da tek başına kalmıştı.
Свадебная церемония, 6 часов в отеле, и все это время я буду с тобой, а потом он уплывет в Европу.
Nikah sırasında ve otelde geçireceğiniz altı saat boyunca... seni hiç yalnız bırakmayacağım. Sonra da o Avrupa'ya gidecek.
Сейчас посыльный и официант станут свидетелями душераздирающей сцены, когда мы узнаем, что мне надо отплыть в Европу.
Avrupa'dan çağrıldığımı şaşırarak öğrenmemize... komi ve garson şahit olacak.
Да, и Европу, и пони.
Tabii, Avrupa, midilli.
Я хочу, чтобы вы знали, что Джордж не поехал в Европу, чтобы помочь нам уладить дела.
Okulda iyi şanslar, George.
Ты не ездил в Европу.
Daha 55 yaşındayım.
Ты хотел бы жить в лучшем доме города, покупать жене красивые платья, пару раз в год ездить в Нью-Йорк или, скажем, в Европу?
Arada sırada belki Avrupa'ya gitmek. - İstersin değil mi? - İster miyim?
Ты хотел бы жить в лучшем доме города, покупать жене красивые платья, пару раз в год ездить в Нью-Йорк или, скажем, в Европу?
Karına güzel kıyafetler almak. Yılda birkaç kez New York'a iş gezisine gitmek. Arada sırada Avrupa'ya gitmek.
Во время войны он прошел через всю Европу с винтовкой в руках.
Savaşta, elinde tüfeğiyle tüm Avrupa'nın yarısını dolaşmıştı.
Вы приехали в Европу, чтобы купить себе мужа?
Avrupa'ya koca satın almak için geldin.
" В начале ХIХ века на Европу легла черная тень.
19. yüzyıl başlarında, Avrupa'nın üzerine karanlık bir gölge düştü.
Может, в Европу.
Belki Avrupa.
Я принес тебе "Литературную Европу" с твоей статьей по Адорно.
Adorno'ya yazdığın makaleyi içeren'Europa letteraria'yı getirdim.
Я не знаю, что именно произойдет, но я точно знаю : если мы сдадим Берлин - мы сдадим Германию, а если мы сдадим Германию - мы сдадим Европу.
Neler olur bilmiyorum. Ama şunu biliyorum : Eğer Berlin giderse, Almanya gider.
Много лет она не видела свою родную страну и Европу.
Uzun yıllardır ne kendi ülkesini ne de Avrupa'yı görmüş.
Нет, я едва знаю старушку Европу.
Hayır, yaşlı Avrupa'mızı tanımak yeterince zor.
Танганьика свободна. Бедная свобода, которая заставляет Европу улыбаться.
Avrupayı gülümseten bir kurtuluş, renkli insanlar
Воевал в Северной Африке и Сицилии... и прошёл всю Европу вплоть до Чехословакии.
Kuzey Afrika ve Sicilya'dan tut, Çekoslovakya'ya kadar tüm Avrupa'da savaşmış.
Скажите... Скажите, мой друг, месье Шмюртц, хочет посетить Европу на своем Кадиллаке.
Miami'li dostum Bay Du Schmurtz Cadillac'ıyla Avrupa'yı dolaşıyordu.
Далее вас отправят в Европу... для уничтожения объекта под кодовым названием "Оборот".
Daha sonra bu kişileri gizlice Avrupa'ya götürüp Överleaf adı verilen hedefe saldırıp onu yok edeceksin. "
Нет, когда уезжаю в Европу, я никогда не беру с собой чековую книжку.
Hayır. Ne zaman Avrupa'ya gitsem, çek defterimi evde bırakırım.
Только одно, для человека, собирающегося в Европу, у него было слишком мало денег.
Evet, sadece bir şey. Avrupa'ya giden biri için pek de parası varmış gibi görünmüyordu.
Я отказываюсь верить, что народ Великобритании, всегда дружественной, считает свой обязанностью вести Европу к катастрофе, защищая этих африканцев.
