Makyaj translate English
4,855 parallel translation
- Makyaj mı yaptın sen?
Are you wearing makeup? No.
Yüzüm, ışığını kaybetmiş, o yüzden mevta karımın makyajından yaptım.
My face has lost a little luster, so I went into my dead wife's makeup.
Gene mi makyaj yaptın sen?
Are you wearing makeup again?
Makyaj malzemelerimi otobüste bıraktım.
You guys, I left my makeup back on the bus.
Az önce başıma gelenlere asla inanmayacaksınız. Makyaj odasında kriz geçiriyordum.
You willer bevieve what just happened to me.
- Makyaj yapacağım.
I'm going to put on a face.
Makyajımı biraz tazelesem iyi olacak.
I just want to freshen up a little bit. Yeah, sure.
Kubilay Han hikayesi için makyaj neredeyse sona erdi, -... devam etsek iyi olur.
Right, make-up are nearly done with Kublai Khan's digits, so we'd best press on.
Makyaj çantamın en üstünde olması lazım.
Should be right on top in the toiletry bag.
Hayır, hayır, hayır, makyaj yaptım.
No, no, no, I'm wearing makeup.
Banyo kabinindeki makyaj malzemeleri ve elektrikli diş fırçası.
The cosmetics in the bathroom cupboard and the electric toothbrush.
Evet, makyaj odasındayken biraz konuştuk.
Yes, when I was in make-up.
Mavi göz makyajı ve kanatlarla harika görünüyordum.
I looked damn good in the wings and the blue eye shadow.
Charity Halam 26 yaşında sakız aromalı dudak parlatıcısını bulduğunda kendi makyaj imparatorluğunu kurdu.
Aunt Charity started her makeup empire at 26 when she invented bubblegum-flavored lip gloss.
Sizi bilmem ama ben direkt prenses makyajı yapan yere doğru gideceğim.
I don't know about you guys, but I'm gonna make a beeline for the place that gives you a princess makeover.
Uyuyan Güzel, Pamuk Prenses, Külkedisi... Sonra saçı, makyajı, her şeyi yapıyorlar.
Sleeping Beauty, Snow White Cinderella- - they give you hair, makeup, the works.
Makyajımı yapmadım.
I'm not wearing any make-up
Makyaj ve bebek yağı.
Makeup and baby oil.
Bu da bir banyo ve bir de makyaj odası demektir.
That means it's a full bath and a powder room.
Kalkıp makyaj bile yaptım.
Because I already got up and put on my face.
Neden erkekleri, muhtemelen buraya geliş amaçları olan iş konuşmalarında baş başa bırakmıyoruz? Biz de bu arada makyaj tazeleriz.
discuss the business they're probably here to talk about while we powder our noses?
Hâlâ o uyanmadan önce yataktan çıkıp makyajımı yapma hilesini yapıyorum. Bu sayede o da benim sabahları o şekilde göründüğümü düşünüyor.
I'm still doing that dating trick where you sneak out of bed and put makeup on before he wakes up so he thinks that's what you actually look like in the morning.
Charlie makyaj işimiz var.
Charlie, we need a makeup job.
- Bırak, bebeğine ben bakayım sen de git makyaj yap.
Here, let me babysit while you go and put some makeup on.
Arabadayken makyaj yapmıştım.
I put makeup on in the car.
Git makyaj yap, çok kötü görünüyorsun.
Just do it... you look a mess.
Sanırım kız arkadaşının biraz seks makyajına ihtiyacı olacak, ne dersin?
I think your girlfriend's gonna need some makeup sex, hmm
Yüzünde makyaj mı var senin?
Are you wearing makeup?
Herkes makyaj yapıp gitti.
Everyone wears makeup.
- Basit makyaj, yüksek yaka.
- Simple makeup, higher neckline.
Bir baksana makyajı bozulmasın diye mutluluğuyla mücadele ediyor.
Oh, look at her out there... fighting her happiness so she doesn't ruin her makeup.
Makyajını mahvetme riskine rağmen dünyadaki en şanslı kadın gibi görünüyorsun.
Well, at the risk of ruining your makeup, you look like the luckiest woman in the world.
Matthew'in benden yana olduğunu unutmamak için bunu makyaj masamın üzerine koymalıyım.
I shall keep it on my dressing table to remind me that Matthew is on my side.
- Makyaj yapmıyor musun?
Are not you going to make up?
Eğer istersen döndüğümde yüzüne makyaj yaparım. Bu sayede en azından eski haline benzersin.
Now, if you want, I'll paint your face on when I come home, so you'll at least resemble what you used to look like.
Güzellik uzmanısın ama, ne modaya dikkat ediyorsun ne makyaj yapıyorsun.
Even though you're a beautician, you don't care about make-up or fashion.
Affedersin, bu aşırı makyaj partisi için yeterince erkeğimsi davranmıyor muyum? Vay be Danny, yakıyorsun.
I'm sorry, am I not manly enough for the makeover you're orchestrating?
Makyaj yarışmasına katılması senin işin içinde iyi olacak.
It will be good for your business to cater the hair and makeup competition.
Makyaj yaptım!
That's makeup!
Bu da makyaj malzemesi.
And this is makeup.
Görüyorsun Angel, kuzenin Patchot hiç elbise giyip, makyaj yapmıyor.
You see, Angel, your cousin Patchot doesn't wear dresses or makeup.
Aynı makyajı yapacağız.
And we'll be using the same makeup.
Teyze beni makyaj malzemesi almaya göndermen iyi oldu!
Auntie, it's a good thing you sent me out to buy make-up!
Mayısta Birleşik Filipinler Gelinlik fuarında saç ve makyaj yarışmasına katılacak.
He'll be joining the hair and makeup contest... of Bridal Fair Philippines Incorporated in May!
Baby, Patchot'un bizim salonumuzun modeli olmasını istiyor Mayıstaki saç ve makyaj yarışması için.
Baby wants Patchot to be the model of our salon... for the hair and makeup contest in May.
Hayatta tek mesele makyaj mı?
all that fuss about makeup?
Bunları kullanırsan, sana makyaj yapmak daha da kolay olacak.
Use these. So it will be easier to put makeup on you.
Saç ve Makyaj Yarışmasını bekleyelim ve görelim.
Let's just wait for the hair and makeup competition.
Makyaj, 35 %...
Makeup, 35 %
Saç ve Makyaj Yarışmasında biz de hizmet veriyormuşuz.
We'll be catering the hair and makeup competition.
Kafamdan makyaj yapmak geçmiyor.
I cannot seem to make up my mind.