Classified translate English
2,956 parallel translation
Eşinizle gizli işlerinizden bahsettiniz mi?
Did you ever talk to your wife about your classified work?
Gizli işler yaptığımızı biliyorsun.
You know we do classified work.
Bu, gizli ya da çok gizli olarak sınıflandırılmamıştı, değil mi?
Well, that's not classified or top secret, is it?
Yani, Roth çok gizli belgelerle bayağı bir zaman geçirmiş demek.
Means he spent a lot of time around highly classified materials.
Roth, ne tarz gizli belgeler üzerinde çalışıyormuş?
What kind of classified material was Roth working on?
Yıllardır, ayda bir kez hiç aksatmadan gerçekten gizli bazı bilgileri indirmek için komutan giriş kodlarını kullanıyormuş.
He's been using his C.O.'s access codes to download some seriously classified material, once a month, like clockwork, for years.
Ve gizli belgelerle dolu bir bilgisayar.
And a computer full of classified material.
Herhangi bir gizli belge ya da adamlarınız hakkında bilgim yok.
I don't know anything about any classified material, or your-your missing men.
Sizin aksinize benim neyi söyleyip neyi söyleyemeyeceğimi seçme şansım yok.
Classified. Unlike you, I don't have the choice about what I can and cannot say.
Orada 350 sayfalık gizli askeri istihbarat var.
There's over 350 pages of high-Level, classified military intelligence on there.
Orada 350 sayfalık gizli askeri istihbarat var.
There's high-level classified military intelligence on there.
Birkaç yıl önce bir dışişleri bakanlığı çalışanı Tahran'a gizli belgeler satmaya çalışırken yakalandı.
Couple of years ago, a guy from the state department gets busted selling classified documents to Tehran.
Dur. Bu gizli bilgi mi?
Wait, is that classified?
İzlerde bir arama yaptırdım, ama gizli bilgiydi.
I ran it for prints ; they're classified, the prints.
Bu gizli bir bilgi, Bennie.
That's classified, Bennie.
Taklitçi dosyasını şimdilik kenara almak istiyor.
He wants the Replicator classified inactive.
- Bu gizli bilgi değil mi?
Isn't that classified?
Özel bir devlet işi, GHİ tarafından mevcut bir devlet binasına -... yaptırılacak bir ekleme.
A classified government job- - an addition to an existing government building- - administered by the GSA.
Bay Knizac, şiddet içerikli hırsızlık suçu için aldığı dokuz yıllık cezasını neredeyse yarılamışken salıverildiğinde şartlı tahliye memuru tarafından "orta seviye riskli" olarak sınıflandırıldı.
Mr Knizac had been classified as "medium risk" by probation staff when he was released from prison, less than half-way through a nine-year sentence for robbery with violence.
Elime yalnızca onun ve savunma bakanının ulaşabileceği son derece gizli birtakım belgeler ulaştı.
I received some documentation with some highly classified intelligence that only he and the Secretary of Defense would have.
Kopyacı'nın aktif değil olarak değerlendirilmesini istiyor.
He wants the Replicator classified inactive.
Bu hiçbir veritabanında bile olmayan gizli bir davaydı.
That's a classified case that's not in any database.
Bu gizli bilgidir.
Well, agent, that's classified.
Süper asker birliği yaratma amacı taşıyan, çok gizli, askeri bir deneyin bir parçasıydım.
I was part of a highly classified, secret military experiment to create a unit of super soldiers.
Bölüğü gizli operasyonlara bakmış, bu yüzden bilgilerine erişemiyoruz.
Her unit's working on a classified case, so, unable to access files.
Bu sınıflandırılmış bir bilgi olduğu için biraz daha bize dayan.
Since this is classified information, bear with us for a while longer.
Sınıflandırılmış bilgiymiş, saçmalık.
Classified Information, my ass.
Onun hakkında konuşamam, gizli bilgidir.
I can't talk to you about him, it's classified.
Sınırlı erişim. Hakkari-Ordu-1-3-Denizli.
Classified authorization... hotel Oscar 1-3-delta.
Bu gizli bilgidir.
That's classified.
Eğer şifremiz olsaydı, Beyaz Saray'ın ağına girebilir ve Köstebeğin flash diskindeki, aynı gizli dosyalara girip girmediğini öğrenebilirdik
If we had her password, we could get onto the White House's network, see if she accessed the same classified files that were on the mole's flash drive.
Bu bilgi gizlidir.
That information is classified.
Bu bilgi gizlidir.
That's classified.
- Gizli bir bilgidir.
- Classified.
Bu gizli bilgidir.
It's classified.
Gizli bilgi.
Classified information.
Saygısızlık yapmak istemem, ama general, o bir sivil, otoriteye saygısı olmadan gizli bilgileri karıştırıyor ve kullanıyor.
All due respect, colonel, she's a civilian, with no authority to go digging around into classified information. This is a decorated sergeant.
Bu tüneller gizli.
These tunnels are classified.
Nükleer sanayi çok gizli savunma olarak sınıfladırılıyor.
Nuclear industry is classified as a top-secret defense.
Adamın çok detay bilgileri gizli bilgi. Sanki gizli bilgi istifçisi gibi.
Guy's knee-deep in secure files, like some kind of hoarder of classified information.
Yoksa sen bazı yüksek rütbeli savunma Savunma Bakanlığı güzelleriyle mi görüşüyorsun?
Are you getting jiggy with some highly classified DoD beauty?
Gizli olsa bile her türlü bilgiye ulaşabileceğini gösteriyor.
Proving he can get any information he wants even if that is classified.
Seri ilanları bitirdin mi?
Are you finished with those classified ads?
Son derece gizli bir süper asker birliğine mensuptum.
I was part of a highly classified unit of super soldiers.
Bu... Bu gizli bir bilgi.
That's... that's classified.
Dosya gizlilik derecesinde!
It's classified.
- Giderdi! Çok gizli olan bir dosyayı ifşa etmekten tutuklanmayacak olsaydım.
- I would... until I got arrested for disclosing classified information.
Biri Cybertech'in araştırma geliştirme odasına girerek çok gizli olan donanım güvenliği modülünü çalmış.
Someone gained access to Cybertech's clean room and stole a highly classified hardware security module.
Castle sen fotoğrafın peşine mi düştün?
Castle, you went through my classified photos?
Scofield çok gizli olan dosyamızın adıydı.
Scofield was the subject of our highly classified investigation.
Ama senin günün anlatılamayacak kadar gizli olacak.
Only your day will be classified.