Büyük Britanya halkının daima dost olduğuna inanmayı red ediyorum öyle sanıyorum ki bu görevde, Afrikalı bir ulusu savunmakla Avrupayı felakete sürüklemeye liderlik ediyorlar.
Я хотела свозить Риган в Европу после окончания школьного года.
Okullar tatil olunca Regan'ı Avrupa'ya götürmek istiyordum.
- Мир Средневековья : здесь мы реконструировали Европу 13-го века.
Burası ise 13. yüzyıl Avrupa'sı baz alınarak yaratılan Ortaçağ Dünyası.
Мы едем в Европу.
Avrupa'ya gidiyoruz.
Они здесь, но собираются на пару недель в Европу, пока достраивают их новый дом.
- Öyle mi? Yeni evleri tamir olana kadar birkaç haftalığına Avrupa'ya gidiyorlar.
"Её нужно отправить обратно в Европу".
"Avrupa'ya geri gönderilmesi gerekiyor."
Если бы вместо жены у меня была бы такая жнщина как вы, я бы завоевал всю Европу.
Karımın yerinde senin gibi bir kadın olsaydı, tüm Avrupa'yı işgal ederdim.
Если я его не убью, он пройдет войной через всю Европу.
Onu öldürmezsem, tüm Avrupa'yı savaşa bulaştıracak.
Oна скоро уезжает к родителям в Европу.
Yakında Avrupa'daki ailesinin yanına gidecek.
Лично я предпочитаю Европу.
Şahsen Avrupa'yı öneririm.
- Европу?
- Avrupa?
Долго работал без отпуска и вот, наконец, поехал в Европу.
İşte böyle bir adam varmış Avrupa'ya bir seyahate çıkmış... Çok uzun zamandır çıktığı ilk seyahatmiş bu.
И это моё первое путешествие в Европу, и я наслаждаюсь каждой минутой.
Bu Avrupa'ya ilk gelişim. Yaşadığım her anı çok beğeniyorum.
- Да, но я хочу поехать с тобой в Европу.
- Avrupa'ya gitmek istiyorum. - Philadelphia'ya.
Это вывело его и всю Европу за пределы монастыря средневекового мышления.
Böylece ortaçağ düşüncesindeki manastırı terkedip Avrupa'ya gidecekti.
В общем и целом, он представлял природу других планет и жителей этих планет похожими Европу 17-го века.
Diğer gezegenleri ve yaşamsız olanlarını da çevre olarak 17. yüzyıl Avrupası gibi hayal etti.
Солнечный свет падает на Европу и отражается обратно в космос, где малая его часть улавливается люминофором телевизионных камер "Вояджера", создавая изображение.
Günışıkları Europa'ya çarpıyor, ve uzaya yansıyarak Voyager'ın kameralarına ulaştığında bir görüntüye dönüşüyor.
Заснять Европу с близкого расстояния, где видны детали размером всего несколько километров, выпало на долю "Вояджера-2".
Voyager-2 bugün ilk yakın çekimleri yapmak üzere Europa'ya sadece büyük kütleler görebildiğimiz yere gitti.
Может в Европу.
Belki de Avrupa'da olacak.
Тогда поезжай в Европу!
O zaman sen de Avrupa'ya git!
На те деньги, что мы на нее потратили, можно в Европу слетать.
Mısır yetiştirmek için harcadığımız parayla Avrupa'ya gidebilirdik.
"Послушай, тебе надо податься в Европу".
" Dinle dostum, sen Avrupa'ya gitmelisin.
Она заезжала ко мне по пути в Европу. Когда она вернется, мы ее найдем.
Avrupa'ya giderken uğramıştı, dönünce arayacak.
Заехала по пути в Европу?
Avrupa'ya mı gitmiş?
Потом они на некоторое время собираются в Европу.
Sonra bir süreliğine Avrupa'da olacaklarmış.
На следующей неделе она приплывает в Европу.
Dr. Fletcher bir sonraki hafta gemiyle Avrupa'ya gider.
Мистер Денмарк не придёт, он улетел в Европу.
- Avrupa'ya uçtu.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]