Oyuna translate English
5,846 parallel translation
- Çünkü oyuna tekrar dahil olacak.
Because she'd be back in the game.
Oyuna geldik.
We were double-crossed.
- Laflarına dikkat et. Ben oyuna kaçıyorum.
You better watch your mouth.
Kimseyi şey onaylamaz, biliyorum, ama onu alır oyuna parçaları koymak için kurnaz bir stratejist.
You know, anyone can endorse something, but it takes a cunning strategist to put the pieces into play.
Gerçekten benim oyuna bayanlar ile Could.
Could really up my game with the ladies.
Beni dinle kafanı oyuna ver, tamam mı?
But listen, I need you to, uh, keep your head in the game, all right?
Fahişelikten iki kez tutuklanmış. Birinde oyuna getirildiğini iddia edip serbest kalmış diğerinde de yetersiz kanıttan.
She was arrested twice for prostitution- - got off once claiming entrapment and once for insufficient evidence.
Uyanıp oyuna tekrar döneceğini ümit ediyorduk.
We were hoping that you'd wake up, get back in the game.
Oyuna getirildiğini mi söylüyorsun?
You saying you were framed?
En kötü senaryoda da, o benim elmasın yerini bilmediğimi fark eder onu oyuna getirmeye çalıştığımı anlar -
Worst-case... she discovers I don't know the location, realizes I'm trying to pull one over on her...
Oyuna geldik.
We got played.
Beni oyuna getirdin.
You played me.
Seni oyuna getirmedim Raylan.
I didn't play you, Raylan.
Sarhoş olmak için oyuna ihtiyacım olmadı hiç.
I never needed a game to get lit before.
Ya da oyuna getirilmek.
Or burned.
Bundan sonraki oyuna hazır olmak zorundasın demişti.
"You have to get ready for the next game."
Hokey tam o sırada acımasız bir oyuna dönüşmüştü dirseklerlerle itelemeler...
Hockey over here was a more brutal form of the game with elbows...
Beni oyuna getirdin.
You set me up.
Beni oyuna getirdiğini sanıyor.
Thinks he's pulling one over on me.
Oyuna geldin.
You were played.
Onu ilk başta oyuna getiren adamlara mı?
To the very people who framed him in the first place?
Evet, bu bir aksilik, ama bizim kolayca gündemi değiştirmemiz, oyuna yeniden dahil olmalıyız, ve desteğimizi dayanağımızla birlikte açıklamamız gerek.
Yes, this is a setback, but we simply need to change the conversation, get the ball back in our court, and shore up our support with the base.
- ve oyuna geri dönüyoruz.
- and we're back in the game.
Tom'u çok iyi oyuna getirdi.
Show you my ninja-sword collectio... He played Tom perfectly.
Oyuna biletlerim var... ki belirli bir nedenden dolayı.
I have tickets to the game... which I don't think I'll be attending for obvious reasons.
Dostum, sizi oyuna getirdi.
Man, you got played.
Ben oyuna giriyorum, koç.
- Dizzy... - Okay, put me in, coach.
Despereaux ara sıra Gus'la beni oyuna getirir.
No. Despereaux has hoodwinked Gus and I on several occasions.
Oyuna geldik.
We were set up.
Tekrar oyuna döndük.
We're in the black.
Ama babam sahte olduğu ortaya çıkan bir tablo satarak oyuna getirildi.
But my father was fooled into selling a picture found to be counterfeit.
Sen ve tüm dünya Louvre tarafından oyuna getirildi.
You and the entire world have been taken in... by the Louvre.
Marki bütün dünyayı oyuna getirdi.
The Marquis took in the whole world with his scheme.
- Bu salakları onunla oyuna getireceğiz.
That's how we're gonna scam these idiots.
Aldığım bir bilgiye göre tekrar oyuna dahil olmuş.
What are you doing?
Bizi oyuna getirdiler.
They've cracked us.
Oyuna devam edin.
Carry on with the game.
Bu oyuna kadar Fischer önceden kestirilebilirdi.
_ _
Bu tuhaf bir tür, cinsel oyuna benziyor.
She's there willingly. It's some kind of weird sexual role-play.
Oyuna gir!
Get in the game!
Benim oyuna falan ihtiyacım yok.
I... I don't need more game.
Beni oyuna getirdiler.
They framed me!
Hadi oyuna dahil olalım.
Come on, let's get in the game.
Sadece bidaki oyuna geç..
Just switch to the next player.
Oyuna kendini öyle kaptırıyor ki, dünyanın geri kalanını unutuyor.
He gets so lost in that game, he doesn't even know the rest of the world exists.
Cehennem kısmı doğru, oynadığı kumarın parasını ödesin diye sürekli zenginleri oyuna getirmeye çalışıyor. Hastalığı bu işte.
I mean, the "hell" part's right, which accounts for her constant scheming... always trying to find the next pair of deep pockets to pay for her, you know... her sickness.
O yüzden, dikkatini çekmek için bu oyuna onu ben davet ettim.
And so... I invented this game to keep him interested.
Neler oluyor? Oyuna getirdin beni!
- What the hell?
- Hayir, oyuna getirip yalan söylemeye zorladigin için.
No, I'm getting angry because you tricked me into lying.
Bu oyuna bayılıyorum!
I love this game!
Oyuna gidelim.
Let's go play with flowers!